Huzura, sükuna, üretime, disipline, ihtiyaç var; adımlar kırsal kesimden başlasın.
Ünlü bir siyaset insanımız "Muhtarlıklar kaldırılsın" dedi.
Niye dedi bilmem ama aynen böyle dedi.
İnternete girdim ne zaman kurulduğunu kopyalayarak aldım:
"Günümüzde olan şekli ile Muhtarlık birimlerinin temelleri ilk olarak 1829 senesinde İstanbul'da atılmıştır. II. Mahmut Yeniçeri Ocağı'nı ortadan kaldırması sonucu Yeniçerilerin yokluğunda tehlikeye meydan vermemek ve küçük birimlerin güvenliğini koruyabilmek için muhtarlık teşkilatını kurmuştur."
Muhtarlıklar demek ki 200 yıllık bir Osmanlı yadigarı imiş.
Ben bırak kaldırılmasını, kat be kat artırılmasını öneriyorum.
Kırsal kesim muhtarlıkları üç noktada yetkilendirilmelidir.
İşte gerekçelerim:
1- Köyünden göç edip giden bir aile, Tarım İl Müdürlüğü tarafından hazırlanmış bir form - dilekçe ile bağını, tarlasını, arpalığını, evini, zirai alet cinsinden tüm makina, teçhizat, alet ve edevatatını, değerlendirilmesi maksadıyla köyünün muhtarlığına devredecektir.
Çünkü, mülk sahipleri geride bıraktıkları mallarını değerlendiremediği için milli varlıklarımız ciddi anlamda heba olmaktadır. Geride bıraktığı gayri menkul ve menkullerinin takibini layıkıyla yapamadığı için başta icar kayıpları olmak üzere, yanı sıra "Bana vermedin" dargınlığı yaşanmaktadır. Mülk sahibinin hiçbir şey yapmadığını, yapamadığını farz edersek bu kez de bağ, bahçe. Boş kalmakta, evler yıkılıp gitmekte, zirai ekipmanlar da pas ve çürümelerle ziyan olmaktadır.
Muhtarlık bu değerlendirmeyi yapacak, icar ve kiralama veya rızaya dayalı satışlar ile milli varlıklar ekonomiye kazandırılacaktır.
2- Muhtarlara verilecek ikinci yetki şu olmalıdır:
-Köyünü terk etmiş,
-İşleri bozulmuş,
-Yeni yatırımlar için gayri menkulünü satmak gereğini duymuş,
-Miras sebepleriyle malları satışa verilmiş aileler arasında derin dargınlıklar yaşanmaktadır. İcra yoluyla veya internet üzerinden yapılan satışlarda mallar adeta yok pahasına gitmektedir.
Bu tür satış serbestliğinden dolayı köye yabancı kişiler nüfus edebilmekte, köy toplumunun demografik yapısının bozulma yolu açılmaktadır. Bu kanalla o köye hangi tip kişi ailelerin geldiği de köy ahalinde endişelere, kuşkulara sebebiyet vermektedir.
Bu kaotik durumun önüne geçmek için satış serbestliği yine olacak ancak tapu işlemleri esnasında, "Muhtarlık Oluru" şartı getirilecektir. Muhtarlık olurundan kasıt, muhtar ve 4 azasının, "Açıklamalı İzahat ve İmzaları" nın istenmesidir.
3- Üçüncü yetkiye geçeyim:
Köylerde icar adı altında yapılan tüm işlemler, tarladan toplu satışlar, büyükbaş, küçükbaş hayvanların toplu satışlarında, meralarda, çataklarda, göletlerde, dereboylarında var olan bitkilerin, her türlü meyvelerin değerlendirilmesi yetkisi muhtarlıklara bırakılacaktır.
Bu işlemlerin gerçekleştirilmesinde faraza %10 gibi komisyon hakkı doğabilir. Bu gelirat köy bütçesine irat edilecektir.
Üreticiyi korumak, malının ucuza elden çıkmasına engel olmak için böyle bir disiplin şart. Dayı, amca, akraba, arkadaş, komşu arasında zerre miktar dargınlık, küskünlük, kalp burukluğu istenmiyorsa hiç vakit geçirmeden bu 3 konuda yeni bir sistemin kurulması kaçınılmazdır.
Kısaca; muhtarlık oluru olmadan köylerde sinek dahi uçamaz.
Muhtarlıkları basite indirgenemez aksi halde bu gidişle memleketin hiçbir köşesinde huzur kalmayacaktır.
Muhtarlıkların kaldırılmasını isteyenler herhalde dijital kayıtları yeterli saymakta. Vallahi bir harp, darp, büyük deprem gibi hallerde biliyorsunuz ortada ne internet kalıyor ne de telefon.
Biz önce ayağımızı yere sağlam basalım, her türlü dijital kayıtları kullanalım ama ne pahasına olursa olsun Osmanlıdan miras Muhtarlık birimlerini güçlendirerek köylerin otontik yapısını korumaya alalım.
Böyle homojen bir toplum bir kez elden giderse bir daha geri gelmez.