YAŞAR KEMAL ( 06.10.1923 ? 28.2.2015)
Yaşar Kemal 06.10.1923´te Osmaniye´nin Hemite ( bugün Gökçedam) köyünde doğdu. İlköğrenimini Kadirli´de tamamladı. Adana´da ortaokula devam ederken bir yandan da çırçır fabrikalarında çalıştı. Ortaokulu son sınıf öğrencisiyken terk ettikten sonra ırgat katipliği, ırgatbaşılık, öğretmen vekilliği, kütüphane memurluğu, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı. 1946´da gittiği İstanbul´da Havagazı Şirketi´nde gaz kontrol memuru olarak çalıştı. 1948´de Kadirli´ye döndü, arzuhalcilik yaptı. 1950´de Komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla tutuklandı. 1951´de salıverildikten sonra İstanbul´a gitti. 1951- 1963 arasında Cumhuriyet Gazetesinde fıkra ve röportaj yazarı olarak çalıştı. 1955´te kendisine büyük bir ün kazandıran ilk romanı İnce Memed´i yayımladı. 1973´te Türkiye Yazarlar Sendikası´nın kuruluşuna katıldı ve 1974-1975 arasında ilk genel başkanlığını üstlendi. 1988´de kurulan PEN Yazarları Derneğinin ilk başkanlığını üstlendi. Yaşar Kemal 1973´ten bu yana Nobel Edebiyat ödülü adayıdır. Yapıtları kırka yakın dile çevrildi. Yurtiçi ve yurtdışında birçok ödül almıştır.
28.2.2015 tarihinde vefat eden Yaşar Kemal´i bazı görüş ve düşüncelerini anımsatarak anmak istiyoruz:
-?Rus´u Kazı, altından Tatar çıkar?, ?Türk´ü Kazı, altından köylü çıkar?.
-Biz, iki yüz yıldır batıya öykünüyoruz. Bunun için de yaratamıyoruz. Mustafa Kemal çağında kendimize, kültürümüze bir dönüş başladı. Biz o çağda büyük bir kültür tortusuna sahip olduğumuzu anladık. Kendi halk değerlerimize kavuştuk.
-Dünyanın hiçbir yerinde , durum ne kadar umutsuz olursa olsun, ilericiler öyle uzun zaman gericilere yenik kalmazlar. Mustafa Kemal ortaya çıktığı zaman, durum umutsuzun umutsuzuydu , yenildi mi? İnsan umutlu olsun diye bundan sağlam, bundan güzel örnek mi olur?
-Öyle meselelerimiz var ki onları savsaklamak bize çoğa mal olacak. Bir ölüm dirim işi bu. Var olmak ya da olmamak. Ormansız toprak olmaz. Birkaç dikili ağacımız kalmış, onu da bitirmek, tüketmek için büyük çabamızı görüyor musunuz? El ele verip milletçe birleştiğimiz tek şey ormanlarımızı bir an önce yok etme çabası değil mi? Köylü toprağından kopuyor, şehirleri gecekondular dolduruyor. İnsanlar böyledir; daha iyi bir yaşama geçmek için yerlerini terk ederler. Arkanda toprak olmayınca ne kadar büyük endüstri kurarsan kur, onu sürdüremezsin. Bu gidişle topraklarımızın üstünde aç sefil, ekmeğe , bir dilim kuru ekmeğe muhtaç sürüneceğiz. Bu memleket halkını göçebe olmaktan kurtaralım. Daha o kadar elimizden çıkmış değil topraklarımız.
- Dünyada bana bundan ( 1954 Erzurum Hasankale depremi) sonra ?korkunç olan nedir?? diye sorarlarsa
? insanoğlunun bir felaket sonunda susup taş kesilmesidir? derim. Elle tutulur gibi maddeleşmiş bir korkunçluk.
Satırlarımıza Yaşar Kemal´in İsmet Paşa seyahati ile ilgili bir anısını anımsatarak son vermek istiyoruz.
?Yıl 1952. İsmet Paşa yanına politikacıları ve gazetecileri alarak bir yurt gezisine çıkmış. Balıkesir´e on kilometre mesafede bir çiftlik evinde İsmet Paşa, Ferit Melen ve Halil Sezai Erkut´la Balıkesir´e girip girmemeyi tartışıyorlar. Çünkü orada tatsız olaylar yaşanacağı istihbaratı gelmiş. İsmet Paşa, geziyi izlemekte olan Cumhuriyet gazetesi yazarı Yaşar Kemal´i çağırıyor ve Balıkesir´e gidip bir değerlendirme yapmasını rica ediyor. Yaşar Kemal kente giriyor ve bir iki soruşturma sonunda İsmet Paşa´nın konuşacağı kürsünün altına iki arı kovanı saklanmış olduğunu görüyor. Çiftlik evine dönüyor, İsmet Paşa´ya arı kovanını anlatıyor. ?Paşam? diyor, ?iki kovanda binlerce arı bulunur. Sizi elli arı sokarsa ölürsünüz.? ? Biz de başka kürsüde konuşuruz? diyen Paşa´ya Balıkesir Valisi Nurettin Aynuksa ?Paşam? diyor, çıkacak kargaşada en az beş yüz Balıkesirli ölür? deyince, Paşa kente girmekten vazgeçiyor.
İsmet Paşa, yurttaş kanı dökülmesinden çekinerek Bursa´ya doğru hareket ediyor. ? Gel Gökçeli? diyor, ? benim arabayla gidelim. Konuşuruz.? Paşanın makam arabasına binen Yaşar Kemal, Orhaneli´ne girerken yaşanan trajedinin de tanığı oluyor. Kasabanın girişine iki sıra dizilmiş olan Orhaneli halkı Paşa´nın arabasını domates yağmuruna tutuyor. Kıpkırmızı domatesler gelip arabanın camında ve kaportasında patlıyor. Kasabayı geçtikten sonra arabayı durduruyorlar. Paşa iniyor ve siyah otomobilin, çürük domateslerden kıpkırmızı kesildiğini görerek müthiş üzülüyor. Otomobil yıkanırken Paşa Yaşar Kemal´e dönüyor ve ? Bak Gökçeli? diyor, ? Ben Sakarya Muharebesinden sonra Orhaneli´ne girerken halk atımın göğsüne kadar yükselen bir çiçek yağmuruna tutmuştu.?
Ve genç gazeteci Yaşar Kemal gözyaşlarını tutamayarak ağlamaya başlıyor. ( Ömer Zülfü Livaneli, Gözüyle Kartal Avlayan Yazar Yaşar Kemal, Doğan Kitap,1.Baskı, Şubat 2016) 20.02.2018