4 Nisan 1997 yılında Başbuğ Türkeş'i toprağa verdik.
Allah gani gani rahmet eylesin.
O Türk milletine bir ülkücü ideal bıraktı.
Allah da ona karlar verdi.
Öyle ki; 4 Nisan günü Ankara'da görülmemiş bir olay yaşanmıştı.
Yurdun dört bir tarafından gelen sevenleri rahat abdest alabilsin diye Allah 3 gün boyunca lapa lapa kar yağdırdı.
Düşünün, 3 gün boyunca Nisan ayında kar
Kalabalıkları maneviyat için ölçü almıyorum ama ya o kar neyin nesiydi?
Tevafuka bakın ki bugün 4 Nisan bugün yine Ankara`da kar yağdı.
O gün muhteşemdi, milyonlar toplanıp ağladı, dualar etti, tekbirler getirdiler.
Yüce Allah yolları, gökyüzünü, dağları, ovaları her yeri pırıl pırıl yıkadı, bezedi
Ve Ankara'nın neresinde olursa olsun her vatandaşımız rahatlıkla kardan abdestini alabildi.
O gün kar suyunla abdest alanların bereketine her yıl duaların ardı arkası kesilmiyor.
Türkeş maneviyatı güçlü adamdı.
Yolumuz Allah yoludur, diyordu.
Özel şofürü onun için her sabah Kur'an okur, kuşlar pencereye üşüşürdü, diyecektir.
Türkeş 5 vakit namaz kılan bir liderdi. Hacıydı.
Mehmet Fevzi Efendiden, Mustafa Bağışlayan Hoca'dan, Ahmet Kayhan Hoca'dan dua alırdı.
Bunları sosyal sitelerden okuyabilirsiniz.
Ben hayatım boyunca Türkeş Beyi çok kez gördüm ama 1 kez Ankara'da odasında başbaşa konuşmak bahtiyarlığına eriştim. Bir de Rüstempaşa Camii'nde (1987 olabilir) Cuma çıkışında oğlum Fatih ile birlikte elini öpmüştük. Fatih henüz 8-9 yaşındaydı. Başını okşadı.
Cenazesi için oğlum Fatih bulduğu bir eski otobüsle ülkücü arkadaşlarıyla birlikte Ankara'ya gitti ve o günün maneviyatını yaşadı.
Hayatım boyunca rahmetli Türkeş'i çok sevdim.
Türk'üm diyen herkes onu çok sevdi.
Sevgisiyle milliyetçi olduk. Türk Birliğine inandık. İslamın yolunu seçtik.
Allah gani gani rahmet eylesin.
Ve Yüce Allan Türk Milletini korusun, yüceltsin.