AK Parti Tekirdağ İnönü Spor salonunda 9 Kasım günü bir temayül yoklaması yaptı. Salonda o gün kabul edelim bir bayram güzelliği yaşanmıştı. Ünlü siyasetçi Mehmet Ali Şahin Bey de aramızda bulunuyordu. O tarihi günde salonda idim. Tüm ilçeler için kurulan sandıklar paravanlarla korunarak mahremiyet de sağlanmıştı. Buna demokrasi deniliyor. Sandık denildiği zaman oy sandığı kadar çeyiz sandığı, yardım sandığı gibi nesneler de akla gelebilir, ancak Ben farklı olarak şu üç şeyi daima hatırlarım; Tabutu sekine, Bombacı Kazım Çavuş ve 1946’da gerçekleştirilen oy verme şekli.
Bunlarla ilgili az da olsa bilgiler vermek istiyorum:
- Musa (AS) Peygambere indirilen 10 emir levhaları bir tabut içinde muhafaza ediliyordu. Ordu harbe giderken o tabut ordunun önünde meleklerin omuzlarında taşınıyordu. Buna “tabutu sekine” denilmektedir.
Olay Bakara / 248 ayetinde şöyle anlatılmakta:
“Peygamberleri devamla şöyle dedi: ‘Onun hükümdarlığının alameti, size içinde Rabbinizden bir sekine ile Musa ve Harun’un manevi mirasından bir bakiyenin bulunduğu ve meleklerce taşınan bir sandığın gelmesidir…”
İkincisine geleyim;
-1946’da Köyüm Emiryakup’ da lakabı “Bombacı” olan Çanakkale Gazisi Kazım Çavuş vefat etmişti. (Bu isim Mehmet Serez’ in kitabında mevcuttur.) O gün de tesadüfe bakın ki ilk kez genel seçimler yapılıyordu. Yaşı uygun olan herkes tek bir Jandarma refakatinde yaya olarak Susuzmüsellim nahiyesine götürüldüler, geride kalanlar sadece çocuklardı… Mevsim karakış ve bele kadar kar yağmış… Yaşları; 15, 16, 18 olan çocuklar cenazeyi zar-zor da olsa defnetmeyi başarırlar; sağdan soldan buldukları iki horasan taşını da kabrin başına ve ayakucuna dikerler; görev tamam, ancak taşta isim yok, tarih yok. Daha sonralarda da bir yazılı taş koymak kimsenin aklına gelmeyecektir. Yani mezar meçhulde bırakılır.
Üçüncüsü;
-1946 seçimlerinde oylar açık kullanılıp, gizli sayılmıştır. Hükümetin izahı şöyleydi: Halk ilk defa oy kullanacağı için (güya) yanlış yapılmasın(mış). Bu olay artık demokrasinin kara-mizah konusu olacaktır.
Şimdi gelelim AK Parti’nin temayülüne… O sandıklar Ankara’ya neden götürüldü? Adam gibi açıklama gerekir aslında ama yapılmaz, yapılamıyor. Kim birinci, kim sonuncu, kim hangi sırada… Gerisin geriye herhangi bir malumat da henüz söz konusu değildir.
Oysa ne güzel demişti Başbakanımız, “ Sandıkla gelen, sandıkla gider” İyi de bizim sandıklar nereye gitti, gelecek midir geriye?
Evet, Parti içinden “yazın bunları!” seslerini işittiğimizden kelli konuyu yeniden kaleme aldık.