2020 yılı son yazımızda İlber Ortaylı Hocamızdan “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?” konusundaki önerilerinden bir demet sunmak istiyoruz:

Cesur olun. Kendinizi rahat hissettiğiniz alanın dışında pencereler açın. Farklı dünyalarla ancak böyle tanışırsınız. Ben hep yerimde dursaydım, dünyamı değiştirerek insanları aramasaydım, bugün tanıdığınız ben olmazdım. Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır. İnsan, konforundan vazgeçmeyi göze almalıdır. Kendi dünyasını yerinden kendisi oynatmalıdır. Mesele hayattan ne kadar aldığına bakar. Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır. İnsanın yüzü bir kitap gibi okunabilir ifadeniz bomboşsa da hiçbir şey yaşamadığınız fark edilir. Bundan kurtulmak mümkündür; yaşayın, monotonluktan uzaklaşın, gezin, görün, keşfedin, başkalarıyla ilgilenin, okuyun, sevin. Bunları dolu dolu yapın ki, izleri yüzünüze yansısın. Yüzünüz ifadesiz kalmasın. Yalnız kalamayan insanın düşünce ve gözleme kabiliyeti yarım oluyor. Bu yüzden ben insanlara yalnız kalmayı öğrenmelerini öneriyorum. Yalnız kalmayı bilmeyen milletlerden fazla bir şey çıkmaz. Mesela iyi bir düşünür çıkmaz. Eğitimin iyisi müzikle, matematik ve filolojiyle, bir de sporla olur. Bunu sağlayamadığınız sürece, istediğiniz kadar okul açın; netice değişmez. İnsan kalitesi köklü bir kültürden geçer. "Cultura" demek, bir toplumda insanların zamanları ve mekanları avuçları içinde tutması demektir. İktisadi krizler bu avucu hiçbir zaman açamaz, onlar geçici şeylerdir. Bir millet krizle düşmez veya yükselmez; bir millet ancak insanın eğitim niteliği yüksekse yükselir, gelişir, zenginleşir. Bunlar da her zaman iktisadi istatistiklerde yer almaz. Netice, "cultura" ya ne kadar sahip olduğuna da bağlıdır. Bu da eğitimden geçer. Anne - babalar çocuklarına kitaplar alıp duruyorlar ama hiçbir şey bildikleri yok. Anne - babaların önce çocukların beslenmesine dikkat etmeleri lazım. Ben yaşadığım yerden görüyorum: Her eve kuryeler girip çıkıyor, mütemadiyen yemek taşıyorlar. Böyle çocuk yetiştirilmez. Kimse artık Türk mutfağını tatbik etmiyor. Çocukların ne yedikleri belli değil. Anne - babaların kendileri de ne yediklerini bilmiyor. Ayrıca çocuk neyi isterse onu yediriyorlar. Bu da yanlış, çocuğa her istediği yedirilmez. Sözün özü, hem çocuklar hem de büyükler açısından gıdaya dikkat etmek şart. Doğal gıdalar yenilecek, sık ve az yenilecek; hepsi bu kadar. "İştahım açık," veya "Tadı hoşuma gitti", katiyen demeyeceksiniz; az yiyeceksiniz. Şimdiki çocuklar bollukla büyüyor, büyüdüğünde de yokluğa intibak edemiyor. Çocuğunuzu gelecekteki zorluklara göre yetiştirin. Şu andaki gibi çocuk yetiştirilmez. Çocuğunuza zorluğu göstereceksiniz. Onu kendiniz eğitecek, bağ kuracaksınız. Hiç değilse bir enstrüman çalmayı bilmek, çocukların da öğrenmesini sağlamak gerekir. Önemli olan onu çok iyi çalmak değildir. Bu süreçte müziği dinlemeyi de öğreniyorum. Bu, hayatınız boyunca sizinle gidecek bir bilgidir. Herkesi dönemiyle tanımanız gerekir. Sanatçıların, devlet adamlarının yaşadıkları dönemi bilirseniz, çağının bir insanı nasıl şekillendirdiğini de görürsünüz. Bu sayede, verilen eserleri yapılan işleri de daha iyi anlarsınız. Bir millet iktisadi krizle düşmez, hukuki ve kültürel yapıdaki derbederlikle düşer. Kendinizi geliştirmek, yetiştirmek istiyorsanız, işinizle, gücünüzle ilgili olmayan konularla da ilgileneceksiniz. Mühendis de olsanız örneğin, coğrafyayla tarihle uğraşacaksınız, müzikten anlayacaksınız, dans edeceksiniz, Milletin halini dert edineceksiniz üstünüze vazife olmayan şeylerle de ilgilenin. Becerilerinize gerçekten uyan mesleği seçiniz. Kendi kapasitenizin altında çalışmayın; kendinize bol ya da dar gelen bir gömleği giymekten kaçının! Yeni ve farklı ilişkiler kurmaya çalışın. Görgünüz artar, bilginiz genişler, bakışınız derinleşir. Farklı insanları arayıp bulun, dünyanız değişir. (İlber Ortaylı, Bir Ömür, Hayatta Doğru Seçimler İçin Nasıl Yaşanır? Öneriler, Söyleşi: Yenal Bilgici, Kronik Kitap, 1.Baskı, Şubat 2019) kitabından derlenmiştir.