PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİNİN

Cumhuriyetten Günümüze Aşamaları... Değerli dostlarım bugün oldukça zor bir konuyu yazıyorum. Partili cumhurbaşkanı gündemimi,zde... Partili cumhurbaşkanı konusunu araştırdım. Yazı biraz uzun da olsa okunacağını umud ediyorum. 23 Nisan 1920´de açılan meclisin 3 ana görevi vardı: 1) Millî Mücadele´yi yürütmek, 2) Hükümeti oluşturmak, 3) Yasalar çıkarmak. Bu sistemde; meclis başkanı ile bakanlar kurulunu meclis seçiyor, seçilenler de sadece meclise karşı sorumlu oluyorlardı. Meclisin Başkanı aynı zamanda hükümetin de başkanı, yani başbakandı. Meclis, 10 ay sonra (20 Ocak 1921) Teşkilat-ı Esasi Kanununu çıkararak Meclis Başkanı ile Bakanlar Kurulu Başkanını resmen ayırınca iki başkanımız oldu: 1) Meclis Başkanı, 2) Başbakan... Ancak, bakanlar kurulu kararları meclis başkanı tarafından onanmaya devam edilecektir. İki ayrı makam doğmuştu;  Gazi Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanlığı, Mareşal Fevzi Çakmak da Başbakanlık görevini yürütecektir. Görevlendirme tarihi, 24 Ocak 1921. 29 Ekim 1923´ de cumhuriyet ilan edilince; cumhurbaşkanlığı, meclis başkanlığı ve başbakanlık görevleri birbirinden tamamen ayrılmış; cumhurbaşkanımız, başbakanımız ve meclis başkanımız ayrı kişiler, ayrı yetkiler şeklinde ortaya çıkmıştır. Partili cumhurbaşkanı oluşumu 1961 anayasasına kadar dima tartışma konusudur. Dargınlıkların, küsmelerin, parti kapanmalarının altında yatan yegane sebep buydu. Cumhurbaşkanının partiyle ilişiğinin kesilmesi 27 Mayıs darbesi olayıyla mümkün olabilmişti. Bu arada, (1947) CHP tüzüğü İsmet Paşa teklifiyle değiştirilerek cumhurbaşkanının partisiz olması ilkesi benimsendi ancak, partisiz cumhurbaşkanı uygulaması 1961 anayasasıyla sona erecektir. Partili, partisiz cumhurbaşkanı aşamalarına kısa kısa göz atalım: Partisiz cumhurbaşkanlığı tartışmalarının ilki Cumhuriyet Halk Fırkası ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası arasında başladı. Yrd. Doç. Dr. Ali Arslan´ ın ?Türkiye´de Cumhurbaşkanlığı ile Siyasî Parti Üyeliğinin Birbirinden Ayrılması Süreci (1923-1961)? başlıklı makalesinde konu şöyle dile getirilmektedir: ?...Eylül 1924´te Rauf Orbay, Kazım Karabekir ve Ali Fuat Paşa´ların bir parti kurmak için çalışmalara başlamaları üzerine cumhurbaşkanlığı ile ilgili tartışmaların başladığını görüyoruz. Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF) ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TCF) kurucuları arasındaki anlaşmazlıklardan birisi de cumhurbaşkanlığının konumu idi. Zira TCF kurucuları cumhurbaşkanlığının fırka reisliğinden ayrılmasını istiyorlardı.? Partilere karşı trafsız olacağını her fırsatta beyan etmesine rağmen, Gazi Mustafa Kemal Paşa, ´Partisiz Cumhurbaşkanı´ tezine çeşitli sebeplerden dolayı olumlu bakmıyordu, bakmayacağına kanaat getiren TCF,  17 Kasım 1924´ de kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 3 Haziran 1925´ de kendini kapattı. Aradan 5 yıl geçti... Bu defa, çok yakın arkadaşı Ali Fethi Okyar Başkanlığında (9 Ağustos 1930) Serbest Fırka kuruldu. Bu parti de partili cumhurbaşkanının tarafsız kalamayacağına inanıyor, Atatürk´ e partisiyle resmen ilişiğini kesmesini söylüyordu. Fethi Bey, Cumhuriyet Halk Fırkası ile siyasi rekabete girdiklerinde Atatürk´le karşı karşıya geleceklerine inandığından, Serbest Fırkayı 18 Aralık 1930´da feshetme yoluna gitti. Atatürk rahmetli olduktan sonra... İkinci Dünya Savaşı akabinde İsmet Paşa çok partili hayatı başlattı. 18 Temmuz 1945´de kurulan ilk parti Millî Kalkınma Partisiydi. Millî Kalkınma Partisi, Cumhurbaşkanı´nın beş yıllığına halk tarafından seçilmesini teklifini getirdi. Fakat İsdmet Paşa buna yanaşmadı. 24. 7 Ocak 1946´da kurulan Demokrat Parti, parti genel başkanlığı ile cumhurbaşkanlığının birbirinden ayrılmasını dile getirdi. 14 Temmuz 1946´da kurulan Türkiye Sosyalist Partisi (TSP), Cumhurbaşkanı´nın dört yıllığına meclis tarafından seçilmesini, lüzumu kadar devlet sekreteriyle hükümetin Cumhurbaşkanı tarafından kurulmasını savunuyordu.Yani TSP´ ye göre başbakanlık makamına gerek yoktu. Bu partinin görüşleri ile şimdi getirilen yeni anayasa arasındaki benzerlik bir farkla ilginçtir. TSP tarafından savunulan husus başbakansız bir hükümettir. Hükümetin cumhurbaşkanı tarafından kurulmasına karşılık, tüzüklerinde cumhurbaşkanının halk tarafından değil, meclis tarafından seçilmesi görüşüne yer verilmişti. Mareşal Fevzi Çakmak, Enis Akaygen, Prof. Hikmet Bayur ve Osman Bölükbaşı önderliğinde (20 Temmuz 1948) Millet Partisi kuruldu. (Rahmetli Türkeş, MHP tarihini Millet Partisine dayandırmıştı.) MP, Parti programında cumhurbaşkanının partisiz olmasına vurgu yapıyordu. Özetlersek; 23 Nisan 1920´ de TBMM´ nin kurulmasıyla başlayan partili devlet başkanı uygulamasına 1961 Anayasası ile son verilmiştir. 1923-1961 arası geçen 38 yılda Partili cumhurbaşkanı düşüncesi cumhuriyet döneminde ve 1945´ de başlayan çok partili hayatta hep sıkıntının kaynağı olmasına rağmen çeşitli zaruretler doğrultusunda partili cumhurbaşkanlığı sistemine devam edilmiştir. Bugün, 16 Nisan´da karşı karşıya olduğumuz referandum ile 94 yıl sonra tekrar en başa dönme gayretine düştük. Demek ki, "Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik, döndük baktık arkaya: Bir arpa boyu yol gittik? hikayesi bir  masalın girizgahı değil, gerçeğimiş. Bizim maziye düşmanlığımız yok, hatta gurur da duyarız ancak; dönüp geleceğimiz noktada cumhuriyet, Atatürk, meclis aşkı zuhur etseydi, diyecektik ki, (1) asır sonra dahi olsa Atatürk severliğimiz nüksetti, helal olsun bize! Heyhat! Aslında bizim tersimiz dönmüş.