NİJAT AYVAZ YARALARINI SARIYOR

Nijat Ayvaz’ a tekrar büyük geçmiş olsun diyorum. Gazetecidir, yazar ve sanatçıdır… İnce ruhlu insandır. 3 Eylül günü evine yıldırım düşmüştü. Çatı katında oturmakta iken başına gelen müessif olaydan kıl payı kurtuldu. Olayı tazesi tazesine orada Biz de yaşadık. Büyükşehir Başkanı Kadir Albayrak yıldırım hızıyla gelmişti. Gelmesi manevi moraldır. Tek teselli, cana zarar gelmemesi... Bunları geçip sadede geleyim: Kötü günlerde insanların dostları olur değil mi? Ve... Meslektaşları, komşuları, akrabaları harekete geçer… Önemine göre yetkili makamlar geçmiş olsun dileklerini sunarlar. Aranırsın, evine gelirler… Yaraları sarmak için uzaktan yakından herkes üzerine düşeni yamaya çalışır! Nijat ile konuştum; var mı arayanın dedim? Sadece Büyükşehir Belediye Başkanından dem vurdu. Meslektaşlarından da bir miktar maddi yardım geldiğini öğrenmiştim. Ya gerisi? Yok! Öyleyse, doğruysa eyvah bize… Yazık bu şehre… Valilik var, AFAD var,  Kızılay var… Bu işe bakan yardımsever STK’ lar var… Böyle günlerin ilk sahipleri bunlar olur! Yıldırım vurmuş, yangın vurmuş! Bir de siz mi vuruyorsunuz? Nerede yalancıktan bile olsa geçmiş olsun dilekleri? Kızgınlığın bir sınırı olur, bir yere kadar her şey! Ölümüne, kahredercisine bir düşmanlık hoş değil... Biz medeni ölçüler içinde hem mücadelemizi yapmalı… Hem dost ve her şeyden evvel insancıl olmalıyız. Buna en iyi örnek Numan Kurtulmuş’tur. Dün AK Parti’ye en ağır eleştirilerini yapıyordu ama bugün gelerek Başbakan Yardımcılığına kadar yükseldi. Kin, nefret devam etseydi olur muydu bu tür kucaklaşmalar? Dostluk varken nedir bu sessizlik, nedir bu ilgisizlik? Dönüp Nijat’a soruyorum: İtibarlı bir vatandaş olmak için ne yapmalıydın? İlla ki bir Kürt(çü), bir roman(cı) mı olmalıydın? Biliyorum yaralarını sarıyorsun sarmasına… Ama bu halet-i ruhiye içinde insan bir kez daha yıkılır... Hem de ne yıkılır!