Köylüler kendi insanıyla yaşamayı sever. Komşu köyden bir çiftçiyi dahi merasında tarlasında istemez. Bu ruh halini hükumetlerin dikkate alması gerekir.
Banka kredileri, hipotekler, borç ödüyememe, tarlaların icra yoluyla satılması, taksitlendirmelerde bankaların devreye sokulmaması durumları kanayan bir yara olarak tarım sektörüne darbe yapmaktadır.
Bu yazıda yüzeysel olarak bu konuyu ele alacağım.
Borcunu ödeyemeyen çiftçinin tarlası teminattan dolayı bankaların eline geçmekte...
Bankalar da belirlenen rayiç bedelden ihale yoluyla önce 1. satış (tabi uyanıklar bu ilk satışa girmiyor) sonra 2. satışa geçilerek malın değeri yarı fiyata indiriliyor ve neticede köyle alakası olmayan kişilerce alım işlemi tamamlanmaktadır.
Bu sistemin rantçılığı, simsarlığı, bedavacı komisyonculuğu doğurduğu bir gerçek.
Birinci satışta ihaleye hemen hemen giren yok ikinci satışta fiyatlar yarıya iniyor.
İşte konunun özü burada yatıyor.
Tüm istismarlardan korunmak için ikinci satış diye bir uygulamaya dikkati çekiyorum.
Bu nahoş durumun önüne geçmek için;
1- İkinci satış sisteminin kaldırılması gerekir.
2-Ziraat Bankası mutlaka devreye girmeli ve 5 yıl gibi bir vadeyle tarlanın gerçek sahiplerine geçmesi sağlanmalıdır.
3- Veya, tarla bitişiği kimlerse satışın onlardan uygun olan birine teklif götürmek suretiyle yapılması sağlanmalıdır. Bu yolla tarlalar giderek büyür. Banka her şartta çiftçiye desteğini vermelidir.
Çiftçi olmayan kişiler niye tarla alıyor? Buna yasalarla engel konmalı.
Simsarlığın önüne geçilemezse bundan çiftçi ve tarım sektörümüz zarar görecektir.
Tarım kesiminde yeni dinamiklere, yeni yasalara veya kısaca özlü, öze dönük esasa dayanan bir reforma ihtiyaç var.