Değişmedik! Ama bu arada geçen yıllar içinde taassuba da saplı kalmadık
GERÇEKLERİ KABULLENMEK SAMİMİYETİR
Bu yazı şahsıma ait öz eleştiridir.
1969 yılından başlayarak bugünlere geldiğim 50 yıl sonunda, ilk günlerdeki gibi ülkücü olan adımız bugün de değişmedi. Çizgi aynı, ruh aynı, heyecan aynı, ülkü aynı... Değişmedik! Ama bu arada geçen yıllar içinde taassuba da saplı kalmadık; dinlediğimiz sohbetler, okuduğumuz makaleler, elde ettiğimiz bilgiler ışığında yani Türkiye şartlarını olgun yaşlarda ve şartlarda tahlil etmeye başladığımızda bazı saplantılarımızın olduğunu gördüm. Ha! Saplantı kelimesi de şahsıma ait özel bir kanıdır.
3 özel noktada izah edeceğim hususlar maksadımı anlatmaya yeterli.
1- Dün İsmet Paşa bizim için kötü adamdı, bugün aynı kanaat içinde değilim çünkü Lozan mühim bir olaydı ve bunun altında İsmet Paşa´ nın imzası varsa ona ebedi saygı göstermek bizlere milli bir borçtu. Ondan evvel de milli mücadelede yer alan bir askerdir. Devleti; ya içeriden bizler, ya dışarıdan düşmanlar veya iç ve dış mihrakların işbirliği ile yıkabiliriz. Yıkmak kurmaktan kolaydır tıpkı, kalp gibi, gönül gibi çabuk kırar ama aynı çabuklukta bir daha gönül dünyasını inşa edemeyiz.
2-Bir ülkücü olarak kendimizi katıksız, saf, şeksiz şüphesiz MHP´ li addediyorduk. Temelde; Türk milliyetçiliği, Türkçülük, Turancılık ve 9 IŞIK doktrini olarak MHP olmazsa olmaz bir varlıktı. Türkeş´ ten sonra geçen 22 yıllık süre içinde bugün MHP´ nin farklı bir noktaya düşmesi sonucunda fikirlerin bir partiye tekel olmadığını olamayacağını idrak ettim. Şimdi diyorum ki, "Kardeşim ben Müslüman isem namaz kılacağım caminin adı önemli değil."
3-Gençlik yıllarımızda Köy Enstitüleri de bir başka saplantımızdı... 1940´ lı yıllarda, memleket nüfusunun kahır ekseriyetinin köylerde yaşadığı o yıllarda köy insanına okuma yazma önemli bir husustu. Bu konu başta olmak üzere ayrıca köylü öğrencilere; inşaat, bahçe, tamirat, müzik, sanat, zanaat öğreteceksin ama içlerinde 5-10 tane komünist çıktı diye sistemi yıkıp yok edeceksin; olmazdı bu, olmamalıydı. Bugün köylerde kalan nüfus %7 bile değil ve biz tarımda, hayvancılıkta yani devasa kilometrekarelik topraklarımızda paçayı dışa neden kaptırdığımızı bir düşünelim.
Komünizm tehlikesi varsa o okulları ıslah eder, muzır olan şahısları kontrol altına alır veya ayıklar sistemi daha faydalı hale getirebilirsiniz. Devlet için zorluk olmaz. Biz bugün olduğu gibi dün de bitleri yok etmek yerine yorganı döşeği yakıyor, yetmiyor binayı da yıkıp gidiyoruz.
Köylerimiz çöktü, üretim yok olma noktasına geldi. TUİK´ in bugünkü açıklamasına göre işsiz sayısı 4 milyon 157 bine ulaşmış. Geçen yıla göre artış, 1 milyon 21 bin. Gençlerdeki işsizlik oranı da çok yüksek, %23,3.
Özetlersem; en iyi ülkücü davasını en iyi savunan olduğu gibi gerçekleri yakaladığında ondan korkmayan, (Sizin için gerçek olması yeterlidir) onu kabullenen kişidir. Aksi duruma taassup denir.
Erdemlilik ve özel çizgiler veyahut kriterlerimiz insanlarda sinerji olarak yaşar; haksızlığın karşısında mücadele etmek için bu sinerji bize yeter.