FATİH SULTAN MEHMED (II. MEHMED) (29.3.1432 ? 3.5.1481)
-İstanbul´u fethetmesinden sonra Fatih lakabıyla anılmıştır.
-İstanbul´un fethi, Orta Çağ´ın sonu Yeni Çağ´ın başlangıcı olmuştur. Bundan dolayı Fatih, ?Çağ Açan Hükümdar? olarak da tanınır.
-İstanbul´un fethiyle 1000 yıllık Bizans İmparatorluğu son bulmuştur.
-Fatih, çıkardığı yasalarla devleti önemli ölçüde yeniden biçimlendirmiştri.
II.Mehmed ( Fatih Sultan Mehmed) 29 Mart 1432´de o dönemde Osmanlı Devleti´nin başkenti olan Edirne´de doğdu.
Babası, II.Murat´ın üçüncü oğluydu.
Annesi, Hüma Hatun adıyla bilinir.
1434´te büyük ağabeyi Ahmet´in Rum Sancakbeyi olduğu Amasya´ya gönderildi. Burada ağabeyi Ahmet´in erken yaşta ölmesi üzerine Mehmed, altı yaşında Rum Sancakbeyi oldu.
Babası II.Murat´ın 1451 yılında vefat etmesiyle, Mehmed Edirne´de tahta çıktı.
Daha sonra babasının İsfendiyaroğulları beyinin kızından olan sekiz aylık oğlu küçük Ahmed Çelebi´yi boğdurttu. Bu şekilde kardeş katli yasası da uygulamaya konmuş oldu.
Mehmed, Konstantinopolis´i ( İstanbul) kuşatma hazırlıklarına1451 sonlarında başladı. Boğaz´ın Anadolu yakasında büyük dedesi Beyazid´in yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı´nın karşısına o dönemde Boğazkesen adı verilen Rumeli Hisarı´nın inşa emrini verdi. Hisar 1452´nin Ağustos ayında tamamlandı. Böylece Boğaz´ın kontrolü Osmanlıların eline geçmiş oldu.
6 Nisan sabahı ilk saldırı başladı. Kuşatma, aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. Bugünkü Dolmabahçe´den Kasımpaşa´ya uzanan güzegaha kadar kalaslar döşendi ve 70 kadar gemi silindirler üstünde 22 Nisan sabahında Haliç´e indirildi.
Osmanlı Ordusu 29 Mayıs´ın ilk saatlerinde son taarruza başladı.Osmanlılar son taarruzu üç dalga halinde gerçekleştirdiler. Nihayet sabah saatlerinde Osmanlı askerleri Kerkoporta adlı kapıdan içeri girmeyi başardılar ve kapının üzerindeki burca Osmanlı sancağını diktiler.
Mehmed fethin ilk günü öğleden sonra şehre girdi. Ayasofya´ya giderek namaz kıldı ve ?Bundan sonra tahtım İstanbul´dur!? diye buyurdu.
Fethin hemen ardından Mehmed şehrin onarımına başladı. Amacı Doğu Roma´yı yıkmak değil, onu Osmanlı yapısı içinde diriltmekti.
Fatih, Cenevizlilerin önemli üslerinden Amasra´yı, Candaroğulları´nın elindeki Sinop´u aldı ve Kırım Hanlığının Osmanlı Devleti´nin egemenliği altına aldı. 1461´de Pontus Devleti´nin başkenti Trabzon´u ele geçirdi ve devletin varlığına son verdi. 1466´da Hersek´in büyük bölümünü ve Arnavutluk´taki bazı kaleleri fethetti. 1473´de Otlukbeli Savaşı´nda Akkoyunlu hükümdarını ağır yenilgiye uğrattı. Ertesi yıl Karamanoğulları Beyliğini tamamen ortadan kaldırdı. Fatih 1481´de, Anadolu´ya doğru yeni bir sefere çıktı. Ama daha yolun başında hastalandı ve 3 Mayıs 1481´de Maltepe´deki ordugahında öldü. ?Niksir? hastalığından öldüğü sanılmakla birlikte, zehirlendiği de söylenir.
Fatih, askeri başarılarla Osmanlı Devleti´ni büyük bir İmparatorluğa dönüştürdü. Bilime, tarihe ve felsefeye özel ilgi gösterdi. ?Avni? takma adıyla şiirler yazdı. Şiirleri ?Fatih Divanı? ? Fatihin Şiirleri?, ?Fatih ve Şiirleri? gibi adlar altında basıldı. Bilimadamları ve edebiyatçıları destekledi.
Fatih, İtalyan ressam Gentile Bellini´yi 1479´da İstanbul´a getirterek resimlerini yaptırdı. Yönetim, maliye ve hukuk alanında koyduğu kuralları içeren ?Fatih Kanunnamesi?, sonraki dönemde de yürürlükte kaldı. Bu kanunname tahta çıkan padişaha devletin geleceği için kardeşlerini öldürme hakkı veriyordu.
Fatih´in saltanatı döneminde Osmanlı ülkesinde 500´den fazla mimari yapı yapıldı. O´nun adına yapılan en önemli yapı, İstanbul´da bir cami ile medrese, kitaplık, imarethane (aşevi), darüşşifa (hastane), hamam, kervansaray gibi birimleri kapsayan ?Fatih Külliyesi?dir. ( Sevil Yücedağ, 100 Büyük Türk, Maya Kitap, 1.Baskı, Mayıs 2011)
Dünya tarihine yeni bir yön veren Bizans İmparatorluğunun bin yıllık tarihini kapatarak büyük Türk İmparatorluğunu kuran Fatih Sultan Mehmed, 1432 yılı Mart ayının 30´uncu Pazar günü seher vakti dünyaya geldi.
1443´te Amasya´ya vali tayin edildi.
1444´te babası II.Murat, hayatının son yıllarını sukün içinde geçirmek üzere Manisa´ya çekildi, tahtı henüz on üç yaşında bulunan oğlu II.Mehmed´e bıraktı.
İkinci Murad, 3 Şubat 1451´de gözlerini hayata kapattı. İkinci Mehmed, Edirne´ye geldi. 18 Şübat 1451´de ecdadının tahtına çıktı.
II.Mehmed, 6 Şubat 1453´te İstanbul kapılarına dayanarak şehri kuşattı. ? Ya ben Bizans´ı alırım, ya Bizans beni? diyordu. Elli üç gün sonra 29 Mayıs 1453´te şehir fethedilmiş, Sultan İkinci Mehmed, İstanbul´a girmiş, bütün İslam ve Türk dünyasının minnet ve şükranını kazanmıştı.
3 Mayıs 1481´de Gebze´de vefat ettiği zaman kırk dokuz yaşındaydı. ( Feridun Fazıl Tülbentçi, Türk Büyükleri, Türk Kahramanları, Hürriyet-İnkılap,2016)
Saltanatı: 1444- 1446( 2 yıl sürdü)
İkinci saltanatı: 1451 -3 Mayıs 1481 ( 30 yıl sürdü)
Padişahlık sırası: 7
Önceki padişah: II. Murat
Sonraki padişah: II.Beyazid
II.Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Yedi yabancı dil bilirdi.
Hocalığını yapmış olan Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmed´in en çok değer verdiği alimlerinden biridir.
20 yaşında Osmanlı padişahı olan Sultan II.Mehmed, İstanbul´u fethedip 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu´nu ortadan kaldırarak ? Fatih? unvanını aldı.
Orta Çağ´ı kapatıp, Yeniçağı açan Fatih Sultan Mehmed, 3 Mayıs 1481 günü Maltepe´de vegat etti ve Fatih Camii´nin yanındaki Fatih Türbesi´ne defnedildi.
Çocukları: II.Beyazid, Mustafa, Cem Sultan, Gevher Sultan.
Fatih Sultan Mehmed, hazırlıklar tamamlandıktan sonra, Bizans İmparatoru Konstantin´e bir elçi göndererek, kan dökülmeden şehrin terkin edilmesini istedi. Fakat İmparatordan gelen savaşa hazırız mesajı üzerine, İstanbul´un kara surları önüne gelen Osmanlı Ordusu, 6 Nisan 1453´de kuşatmayı başlattı. Osmanlı donanması ise Haliç´in girişinde ve Sarayburnu önünde demirlemişti. Ordu; merkez, sağ ve sol olarak üç kısma ayrıldı. 19 Nisan´da yapılan ilk saldırıda, tekerlekli kuleler kullanıldı ve bu saldırı ile Topkapı surlarından burçlara kadar yanaşıldı.
Fatih, İstanbul´un Haliç tarafındaki surların zayıf olduğunu biliyordu. Bizans bölgeye zinciri be nedenle germişti.
Fatih, Osmanlı donanmasına ait bazı gemileri karadan çekilecek Haliç´e indirme kararını vermişti. Tophane önündeki kapıdan başlayıp Kasımpaşa´ya kadar ulaşan bir güzergah üzerine kızaklar yerleştirildi. Gemilerin, kızakların üzerinden kaydırılması için zeytinyağı, sade yağ ve domuz yağı ile kızaklar yağlandı, 21-22 Nisan gecesi 67 parça gemi Haliç´e indirildi.
Haliçteki Türk donanmasına ait toplar, surları dövmeye başladı. Bundan sonraki günlerde top savaşı, ok, tüfek atışları, lağım kazmalar, savaş kulelerinin surlara saldırıları devam etti.
II.Mehmed, 29 Mayıs´ta genel saldırı yapılmasına karar verdi. Çarpışmalar sırasında Bizans´ı koruyan surlar üzerinde kapatılması mümkün olmayan gedikler açılmaya başlamıştı. İlk defa ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının şehit olmak pahasına tutunmayı başardıkları İstanbul surları, artık direnemiyordu. 53 gün süren ve 19 Nisan, 6 Mayıs, 12 Mayıs ve 29 Mayıs´ta yapılan dört büyük saldırıdan sonra Doğu Roma İmparatorluğu´nun 1125 yıllık başkenti olan İstanbul, 29 Mayıs 1453 Salı günü fethedildi.
Fatih, İstanbul´un fethinden sonra Sırbistan (1454), Mora(1460), Eflak(1462),Boğdan(1476), Bosna-Hersek, Arnavutluk, Venedik(1463- 1479), İtalya (1480) ve Macaristan seferleriyle Osmanlı İmparatorluğu´nun Avrupa´daki hakimiyetini pekiştirdi.
Karadeniz´i bir Türk Gölü haline getirmek amacıyla Fatih, 1459´da Amasra´yı fethetti. 1460´da Candaroğulları Beyliği´ne son verildi. 1461´de Trabzon, 1475´de Kırım´ı fethetti. Bu sayede Karadeniz´deki Ceneviz üstünlüğü sona erdi ve İpekyolu´nun tüm denetimi Osmanlı Devletine geçti.
11 Ağustos 1473´de Fatih,Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan´ı Otlukbeli mevkiinde yaptığı savaşla yendi. ( Dr. Yaşar Ateşoğlu, 100 Osmanlı Büyüğü, Neden Kitap, 2013)
FATİH SULTAN MEHMED
Takvimler 29 Mayıs 1453´ü gösterdiğinde Bizans´ın topraklarında yeni bir imparator doğuyordu.
İstanbul´un ?Fatih?i,kendisine Roma hükümdarlarının kullandığı ?kayzer? sıfatını yakıştıracak bu genç mareşal, ufku geniş, iyi eğitim almış askeri bir dehaydı ve çağ değiştiren fethiyle yetinmedi. Şairler, sanatçıları himayesine alan, felsefe, din ve sanat konularına düşkün bir hükümdardı.
Hayatı:
Fatih Sultan Mehmed 30 Mart 1432´de Edirne´de dünyaya geldi. Babası II.Murad´ın dördüncü oğluydu,annesi Hüma Hatundur. II.Murat, şehzadelerin eğitimine büyük özen gösteren bir hükümdardı. Devrin en meşhur alimlerinden Molla Gürani, Molla Hüsrev, Akşemseddin,Molla Hayreddin gibi isimlerin yanı sıra Bizanslı ve İtalyan hocalar da II.Mehmed´in( Fatih Sultan Mehmed) iyi yetişmesinde pay sahibidir.Sultan Mehmed Arapça ve Farsçanın yanı sıra Rumca, Latince ve Slavca biliyordu.
1443 yılının bahar aylarında lalası Kassabzade Mahmut ve Nişancı İbrahim Abdullah Bey´le Manisa´ya vali olarak gönderildi. Aynı yılın sonlarında ağabeyi Amasya valisi Şehzade Alaeddin Ali Çelebi´nin vefatı, onu tahtın yegane varisi konumuna getirdi.
1444 yılının bahar aylarında, tahtını bırakmayı planlayan II.Murad´ın çağrısı üzerine babasının yanına Edirne´ye gitti. Macar kralı,Sırp despotu ve Hunyadi Yanoş´un elçileriyle barış antlaşması imzalanmasına tanıklık etti. Ardından II.Murad tahtı oğluna bıraktı. İmparatorluğun 12 yaşında olan tecrübesiz bir gencin yönetimine bırakılması içeride ve dışarıda büyük sıkıntılara neden oldu. Balkanlar´da ve Anadolu´da II.Murat döneminde alınan yerler terk edildi.
Hayatının kısa öyküsü: 1432´de Edirne´de doğdu. 1444´te babasının tahtı kendisine bırakması üzerine tahta çıktı.1451´da babası II.Murad´ınvefatı üzerine ikinci kez tahta geçti. 1453´de İstanbul´u fethetti. 1461´de Trabzon Pontus Rum Devletini tarihin sayfalarına gömdü. 1473´de Otlukbeli Savaşı´nda Uzun Hasan´ı ağır bir yenilgiye uğrattı. 1481´de vefat etti.
Döneminde İmparatorluğun sınırlarını iki buçuk katına çıkaran, fetihlerinin yanı sıra devlete yeni bir vizyon sağlayan Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı İmparatorluğu´nun gerçek kurucusu olarak görülüyor.
1446´da Edirne´deki büyük bir yeniçeri ayaklanması patlak verdi. II.Mehmed gizlice Manisa´dan getirtildi ve tahta geçmesi sağlandı.Yeniçeri ayaklanması güçlükle bastırıldı.
II.Mehmet Aralık 1950´de Dulkadiroğlu Süleyman Beyin kızı Sitti Hatun ile Edirne´de evlendi.
Babasının 2 Şubat 1451´de vefatı üzerine, II.Mehmet, 18 Şubat 1451´de on dokuz yaşında ikinci defa Osmanlı tahtına çıktı.
Sultan Mehmet´in tahta geçmesiyle İstanbul´u fetih fikirleri tekrar canlandı. Genç Mehmet´in aklında Anadolu ve Rumeli arasında bölünmüş Osmanlı ülkesini İstanbul´u fethederek birleştirmek ve sağlam bir devlet kurma düşüncesi yatıyordu.
Padişah II.Mehmed, Veziriazam Halil Paşaya Anadolu Hisarı´nın karşısına bir jhisar yapılmasını emretti.Dört ay süren inşaat sonunda 1452´nin Ağustos ayında tamamlanan Rumeli Hasarı ( Boğazkesen) sayesinde, Karadeniz´den gelecek yardımların kesilmesi, Anadolu- Rumeli arasında donanmaların geçişini güvence altına alınması ve gerektiğinde kuşatma ordusuna üs hizmeti görmesi hedefleniyordu. Hisarın kumandanlığına Firuz Ağa´ya teslim eden ve emrine 400 yeniçeri veren Sultan Mehmet, Edirne´ye dönerek MimarMuslihiddin, Sarıca Sekban ve Bizanstan kaçıp Osmanlı´ya sığınan Macar Urban´a büyük toplar döktürdü.
Bizans´ın, Osmanlı topraklarının ortasında bulunmasının devlet için yarattığı tehlikelerin farkında olan genç hükümdar bir gün Edirne´de vezirlerini, devlet büyüklerini ve ulemayı çağırarak büyük bir toplantı yaptı, onların görüşlerini öğrendi. Sonunda İstanbul´la ilgili aklındaki düşünceyi söyledi: ? Sözün özü, bu şehri devletimize katmayı isterim. Bunu başaramazsam, devleti de bunun için kaybetmeyi üstün tutarım.?
Sultan Mehmet, 23 Mart 1453´te Edirne´den hareket etti. Keşan´da durarak Çanakkale Boğazından geçen Anadolu kuvvetlerini yanına aldı ve 5 Nisan 1453´te İstanbul surları önüne geldi. 6 Nisan´da başlatılan kuşatma harekatı beş günde tamamlandı.
II.Mehmet, İslami ananeye uygun olarak Mahmut Paşa´yı imparatora göndererek kan dökmeden şehrin teslim etmesi çağrısında bulundu. XI.Konstantin, şehri müdafaa edeceğine yemin etmiş olduğunu ancak vergi vermeye hazır olduğunu beyan ederek teklifi reddetti.
12 Nisan´dan i,tibaren büyük topların atışlarına başladı. Aynı gün donanma İstanbul limanı önlerine geldi.İlk taarruz altı gün sürdü. Bizanslılar, Haliç önüne kalın zincirler gererek, donanmanın Haliç´e girmesini engellediler.
Donanma olmadan fethin başarılı olamayacağını düşünen Sultan Mehmet, bir gecede ( 21-22 Nisan) 70 kadar gemiyi, Dolmabahçe- Kasımpaşa arasında düzenlenen yoldan kızaklar vasıtasıyla yürüterek Haliç´e indirtti. Surlara karşı her gün top ateşi devam ediyordu. 6 ve 12 mayıs tarihlerinde iki büyük saldırı daha gerçekleştirildi. Ancak neticeye ulaşılamadı.
Genel bir taarruzun şart olduğunu düşünen Mehmet, 23 Mayıs´ta son bir kez şehri sulh yoluyla teslim etmesi için imparatora İsfendiyaroğlu Kasım Bey´i elçi olarak gönderdi. İmparator, Kasım Bey´e şehri terk etmeyeceklerini ancak vergi vermeye de daha başka ödünlere hazır oldukları cevabını verdi.
Haberi duyan Sultan II.Mehmet, ?Buradan gitmekliğim kabil değildir. Ya ben şehri alırım yahut şehir beni ölü veya diri zapt eder??
28 Mayıs gecesi başlayıp sabaha yakın saate kadar devam eden iki hücumdan sonra, 29 Mayıs Salı günü genel saldırı başladı.Elli dört gün süren ve 18 Nisan, 6,12 ve 29 Mayıs´ta yapılan dört büyük hücumdan sonra Doğu Roma İmparatorluğunun 1125 senelik başkenti Kosntantiniyye, 29 Mayıs 1453 Salı günü fethedildi.
Yirmi bir yaşındaki Sultan Mehmet´in tarihte ?Fatih? diye anılmasını sağlayan İstanbul´un fethi, Osmanlı İmparatorluğunun kesin kuruluşu olarak nitelendirilir. Bizans İmparatorluğunun tarihten silinmesine neden olan bu tarihi gelişme, Osmanlı´nın sonraki büyük fetihlerine de olanak sağladı.
Otuz yıllık hükümdarlığı süresince Balkanlar,Ege ve Anadolu´da 25 kez ordusunun başında sefere çıkan Sultan Mehmet, döneminde devletin sınırlarını iki buçuk katına ( 880 binden -2 milyon 214 bin)çıkardı. ( Prof.Dr. İlber Ortaylı, Tarihe Yön Veren 100 Lider, Hürriyet Kitap, İSTANBUL, Mayıs 2017)
İstanbul´un fethi Osmanlı tarihi ve dünya tarihi için bir dönem noktasıdır. Çünkü Osmanlıyı, Roma- Bizans´ın eski ? dünya başkenti? sayılan İstanbul ( Constantinopol) üzerinde egemen olan bir Türk- İslam İmparatorluğu haline getirmiştir.
II.Mehmet, babasının ölümü sonrası tahta oturduğu 1451´den itibaren kendine ilk hedef olarak İstanbul´un fethini koymuştur. Fatih gerekçe olarak ? Osmanlı Devleti?nin orta yerinde kalmış bu düşman adasının ( Bizans) yarattığı güvenlik zaafını göstermiştir.
İstanbul´un fethi Fatih´in her adımını ince ince planladığı ve uyguladığı bir zaferdir.Rumelihisarı´nın 4,5 ay gibi kısa bir sürede inşası ve kuşatmada kullanılacak süper top ve diğer topların dökümü büyük bir hızla gerçekleşmiştir.
53 gün süren İstanbul kuşatması 6 Nisan 1453 sabahı topların ateşlenmesi ile başlamış ve 29 Mayıs 1453´te zaferle sona ermiştir.
İstanbul´un fethinde yüzyıllar boyunca kuşaktan kuşağa aktarılan olayların başında Fatih´in gemileri karadan yürütüp Haliçe indirilmesi gelir. 20 Nisan günü Papa´nın Bizans´a yardım için yolladığı üç Ceneviz gemisi Osmanlı donanmasını yararak, Bizanslıların indirdiği zincirden geçip Haliç´e girerler. Fatih buna çok öfkelenir ve atını denize sürer. 22 Nisan gecesi Fatih, 70 kadar küçük boydaki gemiyi, Tophane üzerinden öküzlerle ve askere çektirerek Kasımpaşa´ya, Haliç´e indirir. Bu ?çılgın proje?, Bizanslıların moralini bozar. Böylece kuşatma sırasında Osmanlı gemileri, Haliç surlarına da saldırarak, savunmacıların gücünü ve direncini kırarlar.
29 Mayıs günü Fatih sabah namazını kılar ve şafak sökmeden hücum emrini verir. Top atışı başlar, askerler topların yıktığı burçlara hücum ederler.Sonunda Topkapı ve Edirnekapı surları üzerinde Osmanlı Bayrakları görülür. Bizans savunması çöker. Osmanlı askeri şehre girer. Topkapı´da surların üstüne sancak diken ilk askerin Ulubatlı Hasan adlı bir yeniçeri olduğu ve orada şehit düştüğü kabul edilir.
Fatih, fethin üçüncü günü, yağma izninin bitmesiyle şehre girdi. Doğruca Ayasofya´ya gitti.Mabedi camiye çevirerek, zarar verilmesini önledi ve orada namaz kıldı. 20 gün kadar kaldığı kentte yaşamın güvenceye alınması için gerekli talimatları verdi ve Edirne´ye döndü. ( Kerem Çalışkan, HERKES İçin Osmanlı, Caretta Kitapları, Mayıs2016)
İstanbul´un Türklerin eline geçişi,Bizansın kuruluşundan 1123, Osmanlı Devletinin kuruluşundan 158, Fatih´in tahta çıkışından 2 yıl sonra meydana gelmişti.
İstanbul´un Türkler tarafından ele geçirilmesi dünya tarihinin en büyük olaylarından biridir. Böylece, II.Roma İmparatorluğunun ortadan kaldırılmasıyla Ortaçağ´In kanlı yüzü son bularak estetik ve kültür alanına dönük olan bir çağ, Yeniçağ başlamış oluyordu. ( Namık Kemal, Osmanlı Tarihi, Hürriyet, Bilge Kültür Sanat, 3.BASIM, Şubat 2018)
İstanbul´u ele geçirmesi alanında yazılı olan Fatih Sultan Mehmet, I. Mehmet´in torunu ve II. Murat´ın oğludur.
II.Mehmet peygamberlerin de desteğine sahiptir. Pargamber Hazreti Muhammet şehre ilk giren askere cennette özel bir yer bahşedecekti. ? Konstantinopolis´i fethedecekler,bunu başaracakprensle orduya şükürler olsun? diye kehanet etmemiş miydi? Sultan bu presin kendisi olacağını ve İslamiyet adına kafirleri yenilgiye uğratacağını tekrar tekrar söylüyordu.
İlkbahar gelince Sultan, büyük ordusuyla Trakya´da şehrin duvarlarına doğru yürüyüşe geçti. Ağır topları kendisinden önce gelmişti, Sultan sonuncu birliğiyle geldiğinde tarih 2 Nisan 1453 ve Paskalya´nın ikinci günü olan bir Pazartesiydi.
Haftanın sonunda İslam yasaları uyarınca Sultan, habercileriyle bir ateşkes teklifi ve son bir barış önerisi yolladı. Gönüllü olarak teslim olmaları durumunda İstanbul halkına Osmanlı koruması altında yaşam ve mülk hürriyeti vaat ediyordu. Ama onlar teslim olmayı reddettiler. Böylece 6 Nisan´da bombardıman başladı.
Mehmet, İstanbul´un yalnız karadan saldırmakla ele geçirilemeyeceğini anlamıştı, çare olarak, belki de hizmetindeki bir İtalya´nın aklına uyarak, gemilerini karayoluyla Boğaziçi´nden Altın boynuz´a taşımak fikrine kapıldı. Mühendisler bir yol inşa ettiler, yola metal tekerlikle kızakları taşımak için yağlanmış keresteler döşediler. Gemiler bu kızaklara bağlandı, öküzlerle karada çekildiler. Çok geçmeden yetmiş Türk gemisi Altın Boynuz´un sularında yüzüyordu.
29 Mayıs 1453 sabahının erken saatlerinde II.Mehmet´in saldırısı ani bir ses curcunasıyla başladı; topların gümbürtüsü arasında savaş çığlıkları, zillerin tangırtısı, borazanların gümbürtüsü, kavalların iniltisi birbirini izliyordu. Nöbetçilerin alarmı vermesi ve savaşın başladığını herkesin duyması için çan kulelerinin devreye girmesiyle kilise çanları çalmaya başladı. Savaşçılar görevlerinin başına koşarken kadınlar taşlar ve surlar için gerekli kalasları taşıyarak onları izliyordu; bu arada ihtiyarlarla çocuklar da evlerinden kiliselere doluyor, günah çıkartmaya ve şehirlerinin kurtuluşu için Tanrı´ya son bir niyazda bulunmaya hazırlanıyorlardı.
O sırada sultanın surlara saldırısı üç dalga halinde gelişti. Önce farklı diller konuşan askerler sonra çok iyi silahlı ve disiplinli Anadolu birlikleri saldırdı. Şafağa bir saat kala Urban2ın büyük topu savunma noktasına tam isabet kaydetti ve surların büyük bir kısmını yerle bir etti. Sonra II.Mehmet önderliğinde Yeniçeriler saldırıya geçti. Sultan ? Şehir bizim? diye bağırarak Yeniçerilerin Aziz Romanus Kapısına son bir saldırıda bulunmalarını emretti. Saldırının başında Hasan ( Ulubatlı) adında Anadolulu bir dev vardı. Arkadaşları tarafından izlenerek dövüşe dövüşe kütük duvarının tepesine tırmandı. Orda dizüstü düşürüldü ve arkadaşlarının yarısıyla birlikte öldü. Fakat hayatta kalanlar kütükten seti bırakmadılar. Çok geçmeden onlara katılan başka Yeniçeriler, Rumları oradan uzaklaştırdılar, yukarıdan onlara ateş açtılar. Böylece bir çok yeniçeri iç duvara ulaştı ve bir direnişle karşılaşmadan buna tırmandılar.Aynı dakikalarda arka kapının yukarısındaki kulede Türk bayrakları dalgalanmaya başladı ve ?şehir alındı!? naraları yükseldi.
Sultan Mehmet fethettiği şehre zafer alayıyla girişini aynı günün öğleden sonra saatlerine erteledi. Sonra yeniçeri muhafızlarının ve vezirlerinin eşliğinde atının üstünde sokaklardan geçerek Ayasofya Kilisesi´nin yolunu tuttu. Kilisenin kapısında atından indi, eğilip yerden bir avuç toprak aldı ve doğuya has bir simgecilikle toprakları Allah´ının karşısında bir tevazu nişanesi olarak başından aşağı serpti. Kiliseye girince hemen mihraba doğru yürüdü. O sırada bir Türk askerinin yerdeki mermerlerin bir parçasını kırdığını gördü. Sultan ona dönerek niçin yerleri tahrip ettiğini sordu. Asker, ?Din adına? diye yanıt verdi. Sultan o zaman ona kılıcıyla vurarak, ? senin için hazinelerle tutsaklar yeter de artar bile.Şehrin binaları benim payıma düşüyor.? dedi. Türk asker ayaklarından tutularak sürüklendi ve dışarı atıldı.
Hala köşelerde büzülmüş birkaç Rum ve papazları serbest bıraktıktan sonra, Mehmet, kilisenin camiye dönüştürülmesini emretti, mihrabın basamaklarına çıktı ve onu zafere ulaştıran tek Tanrı olan Allah´a biat etti.
İstanbul´un düşüş tarihi olan 29 Mayıs 1453 tarihi Ortaçağla modern zamanlar arasındaki dönüm noktası olarak geçmiştir.
II.Mehmet tahta çıktığı andan itibaren kendini klasik Roma İmparatorluğu´ yla Hıristiyan ardılının varisi hissediyordu. İstanbul´u fethetmesi bunu doğrulamış oldu. Giritli tarihçi Yorgi Trapezuntios II.Mehmet´e, ? Romalıların İmparatoru olduğunuzdan kimse şüphe etmiyor. İmparatorluğun başkentine yasal olarak sahip olan imparatordur. İstanbul ise Roma imparatorluğunun başkentidir. II.Mehmet, Augustus´la Konstantin´in ardılı olarak ? Rum Kayzeri? ve Acemce anlamıyla Padişah, yani Allah´ın vekil ayrdımcısıydı. ( Lord Kınross, Osmanlı İmparatorluğunun Yükselişi ve Çöküşü, Türkçesi: Meral Gaspıralı, Altın Kitaplar, 4. Basım, Eylül 2012)