YA KAVGA YA HUZUR?
Ben iktisatçı değilim, elimde liseden aldığım Mobilya Dekorasyon diplomasından başka bir şey yok. Onu almak da pek kolay olmadı. Bu, doğru okul ve tercih yapmadığımdan kaynaklanan bir sonuçtur.
Bu özel durumum okurlarımı çok ilgilendirmemekle beraber aşağıda yazacağım konuların analizi açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Zira dumanı gördükten sonra ateşin harlanacağını öngörmek için itfaiyeci olmak gerektirmiyor.
Nedeni şudur!
AK Parti, Sayın Recep Tayyip Erdoğan´ın liderliğinde 16 yıldır ülkemizi yönetmektedir. Bu süreçte Ülkemizin kazandığı ivme sadece montaj sanayinin 90´lı yıllara göre bir miktar daha artış göstermesidir.
Ev aletlerinden tutun da ağır sanayimize kadar kullanılan alet edevat ve teçhizatın yapımı, ekseriyetle Avrupa´dan teknoloji transferi ve Çin´den ithal edilen motorların montajıyla ilerleyen bir üretim evremiz var.
AK Parti Hükümetinin ekonomik anlamda altın dönemi olarak kabul edilen 2007 ? 2012 yılları arasında teknoloji alanına ciddi yatırımlar ve teşvikler yapılmamış, holdingler ve büyük bütçeli şirketler daha hızlı sonuç alacağı inşaat sektörüne yönelerek çok karlı birkaç yıl geçirmişlerdir.
16 yıldır ithalat ile ihracat dengesini oluşturacak istihdama yönelik teknolojik yatırımlar yapılmazken ekonomimiz inşaat sektörünün insafına terk edilmiş ve gerçek dışı bir büyümeyle halkımızın duyguları sömürülmüştür.
Ulusal ekonomik durum bu iken uluslararası ekonomi politikamız da bundan farklı değildir.
Türkiye 16 yıldır dış yatırımcının tereddütlü baktığı ülkelerin başındadır.
Dış politikada, Sayın Cumhurbaşkanımızın politik tercihleri sonucu komşularımızla aramız sürekli açılmış durumdadır. Uzayan süreçten karlı değil zararlı çıktığımızı zaman göstermiştir.
İçeride ve dışarıda tezahür eden tabloya göre, 24 Haziran seçimlerinde Sayın Cumhurbaşkanın yeniden seçilmesi durumunda birkaç soru soralım:
Mısır ile dost olmamız mümkün müdür?
Libya ile?
Irak ile?
Suriye ile?
Yunanistan ile?
Bunun cevabı çok açıktır!
MÜMKÜN DEĞİL?
Peki, uygulanan tutarsız dış politikamızın sonucunda;
Rusya bize ne kadar güvenebilir?
Ya İran?
Hiç biri GÜVENEMEZ!
Rusya´ya domates ihraç ediyoruz diye TV´lerin ve gazetelerin manşetlerinde okuduğumuz övünç kaynağımız olan haberler ekonomimizin ne kadar muhtaç halde olduğunu gösteren ibretlik bir tablodur.
O zaman soru şu?
24 Haziran´da Sayın Erdoğan´a neden oy vermeliyim?
Cevabını halkımız sandıkta verecektir.
Madalyonun diğer tarafında ise;
İktidara talip olan diğer Cumhurbaşkanı adaylarımız var.
Meral Akşener, Muharrem İnce ve Temel Karamollaoğlu...
Her üçünün söylemlerinde ortaya çıkan ortak noktaya göre; OHAL hemen kalkacak!
Komşularımızla aramız düzeltilecek ve hazırlanan ekonomik programlar hemen devreye sokularak, kısa vadede hatalı politikalar sonucu borç sarmalının içine düşürülen ülkemiz çarkı döndürebilir hale getirilecek.
Bu mümkün müdür?
Evet,
Millet İttifakının kazanması halinde; Ülkemizi sıkıntıya sokan siyasi güvensizlik ortamı kendiliğinden ortadan kalmış olacak. 16 yıldır devam eden kavgacı siyaset anlayışı terk edilerek iç huzur sağlanacak. Tarihten intikam alma dönemi kapanacak ve tarihten dersler çıkarılan yeni bir dönem başlayacaktır.
Yazımın ilk paragrafında belirttiğim gibi, yapılan analizler ortalama bir insanın mürekkep yalamadan yapacağı yorumlardır.
Önümüzde ülkemizi 24 Haziran´dan sonra hangi lider yönetirse yönetsin, ekonomik olarak çok zor günler beklemekte.
Ana mesele, o zoru hangi lider ile en az hasar ile atlatacağımızdır.
Tercih Yüce Türk Milletinin!
Ya kavga ya huzur?