Bugün öyle bir günümüz varmış; bizlere yemekler veriyorlar.
Davetler peş peşe? Tekirdağ´da olmadığım için hiçbirinde yoğum.
Sevgili Albayrak´ ın davetine katılabilseydim şunları söylerdim:
1-Geride bıraktığımız yıl içinde maddi anlamda basını destekleyen neler yaptınız?
2-Mesela; doğrudan temin yoluyla her bir gazeteye birer parça baskı işleri verilemez miydi?
3-Önemli gün ve haftaları sürekli olarak neden bilbaortlara verdiniz de gazetelere vermediniz?
4-O bilbaort reklamcı kişisi de şu anda bu yemekte biz gazetecilerle beraber midir?
(Bence o da orada olup gazetecilere kıs kıs bir kenardan gülmeliydi. )
5-Yine önemli gün ve haftaları sağa sola asmak suretiyle bez afiş ilanlarıyla geçiştirdiniz; neden?
6-O panolar, o afişler reklamının bizim ekmeğinden götürmek olduğunu fark etmiyor musunuz?
7-Fetvacı şirketi yetkilisi merada konteynırlar içinde işçileriyle birlikte yatıp kalkıyor. Medeniyet açısından Onları şehre indirmeyi neden düşünmediniz? Neden bir otelde yatıp kalkmazlar, şehir içinde neden bir büroları yok? Konaklama yerinin sağlık, sigorta ve sosyal yönleri belediyecilik açısından ne gibi kontrollere tabidir?
8-Yıl içinde Gazeteleri birer ikişer ziyaret edip sıkıntılarını neden sormadınız?
9-En iyi gazeteciye, en iyi köşe yazarına, en iyi editöre, tasarımcıya, şaire, ödüller ve teşvikler vermek neden aklınıza gelmedi, gelmiyor?
10-Yurtdışı seyahatlerde hala bir ya da iki gazeteciyi kafileye neden dâhil etmiyorsunuz?
Sevgili Başkan Albayrak, bunlar elbette sizin aklınıza gelmeyebilir ama yardımcılarınızın mutlaka gelmeliydi ve gelmek zorundadır.
Basın işlerine bakan Poyraz Beyi bir arkadaş, bir dost olarak katıksız severim ancak Sayın Poyraz ikili görüşmelerde her teklife ?hayır? noktasından yaklaşırsa ve kendisi de bir çözüm getirmeksizin devam ederse bu 10 maddenin 1 maddesi dahi ömür boyu gündeme gelmez, hayat bulmaz. O masa biraz değil çokça olarak ?Evet? demeyi sevmelidir.
Sayın Başkan, senin çok zeki, çok pratik, çok samimi bir basın daire başkanın olsaydı bu yerel gazetelerin en az 3-4 adedi bugün çoktan ulusal boyut ve kalitelerde çıkmaya başlardı. Ayrıca, her bir gazetenin en az 1 adet kitabı basılırdı.
Bu cihetten Çorlu ile aramızda 50 yıllık mesafe açılmış gibidir. Ama orada bu işlere önem veren, baskı işlerini İstanbul´a kaçırtmamaya bakan bir belediye var.
Masrafından korkmayın Sayın Başkan, dev bütçenizin içinde belki diyorum; 29 harf ve tüm işaretlemelere kıyasla sadece bir virgül mesabesi kadar yer alırdı.
Bu yemekler Sayın başkan, sadece yemek faslında bırakılmamalı, iyileştirmelere çare aranan bir fırsat gözüyle bakılmalıdır.
Bugün Bizim günümüzmüş. Hayırlı olsun hepimize!