DÜĞÜM NEDEN (2002-2012 ARASI) ÇÖZÜLMEDİ?

Aslında, başlıkta sorduğum suale cevap bulamadığım için konuya ?Düğüm? Dedim. Biraz matematiksel konuşacağım... Sonra psikoloji kısmına değinebiliriz. 2002 genel seçimlerinde AK Parti´ nin elde ettiği milletvekili sayısı 363 idi. 4 vekili daha olsaydı (367) nitelikli çoğunlukla referanduma gerek kalmadan Yeni Anayasa yapma fırsatını yakalardı. 2002 genel seçimlerinde 178 vekili CHP çıkardı. Ve bağımsız vekil sayısı da 9. Düşünün; TBMM´ de sadece 2 parti var,  bir de bağımsızlar. Soralım; AK Parti, perde arkasında ikna metotları vs gibi gereçleri kullanmaya gerek kalmadan, 330´ un üzerinde bir sayıya sahip olduğu için çok rahatlıkla (2002-2007) döneminin uygun bir tarihinde referanduma gidemez miydi? Gidilirdi... Hadi; 2002-2007 arası Cumhurbaşkanı Necdet Sezer´di, ondan rahat hareket edilemediğini varsayalım. 2007 genel seçimlerinde AK Parti, 341 milletvekili çıkardı. Cumhurbaşkanı olarak da "Kardeşten öte" denilen Sayın Abdullah Gül´ ü seçtik. 341 rakamı referandum sayısının çok çok üzerindedir. Ama, AK Parti tek başına referandum düğmesine basmadı. Bir parti her seçimde ilânihaye daha fazla vekil çıkaracağını düşünüyorsa burada bir öngörü noksanlığı söz konusudur. Elinde mutlak fırsat varken kullanmıyorsa o zaman başka bir hesap içinde bulunuyor demektir. Hani, belediye başkanlığından beri başkanlık sistemini düşünen bir Cumhurbaşkanımız var, yani başkanlık konusu yeni değil, bugünün ihtiyacı değil. Köylerde bir tabir vardır: Delikanlı sevdiğini elde etmek için 9 çalı yararmış. (Atlarmış demiyorum, yararmış diyorum) AK Parti ne çalıyı yardı, ne atladı; bunu iştiyak halinde derinden duymamış olacak ki olay sancılı olarak bugüne intikal etti. Gününde kıvamında iken adımları atmadık da ne haldeyiz şimdi, daha mı iyi bir konjüktüre sahibiz bugün? Hayır. Aksine, çok kötü! TV açık oturumları, salonlar, meydanlar, kamplaşmalar, gerginleşmeler... Bitiriyor bizi, mahvediyor! Önümüze her gün konan bir EVETÇİLER tablosu var adı: Çok iyi, çok yurtsever... HAYIRCILAR tablosu var: Çok kötü, hain... Ya Allah aşkına, insaf, insaf! Kaldırın şu hayır seçeneğini! Millete gitmekten niye korkuyorsunuz diyenler bugün başka bir üslup geliştirdiler. Böyle bir kutuplaşma kime yarıyor değerli büyüklerim, kardeşlerim? Elbette, Türkiye düşmanlarına! Keşke çok daha evvel bitseydi bu iş; kanamadan, kanatmadan, üzmeden, kahretmeden! AK Parti´nin, 2002-2012 arası dönemlerde referanduma giderek problemi çözme şansı varken meselenin neden iki defa tehir yediğini medenice düşünmek istiyorum... Çünkü gönlüm isyanda, gönüller burkuluyor ve olup bitenleri gördükten sonra diyorum ki yürekten: Yarabbi! Biz neden seçmen olduk, neden normal değiliz, bu vücut göz göre göre neden parçalara, dilimlere ayrılıyor? Sevdiklerin yüzü suyu hürmetine, n´ olur; Meclis, parti, seçim, demokrasi gibi şu ateş toplarını milletimizin üzerinden kaldır Yarabbi! Çok yorulduk, yüzbinler hastanelerde stresler içinde... Bu üzüntüleri bu insanlara, bu millete yaşatmaya hiç kimsenin hakkı yok.