DIŞ MİHRAKLAR TEKERLEMESİ
Başarılı insanların hikâyeleri vardır, başarısız insanları bahaneleri. Örneğin, aralıksız yıllarca savaşan ve sonunda işgâl edilen Türkiye Cumhuriyeti´nin kurucusunun bir hikâyesi vardır. Meydanlarda cesur ordusu ile birlikte savaşmış, ilmî sahada ilim ordusu ile birlikte cehalete karşı savaşmış. Perişan bir ekonomiyle birlikte bir sürü borç almış; borçları ödemiş, nihayetinde ekonomiyi kuvvetlendirmiş, köylüyü topraklandırmış. Eğitimde geri kalmış bir milleti eğitimden geçirmiş, ilim ve bilim insanı yetiştiren okullar kurmuş, Oktay Sinanoğlu, Aziz Sancar, Muazzez İlmiye Çığ? gibi fevkalâde mühim insanlar yetiştirmiş. Milletine çağ atlatmış, dünyanın hayranlığını kazanmış. Bu kişi, anladığınız üzere Gâzi Paşa´nın ta kendisidir.
Bu muhterem kişi hiçbir zaman, ?´İngilizler bizimle uğraşıyor, Fransızlar bizi rahat bırakmıyor, bu İspanyollar bize düşmanlık ediyor.´´ Dememiştir. O bir gâye belirlemiş ve bu gâye izinde ölünceye dek çalışmış. ?´Dış mihraklar gelişmemize engel oluyor.´´ Dememiştir. Çünkü başarılı olmaya muktedir bir kişidir. Bu kişi hiçbir zaman kendisini sevenlere ayrıcalık tanımamış, aldığı çiçeğin parasını dahi kendi cebinden ödemiştir. Millete küfredenleri zengin etmek şöyle dursun, kendisine söylenenleri duymazdan gelmiş, milletini namusu bilmiştir. Heyhat! Nereden nereye? Bugün millete küfredenlere ihâle veriliyor.
İnsanları kendisini sevenler ve sevmeyenler diye ikiye ayırmamıştır. O Türk Milletinin önderi olmuştur. Kardeşi kardeşe kırdıran hain Vahdeddin ve muadili birkaç meziyetsiz gibi nifak tohumları ekmemiştir. ?´Ben meydanlarda savaştım, umudu ve gücü tükenen millete can verdim.´´ Dememiş, ?´Türkiye Cumhuriyeti kahraman Türk Milletinin eseridir.´´ Demiştir. Meydanlarda şehit anasına anahtar sallayarak menfaat peşine düşenler gibi davranmamış, adı gibi kemâl davranmış. Bu fakir fakat koskocaman yüreği olan milletin parasını damadına, yeğenine, hırsıza, dalkavuğa yedirmemiş, harcadığı her kuruşun hesabını vermiştir.
Kendisine yalakalık yapan dalkavukalara, şarlatanlara bir kuruş yedirmemiş, onlara kızmış, eleştirmiş ve yaverlerine, bu tip alçaklık belirtisi gösterenleri kendisinden uzak tutmalarını söylemiştir. Hediyeleri yalnızca hâtıra olabilecek ucuz hediyeler olmuş, halkın parasını şahsi gösterişi için harcamamıştır. Çünkü o görgüsüz ve medeniyetsiz birisi değil; kültürlü, çağdaş ve ilim sahibi bir Türk subayı idi. ?´Müslümanım de, geç!´´ dememişti. ?´Ne Mutlu Türk´üm diyene!´´ demişti. Mutluydu, Türk´tü, Türklüğünü kabul ediyor, övünüyordu. Birileri Türklüğünü kabul etmiyor, Türklüğü hakir görüyor, kutsal Türk toprağı kabul etmeyecektir onları. Ey toprak! Basarsan sînene Türk´e zulmedeni, haram olsun sana Çanakkale şehitlerinin kanı!
**
O hiçbir zaman bahane üretmemiş, başarısızlığını başkalarının üstüne yıkan başarısız adamlar gibi ?´Dış mihraklar!´´ dememişti. ?´Ben hayatımın hiçbir ânında karamsarlık nedir, tanımadım.´´ Demişti.
Ey hayatta hiçbir başarısı olmayan, Türkiye Cumhuriyetini felâkete sürükleyen meziyetsizler! Atatürk´e dil uzatanlara el altından para verip, onları sînenize basacağınıza, satılık olan sahte tarihçilerinizin yanına bir tane hakiki tarihçi davet edin ve size Musafa Kemâl Atatürk´ü anlatsın. Onun fikirleri ve hayatı, başarısız insanlara reçete olacak kadar öğretici ve kıymetlidir.