İZMİT, 05 MAYIS 2020

Evler Üzerine   Ömrüm geçti hayat hayırsız Ömür tükettiğim evler çatısız Odaları olsa da içleri insansız. Hem yaşayanlar hem ölüler bu duruma kayıtsız. Evler doğaya verilen kurbanlardır. Sanayileşme ile birlikte terk edilen köyler ve köylerdeki evlerimizde yaşanan bütün anılar doğa tarafından yok edilir. Bahçesinde ilk önce yabani otlar, sonra fidanlar boy atmaya başlar. Börtü böcek, kuşlar mesken edinir yokluğunuzun fırsatıyla evinizi. Sonra yağmur, kar, güneş elbirliğiyle toprak, taş ve ağaçtan yapılan binanızı çürütmeye başlar. Bir zaman sonra çatıdan su alan bir duvar çürümeye başlar, çöker. Zamanla çatıyı tutan ağaçlar çürüdüğü için çatı çöker. Çatı çökünce yağmur suları artık istediği yerden girer ve ev tamamen çürür, yorgun bir pehlivan gibi olduğu yere yığılıp kalır. Eğer şehirde ise evinizi önce evsizler, ayyaşlar, berduşlar mesken tutar. Her gün biraz daha hor kullanmaya başlarlar. Artık tehlike saçmaya başlamışsa birileri tarafından hala işe yarar diye -malzemesi en azından yakacak odun olarak değerlendirilmek üzere- alınır. En son bir kepçenin güçlü vuruşları ile yıkılır, kamyona doldurup doğada son halini almak üzere uygun bir yere dökülür. Eviniz toprak bir ev değil de betonarme ise, bir de deniz kenarında ise deniz dolgusu da olabilir. Artık bundan sonra üzerinde insanlar ya da araçlar geçip deniz kokusu alacaktır. O yıkılıp götürülen, bir yere atılan molozlarla o evde yaşanmış tüm hayat kırıntıları da atılmış. İlk ağlamanız, ilk gülmeniz, ilk düşüp kalkmalarınız dişinizin çıktığı gün, hepsi artık doğanın olmuştur. İlk kelimeyi söylemek için uzun süre geçmişti ve çok beklenmişti o evde. Sonra çok şeyler konuşup anlattınız. Ve bir zaman sonra yine sustunuz. İlk aşkınızı o evin bir bireyiyken yaşadınız. Ona olan, anlatamadığınız duygularınıza o evin size ait odası sırdaş oldu. Kaçan uykunuzu o odanın içerisinde aradınız. Artık o evden çok uzakta hayatınıza devam etmektesiniz. Bahçesinde ilk düşüp kalktığınız; oyunlar kurduğunuz evinizden uzaklardasınız. O düşmelerde kanayan dizinizden akan kanı o evin bahçesi uzun yıllar önce emdi. İlk meyvenizi o evin bahçesindeki bir ağaçtan elinizle koparıp yediniz. İlk salıncağınız o evin bahçesindeki ağaçlardan birinin dallarına kuruldu. Siz göğe uçmayı ilk o evde yaşadınız, bir kuş olmasanız da. Kardeşlerinizle, akraba ve komşu çocuklarıyla o evde pek çok ilklerinizi yaşadığınız. Hayal dünyanız kurup oynadığınız oyunlarla gelişti. İlk o evden çıkıp misafirliğe gittiniz. İlk o evde misafir ağırladınız. İlk hatanızı o evde yaptınız. İlk hatanızı yine o evde düzelttiniz. Teyzelerinizi ilk o evde kızdırdınız. Teyzeleriniz sizi ilk o evde sinirlendirdi! O evin ahırına kapıyı üzerlerine kapatıp hapsettiniz. İlk sapanınızla o evin camını kırdınız ve cama soğuk girmesin diye konan yastığın komikliğine güldünüz. Fakat ben şimdi o eve nasıl gireceğim deyip suçlu suçlu ortalıkta dedenize yakalanmamak için af çıkana kadar uzak uzak dolaşıp durdunuz; kuyruğu kısık bir köpek gibi. Sonra da daha iyi yaşam umuduyla uzaklara, çok uzaklara gittiniz, döndüğünüzde -bazen dönemediğinizde- o ev artık sizin bıraktığınız ev değildi. Sizi kapıda heyecanla bekleyenler, geldiğinize sevinenler yoktu. Size küsmüş, bütün geçmişinizi silmek yok etmek üzere küsmüş, bulursunuz evinizi. Ne bir gülümseme vardır artık onda ne de ağlama üzülme işareti. Size karşı bütün duygularını yok etmiştir, sizin terkedişinizi cezalandırmaya adamıştır kendini. Zaman içinde gittikçe seyrelterek ziyaretine gidip -olmayan insanlara ve kendinize ait- dünü aramış olsanız da artık yoktur. Ayrılırken bir veda sözcüğü bile edemezsiniz. Boğazınıza düğümlenen içinize attığınız gözyaşlarınızdır vedanızda dile gelebilen. Bilirsin ki onun ölümü senin de ölümüdür. Şehirde ev aldığınız için sevinçleriniz heyecanlarınız çok büyüktür. Yeni bir mutluluk yaşıyorsunuzdur. Ne var ki aldığınız dört duvardır henüz. Komşularınız sizin için sadece birer yabancıdır. Tekrar uğraşmaya başlarsınız yeni bir yaşam kurmaya, yeni komşular, yeni dostlar edinmeye. Mücadele edersiniz, çabalarsınız. İşte o uğraşlarla tükendiğinizi fark etmezsiniz bile. Evler yenilenirken siz eskimişsinizdir. Evinize, evlerimize vedalarla geçer gider o koca ömür. Belki de evlerin ahıdır çektiklerimiz.                                                                                                 Enver ERKAN                                                                                               05.05.2020 ? İZMİT