Türkiye için 2020, TBMM’nin açılışının 100., TC’nin kuruluşunun 97 ve Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 82. Yıldönümünü kapsıyor. (Dr. Öğüt Yazman, Bütün Dünya, 1.11.2020)

82. Yıldönümünde Atatürk'ü saygı ve özlemle anarken, O'nun ardından yazılan bazı görüş ve düşünceleri sunuyoruz. Atatürk'ün şahsında hakiki babamızı kaybettik. Bu ölüm on yedi milyon insanı bir anda yetim vaziyetine düşürmüş bulunuyor. Hiçbir baba yetimlerine Atatürk kadar zengin ve fena kabul etmez bir miras bırakmıştır. (Reşat Nuri Güntekin, Yedigün, 15 İkinci Teşrin 1938) Büyük bir insanın hatırasına hürmet yalnız mezar, anıt heykel yapmakla mümkün olmaz. Muayyen bir günde nutuklar, şiirler ve göz yaşları ile onu anmak da bu maksat için kafi değildir. Büyük bir insanın hatırasına hürmet ona ait hatıraları tarifsiz olarak, asıllarındaki saflıkla, istikbale devretmeye çalışmakla kabil olur. (R.N. Güntekin, Tan, 10 İlkkanun 1938). Biliyorduk ki, Atatürk'ün maddi hayatı; bir gün sona erecekti, fakat manevi hayatı sağ kalacaktır; vücudu bir gün yok olacaktı; fakat eseri daima yaşayacaktır. Atatürk ölmedi, ebedi oldu!. (Orhan Seyfi Orhon, Bugün, 11 Kasım 1938) Atatürk, reisi bulunduğu devleti herkese saydırmış bir devlet adamıydı. "Bir devlet reisinin vazifesi yalnız kendi milletinin değil, bütün dünyanın saadetini düşünmektir" diyen Atatürk, bütün memleketler arasında sulhe çalışmış bir adamdı. (Nurullah Ataç, Haber, 13.11.1938) Her mühim şahsiyetin dostu kadar, dostlarından fazla düşmanı olmuştur. Medeniyetin maddi icatlarını beşeriyete hediye eden dahiler bile eski tarzda hayatlarını kurarak yaşayanların bedduasını almışlardır. Hattatlar Gutenberg'i düşman saymışlardır. Bir tek düşmansız dahi Mustafa Kemal Atatürk'tür. (Vala Nurettin, Akşam, 15.11.1938). Büyük adamlar için en büyük unvan kendi isimleridir. Ne müşirlik, ne gazilik, ne önderlik, ne müncilik, ne de Cumhur Reisliği Atatürk'e adı kadar yaraşmadı. Şimdi o "Sabık Cumhur Reisi" değil, bütün rütbeleri ve unvanları aşan hatırasıyla, adıyla, sanıyla Atatürk'tür. Küçük adamların şahsiyetini rütbeleri, büyük adamların rütbesini şahsiyetleri yapar. (Peyami Safa, Çınaraltı, 1941) Atatürk'ten evvel Türkiye, bütün dünyada Kızıl Sultanı'yla, fesiyle, çarşafıyla, İstanbul'un köpekleri ve yangınlarıyla, Eyüp'ün mezarlıklarıyla meşhurdu. Bugün Atatürk'ün ziyaından bahseden bütün dünya gazeteleri onun kurduğu yeni Türkiye'nin milli ve medeni harikalarını sayıyorlar: Zaferler, inkılaplar, bozkırlar ortasında yükselen modern şehirler, fabrikalar. Ve bütün dünyaya örnek, yalansız bir sulh politikası. Dün Mustafa Kemal'i bir "eşkıya reisi" telakki etmiş olan Avrupa, bugün onu kendi beşeri davasına hizmet etmiş büyük evlatlarından biri gibi selamlıyor ve kaybolmasına yanıyor. Bütün dünya Milli Şefi'nin kaybolmasından duyduğu sarsıntı içinde, artık ona karşı ne hayretini, ne de hayranlığını gizliyor. Bütün dünya! Zafer ve inkılap senelerinden beri, cihan matbuatında ayrı ayrı, parça parça yazılmış yazıları, şimdi bütün dünya gazetelerinde, aynı günler içinde, hemen aynı cümlelerle bir araya toplanmış görüyoruz. Evet bu yazılar bir tek elden, hakikatin elinden çıkmıştır. Gözyaşlarıyla ıslanmış yüzlerimizi ak eden bu Türk hakikatini de keşfeden, ispat eden bütün dünyaya teslim ettiren en büyük keşfimiz odur: Atatürk. (Peyami Safa, Cumhuriyet, 15.11.1938) (Yukarıda sunulan görüş ve düşünceler Eren Erdem, Edebiyatçıların Kaleminden Atatürk, Halk Kitabevi, Yılmaz Basım 2020 kitabından derlenmiştir.)