ATATÜRK DÜŞMANLARINA İTHAF EDİYORUM
Mülazim İdris Sabih Bey. Efendimiz´i korumak için kalede mahsur kalıp canlarının boğazlarına geldiği bir gün Fahreddin Paşa´ya ithafen yazıp Peygamberimiz s.a.v ´e hitap ettiği bir şiiri var. Bir hıçkırık gibi dökülen bu mısraları sizlerle paylaşacağım ancak bir iki söz söylemek istiyorum:
Medine Müdafii Fahrettin Türkkan Paşa´ ya ithafen yazılan aşağıdaki şiirin son mısrasında "Can verir, cananı veremez Türkler" sözüne dikkat etmelisiniz TÜRK demekten çekinenleri var bu memlekette! Fahrettin Paşa, 2 yıl 7 ay Medine´ yi düşmana bırakmamak için müdafaa etti, sonunda dayanamadı çünkü Arap bedevileri cephanelikleri havaya uçurmuş, erzak depolarını yağmalamışlar, su kuyularını zehirlemişlerdi. Askerlerimiz çekirge yemek zorunda kaldılar. Paşamız, 7 Ocak 1919 günü İngilizlere teslim oldu. Önce Mısır´ a sonra Malta´ ya gönderildi. 2 yıl 3 ay sonra, 30 Nisan 1921´ de esaretten kurtulur kurtulmaz Ankara´ ya gelip Gazi Mustafa Kemal´ in yanına yani Milli mücadeleye katıldı.
Gazi Mustafa kemal Paşa onu Afganistan´a Kabil Büyükelçisi olarak atadı, Kabil´de milli mücadele için para toplayarak Ankara´ ya gönderdi.
Soruyorum: Medine Müdafii Paşamız, Damat Ferit´ in değil de neden Gazi Paşa´ nın yanına geldi? Siyasi İslamcılar bu inceliği düşünmek zorundadır. Fahrettin Paşa nazarında Medine´ yi savunmak ne kadar kutsal ise Milli Mücadele içinde olmak da o kadar kutsaldır. Milli mücadele bazı hokkabazların dediği gibi kâfir hareketi değildi, aksine son İslam kalesinin yaşaması lazımdı. Fahrettin Paşa İstanbul´a gitmedi, Ankara´ ya geldi.
Mülazim İdris Sabih Bey´ in Paşası için yazdığı şiir:
Dünya ve ahiret Efendimiz
Bir Ulü´l-emr idin emrine girdik
Ezelden bey´atli hakanımızsın
Az idik sayende murada erdik
Dünya ve ahiret sultanımızsın
Unuttuk İlhan´ı Kara Oğuz´u
İşledik seni göz bebeğimize
Bağışla ey şefi´ kusurumuzu
Bin küsür senelik emeğimize
Suçumuz çoksa da sun´ umuz yoktur
Şımardık müjde-i sahabetinle
Gönlümüz ganidir, gözümüz toktur
Doyarız bir lokma şefaatinle...
Nedense kimseler dinlemez eyvah
O kadar saf olan dileğimizi
Bir ümmi isen de ya Rasulallah
Ancak sen okursun yüreğimizi
Suları tükendi gulabdanların,
Dinmedi gözümüz yaşı merhamet
Külleri soğudu buhurdanların,
Aşkınla bağrını yakmada millet.
Ne kanlar akıttık hep senin için
O Ulu Kitab´ ın hakkı çün aziz
Gücümüz erişsin ve erişmesin
Uğrunda her zaman dövüşeceğiz
Yapamaz Ertuğrul Evladı sensiz
Can verir, canânı veremez Türkler
Ebedi hadimü´l-Harameyniniz
Ölsek de ravzanı ruhumuz bekler
(NOT: GULAPDAN NEDİR? Gülsuyu serpmek için kullanılan, camdan ya da metalden yapılmış, armut biçimli ve ağzı emzikli küçük kap)