Yunanistan Birinci İnönü Savaşı yenilgisinden sonra hem bu savaşın yarattığı eziklikten kurtulmak, hem Türk ordusunun daha da güçlenerek karşı koyma olanağına fırsat vermemek, böylece Kütahya ve Eskişehir’i ele geçirip Ankara üzerine yürümek amacıyla yeni bir saldırı tasarlamıştır.

Bu yeni saldırı ile Sevr Antlaşması'na eylemsel olarak işlerlik kazandırılacaktır. (Prof. Dr. Suna Kili, Türk Devrim Tarihi Türkiye İş Bankası, Kültür Yayınları, 14. Basım, Kasım 2014, İstanbul) İkinci İnönü Muharebesi'nde tarafların güçleri ve kayıpları şöyleydi: Yunanlılar: 41.550 tüfek, 720 ağır makinalı tüfek, 3.134 hafif makinalı tüfek, 3.100 kılıç ve 220 top. Türkler: 34.175 tüfek, 235 ağır makinalı tüfek, 55 hafif makinalı tüfek, 3.500 kılıç, 104 top. Türk kaybı: 44 subay şehit, 102 yaralı, 4 esir, 2 kayıp, 4 firar, toplam 156, 637 er şehit, 1.720 yaralı, 2 esir, 1.359 kayıp, 1.076 firar, toplam 4.794. (Hüner Tuncer, Mustafa Kemal'in Savaşları, Cumhuriyet Kitapları, 1.Baskı, Mart 2020). 23 Mart 1921'de Bursa ve Uşak'tan saldırıya geçen Yunan birlikleri 24 Mart'ta Dumlupınar'ı aldı. Birkaç gün içinde Afyon'a girdi. Eskişehir yönünden gelen birliklerle, 26 Mart'ta İnönü mevzilerine ulaştılar. İsmet (İnönü) savaşı şöyle anlatmaktadır: "28 Mart'ta şiddetli bir saldırı başladı. 28, 29, 30 Mart günleri dehşetli savaşlar oldu. Savaş gece gündüz durmadan devam ediyor. Düşmanla burun burunayız. Karşılıklı cepheler, yakın cepheler tıpkı Çanakkale'de olduğu gibi. Bir tepeyi bir yeri kaybedince, hemen karşı saldırıyla geri almaya çalışıyoruz. Süngü muharebesi yapıyoruz. Süngüsü olmayan askerler tüfeklerini dipçikleri ile dövüşüyorlar." İsmet Paşa, savaşı yönetiyor, her adımda Ankara'da Genelkurmay'a bilgi veriyordu. Mustafa Kemal, cephenin en acil ihtiyacının, asker olduğunun bilincindeydi. 28 Mart akşamı Mustafa Kemal'den Cephe Komutanı İnönü'ye gelen gizli telgraf şöyleydi: "Büyük Millet Meclisi Muhafız Taburu cephe emrine girmek üzere yola çıkarılmıştır." Cemil Cahit (Tokdemir) Bey'in emrindeki bir tüme denk olan Meclis Muhafız Taburu 29 Mart öğlene doğru cepheye ulaştı. İsmet Paşa'nın yüzü gülmüştü. İsmet Paşa şöyle anlatıyor: "Düşündüğüm karşı saldırıyı yaptım. Düşmanın sağ kanadına yüklendim. Burun buruna savaş ediliyor, düşman direniyordu. İzzettin Bey de sağımızdan karşı saldırıya geçti, düşman cephesini çökertti. Sol yön karşısındaki düşman da çekilmeye başladı. Savaşı kazandık." Atatürk bu durumu şöyle anlatıyor: Düşman 28'de sağ kanadımıza saldırdı. 29'da her iki kanattan saldırdı. Düşman yer yer önemli başarılar elde ediyordu. 30 Mart günü şiddetli savaşlarla geçti. Bu savaşların da sonucu düşman lehine oldu. Bundan sonra sıra bize geliyordu. İsmet Paşa, 31 Mart günü karşı saldırıya geçti ve düşmanı yenerek 31 Mart - 1 Nisan gecesi geri çekilmeye mecbur etti. Böylece İnkılap tarihimizin bir sayfası, İkinci İnönü zaferiyle yazılmış oldu." Bu noktada sözü yine İsmet Paşa'ya bırakalım: "Cephenin iki yanından karşı saldırılarımız gelişirken ben tekrar cephenin sağ tarafına geçmiş, savaşı buradan idare ediyordum. Akşam saat 18.30'da Ankara'ya şu telgrafı çektim: "Saat 18, dakika 30'da Metristepe'den gördüğüm durum: Gündüzbey kuzeyinde sabahtan beri dayanan ve (artçı) olması muhtemel olan bir düşman birliği sağ kanat grubunun taarruzuyla düzensiz olarak çekiliyor. Yakında takip ediliyor. Hamidiye yönünde karşılaşma ve faaliyet yok. Bozüyük yanıyor. Düşman, binlerce ölüsüyle doldurduğu savaş meydanını silahlarımıza terk etmiştir." (Alev Coşkun, Asker İnönü, Kırmızıkedi Yayınevi, Birinci Basım, Kasım 2018). Birinci ve İkinci İnönü savaşlarının en önemli sonucu: "Milis hareketi", "çete savaşları" görüşünün sona ermesidir. Falih Rıfkı Atay'ın dediği gibi "gerilla devrine son vererek, orduyu kurmak Atatürk'le İsmet Paşa'nın ortaklaşa eseri olduğuna şüphe edilemez". İnönü savaşları, Yunan işgal güçleriyle ancak düzenli ordu ile baş edilebileceği düşüncesini sağlamlaştırmıştır. Özetle İnönü savaşları, Milli Mücadele'nin çok önemli bir dönüm noktasıdır. Ankara ile Sovyet Rusya arasındaki ilişkiler daha da sağlamlaştı. Rus yardımı başladı. 24 Nisan 1921'de Moskova.2dan dönen Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Tengirşek, 4 milyon Rus rublesini de beraberinde getiriyordu. 1.6.1921'de Fransa Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Franklin Bovillion, siyasi görüşmelerde bulunmak üzere Ankara'ya geldi. Mustafa Kemal, Meclis içinde "Müdafaa-i Hukuk Grubu"nu kurarak güçlendi. İsmet Bey, bütün Batı Cephesi'nin Komutanı olmuştu. (Alev Coşkun, Asker İnönü, 1884 - 1922, Kırmızıkedi Yayınevi, Birinci Basım, Kasım 2018)