( Kadim, Fıtrat, İtibar, Durmak Yok, Biz Yaparız)
Günümüz Türkiyesi´nde cari olan, siyasi dile yerleşmiş hatta kısmen gündelik dile sirayet etmiş kimi lâfların anlamlarını, imâlarını, işlevlerini kurcalayan Tanıl Bora´nın ?Zamanın Kelimeleri, Yeni Türkiye´nin Siyasi Dili ? kitabından seçtiğimiz bazı kelimelerin açıklamalarını sunmak istiyoruz.
Kadim: Arapça ?kdm? kökünden gelen kadim, gayet yalın, eski demek aslında. Fakat günümüzdeki kullanımı, çok eski, çooook eski, en eski anlamında. Batı dillerindeki ?antik? gibi. Muhafazakâr düşünüşün sağlam çıpasıdır ya, Eski. Daha doğrusu, eskiliği bizzat meşruiyet ve hakikat delili saymak.. 2016´da yeniden tertip edilen lise tarih kitaplarında, bütün tarih ? kadim dünya? ve ?modern dünya? kavramlarıyla ikiye bölünürken, kadim dünyayı efsunlayan bir dil kullanıldığı görülmektedir. ? Kadim dünyayı modern dünyaya ezdirmemeye gayret eden bir dil.?? ? Kadim´in en popüler tatbik sahası, şehir politikası.. Davutoğlu´nun 24 Aralık 2014´te yaptığı bir açıklamada, ? Kadim şehrin esası, uyumdur. Bazı şehirler vardır kadimi yoktur modernitesi vardır. Küreselleşmeye doğru gider. Newyork´un kadimi yoktur.
Fıtrat: Fıtrat, doğrudan kaderi hatıra getirir. Hatta, bir zaviyeden, münferit kaderlere hükmeden bir üst- kader gibi görebiliriz bu mefhumu; fıtrat, kaderin kurulumu, programlayıcısıdır. Arapça fıtratın ?ftr? kökünden türediği futûr kelimesi, yarılma anlamına geliyor. Fıtratın ?ilk yaratılış? anlamı, yokluğun yarılarak içinden varlığın çıkmasıyla açıklanıyor. Sözcüklerde fıtratın anlamları: Yaradılış, hilkat, tıynet, yapı, karakter, tabiat, mizaç. En yakın anlamlısı olan hilkat, fıtratın daha genel, insan dışı mahlûkları da kapsayan halini anlatıyor. İnsanın varlığı ve doğası ?yani fıtrat -,dinin ve ilahi varlığın kanıtıdır. Din, fıtrata uygun hayattır buna göre; İslâm, insana ve onun yaradılışına uygunluğu bakımından ?fıtrat dini? diye takdim edilir. Mustafa Kemal´in ünlüce sözlerinden biridir: ? Türk milleti fıtraten demokrat doğmuş bir millettir.? Bir başka sözü: ? Artık Türk şendir, fıtratında olduğu gibi.? Bu fıtratın milli tefsiri. Yine ünlüce bir mesel? Derviş suya düşmüş akrebi kurtarmaya el atar, akrep elini sokar, derviş der ki: Akrebin fıtratında sokmak var, benim fıtratımda yaratılanı sevmek, merhamet etmek. Bu, fıtratın tasavvufi ve hümanistçe tefsiri. Kelimenin menşeine dönelim. İnsanın yaradılışı, doğası anlamında fıtrat kelimesinin yarmaktan, gedik açmaktan geldiğini hatırlatalım.
İtibar: İtibar, Arapçadan geliyor. İlk anlamı, ? bir şey olarak kabul etme?. Sonra saygınlık. Ticari anlamı ?var sayılan değer? anlamını taşır. Batı dillerindeki karşılık yelpazesi, ufku genişletiyor. Vakar, şeref, haysiyet, izzeti nefis, ün, şan; şöhret, nam; hürmet, takdir, kıymet, etkinlik, müessiriyet; saygınlık, nûfuz. İsmet İnönü´nün, ?insanlar düştükleri zamanki itibarlarıyla ölçülür? dediği söylenir. Namık Kemal´in ? Hürriyet Kasidesi? ndeki ? Yere düşmekle cevher sakıt(susmuş) olmaz kadr ü kıymetten(değer ve iyilik)? mısrası, aynı istikameti, vakarı (ağırbaşlılık) işaret eder. Şu zamanda, şu zeminde, itibarın en muteber dayanağı orası.
Durmak Yok: Kuşkusuz öncelikle icraatla, hizmetle ilgili bir çağrışımı var bu sloganın. ? Biz yaparız? sloganına komşu. Yılmadan yorulmadan çalışıyor, iş yapıyor olma gururlanması. Bilhassa ? yola devam? kısmında kendini duyuran, hedeflerin peşinde ve bir davaya sadakatle yürüyor, ilerliyor olmanın meydan okuması da var. ? Durmak yok?- Yani esas olan, durmamak. Durmamak, hep hareket halinde, hep ayakta olmak. Askeri mecazla söylenirse:
? Seferberlik?? Bütün güç kapasitesinin, kaynakların harekete geçirilmesi ve sürekli hareket halinde tutulması? ?Durmak yok?un yoluna girdiği tarz-ı siyaset, gündemi belirleme araçlarını elinde tutanın, hasımlarını hep gafil avladığı, onlara daimi bir gafil avlanma endişesi saldığı bir tarz-ı siyaset.
Biz ,Yaparız!: Her nevi sağcılık ve bütün ideolojilerin berisinde iktidar aklı, kendini bu sloganda bulur ve iyi hisseder: sorgulamadan, tartışmadan, eleştiriden azade, işine bakmak. ? İdeolojik? şeyleri bırakalım, iş yapalım? iş yapılsın? Bu slogan, konuşmayı, tartışmayı, eleştiriyi itibarsızlaştırıyor. Oysa, evet ayinesi iştir kişinin, lakin lafa da bakılır pekala? Söz de eylemdir. Şöyle değil de böyle konuşmak, şunu değil de bunu söylemek de, yapmaktır.
Kimse kusura bakmasın: ? Kimse kusura bakmasın? lafı en çok ve esas olarak, ?taviz yok!? mesajı verme, meydan okuma işleriyle kullanılıyor. Zaman zaman, tehdidin kıyısında bir meyden okuma. ? Kusura bakmayın?, adeta ? gözünün yaşına bakmam?ın mecaz-ı mürseli (ad aktarması) olmuş gibidir. ? Kusura bakmayın? salvoları (atak), bir harbilik ve dobralık efekti eşliğinde protokole, nezakete aldırmadan açık konuşuyorum? demek isteniyordur, ? bunu böyle bilin ve kabul edin? mesajı veriliyor.( Tanıl Bora, Zamanın Kelimeleri, Yeni Türkiye´nin Siyasi Dili, Birikim Kitapları, İletişim Yayınları, 1. Baskı 2018, İstanbul)