YEREL BASININ DA ÜZÜLDÜĞÜ ANLARI VAR
Bazı firmalar kendini tanıtmak için (bilir bilmez) basını kullanıyor.
İzah edeyim:
Bizler birçok yere davet ediliyoruz.
Tanıtım organizasyonları gazetelerin geçim kaynaklarından sayılır.
Ortada hak zuhur ettiyse haklar ödenecektir.
Ödenmiyorsa buna ister acemilik, ister kullanma deyin.
Biz gazetemiz adına bunları defalarca yaşadık.
Biri eski, biri yeni, iki örnek sunacağım.
Sanırım 6-7 sene evveldi. Çerkezköy´de çok sayıda konut yapan bir İstanbul Firma yetkilisi Tekirdağ´dan birçok gazeteciyi Çerkezköy´e çağırmıştı. Biz de varız çağrılanlar arasında? Aracımızla gittik, görkemli programı tam gün takip ettik. Sonra denildi ki bunu haber yapın bize getirin, sizinle reklam çalışması da yapacağız. Tabi boş elle geri dönsek de umudumuz devam ediyor. Haberimizi yaparak 1 hafta sonra özel aracımızla gittik. Gazetelerimizi verdik. Dediler ki, bize reklam tarifesi verin, ona göre konuyu ele alacağız. Teklifimizi verdik ve elimiz boş tekrar geri döndük. Aradan bir ya da iki hafta geçti; ne arayan var, ne soran! Telefonla aradığımızda cevap: "Değerlendiriliyor" oldu. Beklemedeyiz, günler yine geçiyor? Baktık ses seda yok, haberi de yapmışız? Bir kez daha özel aracımıza atlayıp Çerkez´ e gittik. Bu defa gördük ki ortada ne yetkili var, ne birim. Elimiz boş, umutsuz geri döndük ve kulağımıza küpe olsun diyerek defteri kapattık.
Şimdi birlikte yorum yapalım: Bu firma bizi kullandı mı kullanmadı mı?
Geçtiğimiz haftalarda da benzer bir durumu (G) Okullarıyla yaşadık. Ramada Otelde bir tanıtım programı düzenlediler. Davetleri üzerine gazetemiz de orada yerini aldı. Biz her gittiğimiz yere özel aracımızla gideriz. Oraya da öyle oldu.
Yarım günümüzü harcadık otelde...
Ve... Umutla dönerek ilk sayıda haberimizi kotardık.
Sonra Hürriyet Mahallesindeki yerlerine giderek gazetemizi gururla takdim ettik.
Ancak o saatte Sahibesiyle görüşmek kısmet olmadı.
Daha sonra 3 ya da 4 kez giderek temaslar kurmaya çalıştık.
Yine mümkün olamadı.
Randevu alıp gidiyoruz, görüşemiyoruz.
Biz size döneceğiz lafı var ortada ama günler geçiyor, dönen mönen yok.
Emek var, zaman harcama var.
Bizden yana görev tamamdı.
Temas girişimi bizden, okuldan dönüş yok.
Açıkça önemsenmiyorduk.
Sonunda Hürriyet Mahallesindeki okul yerine şahsen ben gittim ve bu defa Müdür olan şahısla konuşmak mümkün oldu. Neden dönüş yapılmadığının sebebini sormak hakkımızdı çünkü, biz okulun ne personeli, ne de memuruyduk.
Müdür Beye; basını otele çağırdınız gittik, sunum yaptınız yarım günümüzü size ayırdık, ardından haberleri de yapıp getirdik. Sonrasında aradık. Buna karşılık Siz dönüş yapmak tenezzülünde dahi bulunmadınız; dedim.
İnsanda ne sinir kalır, ne efendilik!
(Müdür)
?Bizim eğitim - öğretim dönemi henüz başlamadı. Haziran, Temmuz gibi 2016-2017 döneminde gazetelerle olan değerlendirmeyi o zaman yapacağız, şimdilik ilan vermeyi, abone olmayı düşünmüyoruz.?
Demesin mi; buyurun buradan yakın.
Aferin (G) okullarına(!)
Demek gözünüzde bizler buyuz ha!
Buna ne denir sevgili okurlarım?
Haber geçmiş, olay bitmiş.
Bu çeşit firmaların bakış tarzları basın emekçilerini çok üzüyor.
Onların gözünde basın herhalde kullanılması gereken bir aksesuar parçası...
Emeğe saygı denen bir şey var?
Hak denen bir şey var.
Özel eğitim, farklı eğitim yapacaklarmış!
Geçin bunları...
İnsanların ne kadar adam olduğu alış verişte anlaşılırmış.