TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN GÖREVİ

Bir insan Türk Milliyetçiliğini kabul etmiş ise çalışkan olacaktır. Günün 24 saatinden kaç saatini milliyetçiliğe ayırdığını, nelerle meşgul olduğunu hiç aklından çıkarmayacaktır. Oysa biz öyle miyiz? Kahvede günlerimizi öldürüyorsak, en yakın bir milliyetçi kuruluşun kapısını tıklatmıyorsak… Milliyetçilik için çalıştığımız söylenemez. Bir insan Türk Milliyetçiliğini kabul etmiş ise fedakâr olacaktır. Günün 24 saatinde, kendi özel hayatında düzgün yaşamayı ilke edinecek, hayat tarzını ona göre ayarlayacaktır. İçkiyle, kumarla, zinayla iştigal etmek, kalp kırmak, dedikodu vb. çirkin söz ve fiillerle meşgul olmak tarzımız olmamalıdır. Oysa biz ne kadar öyleyiz? Yılda 50 Lira aidat vermemek için kırk dereden su getirmeye çalışan kişilerin Hak-Hukuk-Milliyetçilik-Dürüstlük namına söyleyecekleri tek bir sözleri yoktur; çünkü fedakâr olamamışlardır. Sahabeler, “Anam-Babam-Malım-Mülküm-Her şeyim… Sana feda olsun Ya Rasulallah!” demekteydi. Bir insan Türk Milliyetçisi olmuş ise örnek olacaktır. Günün 24 saatinin bir saniyesinde bile olsa taşıdığı fikriyata ters düşmeyecektir. Oturmasıyla, konuşmasıyla, bilgisiyle, sempatikliğiyle, sevgisiyle, merhametiyle, temizliğiyle, hassasiyetiyle… Her haliyle örnek insan olacaktır. Çünkü Cenab-ı Hak insanoğlunu  “Halife” hükmünde, yani “Lider” vasıflı yaratmıştır. Dönüp kendimize bakalım: Ne kadar öyleyiz?  Kendimizi çok uyanık, çok allame görüyoruz ama insanlara daima tepeden bakmak huyumuzu hiç bırakmayız. Ne diyor ibretli söz: “Alçaldıkça, Yükselir Başlar.” Yani sen alçak gönüllü oldukça toplum içinde de Allah indinde de yükselirsin. Bir insan Türk Milliyetçisi olmuş ise teşkilatçı olacaktır. İnsanlar sürü değildir. Marksist terminolojide olduğu gibi Yığın da değildir. İnsan gayeli bir varlıktır. Kendine ait kişiliği, şahsiyeti, ağırlığı, görevleri vardır. Dayanışmanın, yardımlaşmanın ilk adımı teşkilatçılıktır. Aile birimi kurulmuş ise teşkilatçılık resmen başlamış demektir. Komşuluk, teşkilatçılığın ikinci adımıdır. Arkadaşlıklar, üçüncü adımdır. Çünkü dinimiz iyilikte yarışmamızı, kötülüklerden men ettirmemizi ister. Aynı gayeler, aynı ülküler etrafında toplanarak yapacağız bunu… Peygamber Efendimiz 20-25 yaşları arasında yani daha Peygamberlik ile müjdelenmemiş iken Hılf-ül Füdul adlı bir dernekte görev almıştı.  Bizim öyle bir derdimiz var mı? Bir insan Türk Milliyetçisi olmuş ise kararlı olacaktır. Karar vermek risk almak demektir. Hayatın kendisi baştan sona risktir. Yaptığın evlilik, seçtiğin meslek, aldığın ev, çıktığın trafik, girdiğin siyasi parti, meşgul olduğun dernek, memuriyetlik, esnaflık, tarım işi, hayvancılık… Her biri her an için risktir. Ama bunlardan kaçışın da yoktur. Ve ki Sen, kurallara uymak şartıyla kararlı olacaksın, başaracaksın. Şair şöyle diyor: “Hiç düşündün mü niçindir yaşamak / Bir görev yapmak içindir yaşamak / Er kişi isen, görevin neyse başar / Zevke eğlenceye hayvan da koşar.” Karar vermek aklın varlığına dalalettir. Var olmak istiyorsan karar vereceksin. Bir insan Türk Milliyetçisi olmuş ise adam olacaktır. Adam olmak, insan olmak demektir. Onun için insanın bir diğer adı âdemoğludur. İnsan, bin bir türlü güzel vasıflara sahiptir. İnsan eşrefi mahlûkattır. Yaratılmışların en güzeli, en şereflisidir. Bu Yücelikler Allahın bir lütfü, bir ihsanı, bir ikramı, bir payesidir.  İnsanlık, bir binanın temeli gibidir, ne kadar sağlam olursa bina o derece sapasağlam olur. O sebeplerden dolayı Ey kardeşim, Ey dostum, ahbabım! Türk Milliyetçisi olmak kolay değil, ancak ondan kaçışın da yoktur. Ya bu deveyi güdeceğiz ya bu diyardan gideceğiz diyemem sana! Bu deveyi muhakkak gütmek zorundayız. Sen lidersin, sen seçilmiş kişisin… O halde miskinliği, tembelliği, başıboşluğu bırak! Çünkü sen insanlık zincirinin altın halkası durumundasın. Ve bir pervane gibi; Milli Kültürün, Milli Tarihin, Milli Ülkünün etrafında dönmek üzere kalk ayağa, doğrul ve dikil! Türklük davası sana kucağını açtı. Günün 24 saatinde TÜRK gibi yaşamaya karar vermişsen artık cihan senindir.