TEKİRDAĞ KUBA MESCİDİ

Hayırsever vatandaşlarca yapılan minaresiz küçük ibadethanelere mescit denilmekte... Çğunlukla apartmanların alt katları tercih edilir. Camilere uzakta kalan Müslüman yaşlılar, kadınlar  için  mescitler büyük ihtiyaçtır. Mescitlerin açılışına son yıllarda daha sık rastlanılmaktadır. Bunlardan biri de 100. Yıl mahallemizde Barış Manço Parkıyla karşı karşıya olan KUBA Mescididir. Gidip görmeyenlere özellikle tavsiye ediyorum. Ben sık aralıklarla Kuba mescidine gider burada ibadet etmekten huzur bulurum. Ruhumu celbeden yönü cemaatinin kalabalıklığının yanısıra arkadaş canlısı ve dostane tavırda olmalarıdır. Mescit her daim temiz ve sıcak olup araç parkı bakımından da çok uygundur. Cemaatinin çoğu yakınındaki Kartal kahvesinin müşterisidir. Mescidin yapılışını ben de biliyorum. O tarihlerde gümrük muhafaza müdürlüğü emrinde muamele memuru olarak görev yapıyordum. Yakın olduğu için cuma namazı için buraya gidiyorduk. Aradan 23 yıl geçti ve ben hizmeti geçenlerin adları unutulmasın diye bugün bir yazıyla bu mescidi kayda almayı murad ettim. Pazar günü öğle namazında orada oldum. Namaz hitamında cemaatten gözüme takılan tanıdık yüz Cavit Korol ile İsmail Sönmez´ i bir kenara çekerek mescit hakkında merak ettiğim hususları kendilerine sordum ve birtakım bilgiler aldım. Bugün sizlerle bu bilgileri paylaşmak istiyorum: Kuba mescidi, 1994 yılında ibadete açıldı bir yıl sonra Tekirdağ İl Müftülüğüne teslim edildi. Apartman sakinlerinden olup emekli terzilerimizden ve binanın en büyük hissedarı Cavit Korol ile birlikte kendi hisselerini mescid tüzel kişiliği için devreden Hüsnü Ülker ve Üzeyir Dündar mescidin banisi (kurucusu) sıfatıyla daima takdir ve dualarla anılacaklardır. Toplamda, 240m2 alanda hizmet veren mescidin müştemilatı şöyledir: Yazın (bayanlar), kışın (erkekler)  için açılan kur´ an kursu odası, tuvaleti, abdesthanesi, imam odası mevcu. Resmi görevli Mehmet Korkmaz Hoca mescidi evi gibi, gözü gibi pırıl pırıl bakmakta ve cemaatle ile de yakından ilgilenmektedir. Kalorifer petekleri İsmail Sönmez, minberi Karacakılavuzlu Ahmet Gılbaz, halılar gibi iç tefrişat malzemeleri de Mahalleli tarafından karşılanmıştır. Yani mahalle sakinleri el birliği yaparak şirin bir mescit oluşturmuşlardır. Allah hepsinden razı olsun. Mescidin adı neden Kuba konuldu? İsminin şuurlu olarak seçildiğine inanıyorum. Çünkü İslamın ilk mescidinin adı da KUBA idi. Özellikle hacca gidip gelenler bunun öneminin farkındadırlar. Ben Vikipedi sözlükten yararlanarak tarihi Kuba mescidi hakkındaki bilgileri sizlere naklediyorum: "Mescid-i Kubâ, Kubâ´da kısa bir süre kalan Hz. Muhammed (as), inşaatında kendisinin de bizzat çalıştığı ilk mescittir. Kuyuları ve hurma bahçeleriyle meşhur verimli bir vaha üzerinde kurulmuş olan, ve adını buradaki bir kuyudan alan Kubâ, hicret sırasında Mekke yolu üzerinde Medine´ye 6 mil mesafede bulunan bir köydü. Hicretten sonra Medine´nin gelişimine paralel olarak süratle büyümüş ve şehrin mahallelerinden birisi haline gelmiştir. Peygamber Efendimizin, "cennet pınarlarından bir pınar" diyerek övdüğü Gars ve yüzüğünün düşürüldüğü Erîs kuyuları da burada bulunmaktadır. Peygamberimiz (as) Mekke´den yola çıkıp (11) günlük yolculuktan sonra Kubâ´ya ulaşınca, Evs´in bir kolu olan Amr bin Avf oğullarından Külsum bint Hidm´in evinde misafir kaldı. Genişliğinden dolayı daha uygun gördüğü Sa´d bin Heysem´in evinde de ashabıyla sohbet etti. Kubâ´ya gelen ilk muhacirler, Amr bin Avf oğullarına ait bir hurma kurutma yerini mescit haline getirmişlerdi. Peygamber Efendimiz burayı genişleterek Kubâ Mescidi´ni inşa etti.(...) Peygamberimiz, kıblenin Kâbe´ye çevrilmesinden (623 M.) sonra Mescid-i Kubâ´ yı yeniden inşa etmiştir. Bu sırada ön duvar ve ona paralel dizilen yedi sütun üstüne bir tavan yapılmıştır.(...) Sa´d bin Heysem´in evinde Peygamberimizin namaz kılarak ashabıyla sohbet ettiği yer 1985 de gerçekleşen son imara kadar korunmuş, bu genişletmede Kubâ Mescidi´ne dahil edilmiştir." Kuba mescidiyle alakalı bilgilerimiz bunlar.