TEK VATAN, TEK MİLLET, TEK BAYRAK? BİR PROBLEM VAR GİBİ!

  AK Parti’ nin ortaya getirdiği her sloganda bir yalan olduğu daha kolay anlaşılıyor. Birçok alametin yanı sıra Diyarbakır buluşması bunu pekiştirmiştir.   Birkaçını sayalım: AKP, Bölgesel milliyetçiliğe karşıyız dedi ancak tüm gelişmeler tersten gidiyor; Kürt halkı, Doğu ve Güneydoğu bölgesinin ayrı bölge olduğuna inanmaya başladı. Barzani örneğinde olduğu gibi davetliler “ Kürdistan’a hoş geldiniz” nidalarıyla karşılanıyor.  AKP, Dinsel milliyetçiliğe karşıyız dedi ama Alevilik yepyeni bir din imiş gibi Alevilerle hükümet arasında müzakereler başlatılmış bulunuyor. Ayrıca Fener Rum Patrikliğine, Rum, Ermeni, Yahudi, Süryani kuruluşlarına verilen mal varlıkları  Batı’yı bile şaşkına çevirdi.  AKP, Etnik milliyetçiliğe karşıyız dedi ancak siyasi Kürtçülük ayyuka çıkktı. Romancılık tüm illerde, ilçelerde adeta zorla uyandırılmaya çalışılıyor. Hükümetin açıklamaları ise çok düşündürücüdür: Özgürlüklerin önündeki engeller kaldırılıyor, Türkiye rahatlıyor (!)  Demek ki bu üç kırmızıçizgide söylenen ne varsa bunun tersi yapılmakta... İkinci örneğimiz Genelkurmay Başkanlığının bir açıklamasıdır: Mardin/Nusaybin/Eskihisar Köyünde PKK ile Askerlerimiz arasında bir çatışma olmuş ve bu olay PKK’nın haber ajansı ANF ile Genelkurmay açıklaması şu şekilde olmuştur:  ANF: “HPG, Mardin’in Nüsaybin ilçesi kırsalında operasyona çıkan Türk ordusuna bağlı askeri birliklerin gerilla alanlarına yönelmesi üzerine “uyarı ve savunma amaçlı” ateş açıldığını duyurdu…”  Genelkurmay: “… Jandarma Karakol Komutanlığında bulunan iki adet Jandarma Özel Harekât Timi ve dört adet Taktik Tekerlekli Zırhlı Araçdan oluşan unsura, görev dönüşünde, anılan bölgede pusu kurdukları anlaşılan bölücü terör örgütü mensupları tarafından, saat15:20 sularında uzun namlulu silahlarla 100-150 el ateş açılmış,(…) . Açılan bu ateşe, meşru müdafaa kapsamında Taktik Tekerlekli Zırhlı Araçlar üzerindeki makineli tüfekler ile derhal karşılık verilmiştir”  Türkiye "Tek vatan" ise bu gerilla alanları ne anlama gelmektedir? Tek vatan üzerinde Ordu unsurlarının ateşi neden meşru müdafaa hükmünde ifade edilmektedir? Demek “Tek vatan” meselesinde bir ikircikli durum söz konusudur.  “Tek bayrak” konusuna gelelim: Barzani, Erbil’ e döndükten sonra Diyarbakır’da yaşadığı şaşkınlığı, 40 dakika süren Kürdistan TV, Zagros TV’de şöyle dile getirecektir:  "Diyarbakır’da gördüğüm manzara hayal miydi, gerçek miydi diye düşündüm. Orada daha önce gizlice de olsa gördüğüm Kürdistan bayrağıyla seviniyordum. Fakat Kürdistan bayrağının alenen Diyarbakır sokaklarında dalgalanması beni çok duygulandırdı."  Ayrıca sosyal medya ile binlerce evi dolaşan görüntülerden biri de Emine Erdoğan Hanımefendinin elinde dalgalanan Barzani Kürt bayrağıdır ki elindeki bayrakla çok mutlu, çok güleç görünüyordu… Bu görüntülerin duygusal olarak bu saatten sonra ikinci bir bayrağın şuuraltına işlendiğini psikiyatrik açıdan görmek lazımdır. Deniyor ki açıkça; “Ey Türkiye halkı! Kürt bayrağını görmeye, benimsemeye, azmetmeye artık kendinizi hazırlayın! “ Zaten normal günlerde de bu bölgede alenen PKK bayrakları dalgalanmıyor mu? Türklükle ilgili her türlü söz, tabela, büst sökülüp atılmıyor mu? Tek dil konusunda da gerçeklere tekrar bakalım: Hükümet özel okullarda, kurslarda, şehir, ilçe, kasaba isimlerinin değiştirilmesinde, alfabeye ilave harflere kadar Kürt diline geçit verdi. Bu alt yapıdan sonra hala “Tek dil” deniyorsa burada kocaman bir yalan var demektir. İbrahim Tatlıses ile Şivan Perver’ e sahnede düet yaptırılmış, söylenen Kürtçe şarkılar karşısında Kore halkı gibi topluca gözyaşı dökülebilmiştir. O anda nasıl olup da ağlanabildiğini sorabilirsiniz; mesela; oradakilerin hemen hepsi topluca gözyaşı dökebiliyorsa ya şarkılar olağanüstü duygusal idi veya ağlamasını beceremeyen, ağlamakta zorlanan kimseler böyle heyetlere dâhil edilmiyordur. Başka bir seçenek daha olabilir derseniz lütfen söyleyiniz. “Tek vatan” içinde bir Kürdistan oluşmuş, Başbakanımız belleklerimizi alıştırmak için Kürdistan tabirini ilk kez kullanabilmıştır. Beşir Atalay, bunu çok konuştuk aramızda, diyor. Demek irticalen hemen söylenmiş değil, tek vatan içinde Kürtlere ait bir vatanın daha olduğu dile getirilmiştir. Başbakanımızın; “Ne dedik? Tek vatan dedik, Tek millet dedik, tek bayrak dedik, Biz hepimiz birlikte Türkiye’yiz dedik” tekerlemesi aslında ütopya idi. Asıl amaç Kürtçü olmayan unsurları uyutmaya yönelikti. Başarıldı. AKP’liler kuvvetli iman halinde bu hal üzeredirler. Birkaç yıllık açılım projesinden başlayarak adım, adım bugüne kadar milyonlarca çoğu Türk olan AKP’linin Kürtçülük olayını benimsediğini ilaveten son Diyarbakır sahnesi “Azmettirme” olayını daha pekiştirdiğini görüyoruz. AKP’liler bu olay(lara) hala “çözüm süreci, kan akmazlık, kardeşlik, Kürtleri yok saymakla” ilişkilendiriyor ve buna “dava” diyenler var.  Tekirdağ için söylüyorum: Bugüne kadar tek bir AKP’li “yanılmışım, partiden ayrılıyorum” demedi. Sosyal medya tablosunu takip ediyoruz ve bire bir konuştuğumuz AKP’liler bırakın uyanış göstermeyi, tam tersi, bizi hafiflikle, gerçekleri görememekle, suçluyor.  Son paragraf olarak bir hususa dikkatinizi çekmeyi istiyorum: Başbakanımız, 18 Şubat 2013 günü Mardin’de; “Bir çözüm sürecindeyiz. Bu süreçte kimse bizim karşımıza Kürtlükle çıkmasın, kimse bizim karşımıza Türklükle de çıkmasın. Biz her türlü milliyetçiliği, ayaklarının altına almış bir iktidarız. Kuru milliyetçilik yok” Demişti… Keşke demeseydi! Aradan 10 ay geçti ve bakanları, karı-koca hepsini Diyarbakır’da ayaklarına getirip bir güzel ağlatmayı başardılar. O gün orada Türkçe şarkılar söylendi mi bilmiyorum ama Kürtçülük bu ülkede artık bu noktalarda seyrediyor.  Neyse, bu raddede kalsın lafımız ve insanoğlu ruhsal varlıktır diyerek yazımıza son vermiş olalım.