Birgülce

İnanın artık şaşırmamak elde değil. Ne oldu bize? Aslın da soruyu şöyle sormak lazım,daha doğrusu neler olmamış ki bizlere. Herkes bilir ve dillendirirdi sık sık. Biz çok unutkan bir millettiz diye,ama emin olun şu günler de daha fazla unutkan olduk, çok çabuk unutuyoruz her şeyi. Peki bu arada kaybımız ne? Kaçımız bu kayıplarımızın fakındayız? Öylesine unutkan olduk ki giderek kaybediyoruz bizi biz yapan,yani insan yapan değerlerimizi. Örnek mi? Mesala vefalıyız ama nereye kadar? Bize göre bir yanlış görene kadar. Çok değer veriyoruz olur olmaz'hak etsin ya da etmesin,başta eşya olmak üzere her şeye. ..... Peki nereye ve ne zamana kadar? Yerine daha değerlisini bulana kadar. Ne garip değil mi değerli okuyucular. Yani bir toplumun geleneği göreneği,insanlık değerleri bu kadar mı çok değişir? Daha da vahimi, Önünü arkasını hiç düşünmeden konuşuyoruz, Konuştuktan sonra düşünüyoruz yetmiyor bir de zeytinyağı yağı gibi üste çıkmaya çalışıyoruz. Hiç yapmadığımız tuhaf bir durum daha var. Hayata insanlara çevremiz de olan bitene çok "sığ" bakıyoruz, derine inmeye gerek görmüyoruz. Bu sığ bakmayı karşımızdaki insanların fikir ve düşüncelerşini küçümsemek anlamın da kullandım. Ama dediğim gibi niye enine boyuna incelemeye gerek görmüyoruz. Niye görelim ki? Çünkü; derine inmek sorumluluklarımızdan kurtarıyor bizi. Başımıza gelmediği sürece halden anlamıyoruz, Başına gelmişin ise başına sadece bakıp geçiyoruz. Mesela halimize şükretmek ve başta sağlığımız olmak üzere dua etmek için binlerce sebebimiz varken,etmiyoruz. Başımız dara düşünce ya da geceleyin bir mezarlığın yanından geçerken korkudan sadece dua ediyoruz. İçten gelmeyen ve zamansız edilmiş duanın kabul edildiği nerede görülmüş? En acısı ise elimizdeki ile yetinmiyoruz,yetinmediğimiz yetmiyormuş gibi birde unuttuk gitti. Mesela; Ekmeği buluyoruz,şükretmek yerine tazesini, tazesini bulunca da susamlısını ya da başka şeyler arıyoruz. Velhasılı kelam biz aslında da bizi kaybettik. İnsanlığımızı ve vicdanımızı merhametimizi kaybettik... Ve işin tuhafı, Kaybettiklerimiz malum da, Daha ne aradığımızı,neyi aradığımızı bilmiyoruz. Karanlıkta kaybettiğimiz şeyleri yüz metre ileride ki sokak lambasının ışığının altın da arıyoruz. İşte öyle. (Birgülce)