SİYASETTE YERELCİ VE MİLLİCİ OLMAK!
Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi lügatimize kazandırdığı bir deyimi çok yerinde, çok lüzumlu ve çok gerçekçi buluyoruz, işin gerçeği burada saklıdır. Buna göre siyasetle iştigal eden her kim olursa olsun gerek düşünce, gerekse de hattı-hareket olarak ?Yerel ve Milli? olmak zorunda... Bu zorunluluk elbette Cumhurbaşkanımız dediği için değil bir gerçeğin dile getirilmiş olmasındandır.
Son günlerde AK Parti İl yönetimine karşı, kendini AK Partili olarak gören birçok isim bir araya gelerek ciddi bir saldırıya geçtiği gözlemlenmektedir. Bu tür adımlarla yerel bazda siyasetimizin ne kadar zarara uğradığının muhasebesini yapmak gerekiyor: Bunu nokta-i nazar hala dikkate alınmazsa Tekirdağ siyaseti kan kaybetmeye devam edecektir.
Parti, 2001´ de kurulup 2002´ de hükümet olunduğu zaman Tekirdağ il yönetimi Ahmet kambur ile Mehmet Şık ekibinin elindeydi. Bu ekip 5 vekilden 2´ sini, 2004 yılında Mehmet Şık il başkanıyken de 33 belediyenin 21´ i kazanıldı.Tekirdağ tümden AK Part´ nin elindeydi. Galibiyetlerde "yerel heyecan" her daim bir numaralı sebeptir. Mehmet ŞIK dönemi AK Parti için, ?Altın dönem? olarak kayda geçti, unutmayalım bunu.
Peki... Ne oldu da gemi karaya oturdu, ileri giden araba neden geriye gitmeye başladı, ne oldu da kuş uçamaz hale geldi? Türkiye´ de hala devam eden AK Parti iktidarına rağmen Tekirdağ´ da galipken mağluba neden dönüldü? Bu parti, başaşağı giden çizgiyi derinden derine sorgulamalıdır. Siyaseti merkeze çekmek mi hatayydı, yoksa siyaseti yerel dinamiklerin elinde tutmak mı? İşte ?Yerel? dediğimiz esas ana nokta burada ele alınmalıdır. Her şeyin en iyisini Ankara biliyorsa o zaman yerel dinamiklere ihtiyaç yok demektir.
Düşünün geçmişi...
Koordinatör Mehmet Müezzinoğlu ve ardından gelen Harun Karaca adlı vekiller Tekirdağ halkının sosyo-psikolojik, yani yerel yapısını dikkate almadan öylesine hatalar yaptılar ki, Tekirdağ´ da olumlu üretilen AK Parti siyaseti giderek batağa gitti. CHP ile arada açılan makas son referandum ile yüzde 61/39 şeklinde tecelli etmesi bu açıdan gözardı edilemez. Gel de bundan sonra makası kapatın kapatabilirseniz.
Devam ediyorum...
Seçimlerde peş peşe alınan mağlubiyetlerin başında kongre sandıklarının Anakara´ ya taşınması, il/ilçe yönetimlerinin Ankara´ da kurulmasıdır. Tekirdağ halkı bu anti-demokratik uygulamaya rıza göstermezdi ve nitekim belediyelerin tümünü geri alıp inadına CHP´ ye teslim etti. Geçmiş itibariye belediye başkanlarımızın çoğunun sağ kökenli olduğu düşünülmeden halkımıza , ?Sahil kesimi... İçkici? gibi ciddi yaftalar giydirildi. Erol Erdoğan / Adalet Partisi, Mahmut Çağlıyurt / Anavatan Partisi, Osman Tabak / Anavatan Partisi, Kadir Çebi / Anavatan Partisi, Ahmet Aygün / AK Partisi... Demek ki bu halk kendisine saygı gösterildiği oranda belirlenen isimlere oyunu vermeyi tercih etmiştir.
AK Partisi´ nin birçok ileri geleni bu demokratik isteği gördü, partili demagoglar, koordinatör vekillerin Tekirdağ siyasetini karıştırdığını, içinden çıkılmaz hale getirdiğini her fırsatta, her yerde dile getirdiler ama sonuç bir türlü alınamadı. Partili lafazanlar ne demek istediler? Yerelde, bizi bize bırakın, içimize daha fazla karışmayın, bizimle istişare edin ama dayatmada bulunmayın demek istediler.
Açıkça da söyleyelim: Bulunmaya devam ederlerse yerelde AK Parti kaybetmeye devam edecektir. Tekirdağ siyaseti maalesef İstanbul gölgesinde bırakılmak isteniyor. Burada kendini zayıf gören mahfiller kendilerine bir İstanbul kapısı bulmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanımız ne diyor? Hareketiniz, tercihiniz ?Yerel ve milli? olacak diyor. Bu mesaj hala mı alınmak istenmez? Konferans diyorsan hay, hay! NKÜ akademisyenlerle ağzına kadar dolu olup her türlüsünü verecek düzeydedir.
İl kongresine 1 ay kala, 5 Ağustos 2016´ dan beri etrafında pervane olunan il başkanına birden bire hücuma kalkmanın hikmet-i sebebini nedir? Bazı olaylar kol kırılır yen içinde kalır misali olmalıydı. Sıkıntıları kan davasına dönüştürüp çevreye taşımanın alemi yoktu.
Bu hileli ağızlara tevessül edilmeyecek, ithamların sahipleri ?Bende bir leke var mı acaba?? Diye önce kendisine bakacak, derim ki, ?Mescidi Dırra? olayını okuyun, orada nasıl tuzaklar kurulduğunu göreceksiniz. Bir yerlerde bir bahane ile yine kendi insanına vurmak için organize içinde olmayın. TÜVGA faaliyetine kim neden söz etsin, tek laf olmaz çünkü dernektir, yapar, uyarır, eğitir... Davetli olarak gelenlere de aynı şekilde aykırı bir söz söylenemez davete icabet en azından etik bir kuraldır.
Ikıdı mıkıdı yerine işin öznesi yakalanmalıdır. İl yönetiminden istifa ile ayrılanlar tarafından organize ediliyor görünmesi, bir de orada AK Parti il, ilçe, milletvekilleri gibi önde gelen yerel dinamiklerin olmayışı, kamuoyunda bu organizenin bizatihi Cüneyt Yüksel´ e muhalefet etmenin bir yansıması olarak mütalaa edilmiştir. İşin asıl öznesi budur.
Bazı aklı evveller sosyal medya üzerinden ?Rahatsız mı oldunuz?? Diye sorular soruyor kendince, kime diyor bunu? Yazıp çizen yerel basına diyor. ?Hem yerel, hem milli? Anlayışına zıt hareket ediliyorsa evet kardeşim orada basından alkış beklemeyeceksiniz. Basının dikkatini çeken husus, faaliyetin içeriği değil, salonda olanlarla, olmayanlardır.
Efendiler, her ne yapacaksanız yerel dinamiklerle birlikte yapacaksınız. Başarmanın sırrı buradadır. Gölgede değil asılda olmalısınız, ki buna derin siyasi şahsiyetçilik denir. Her işte kendiniz olun. Bugüne kadar yerli dinamikler üzerinde gölgeler oluşturulduğu için yerel siyaset kısır kaldı, bu sebeple de AK Parti 2004 yılında kazandığı mahalli idareleri bir daha kazanamaz hale geldi ve aynı hatalara yine devam edilmekte olduğunu gördüğümüzden bugün bunları yazarak hatırlatmak zorunda kaldık.