2017 yılı enflasyon rakamları açıklandı. TÜİK tarafından açıklanan rakamlara göre TÜFE, %11.92; TEFE,%15.47 olarak gerçekleşti. Enflasyon ekonomideki genel fiyat düzeyinin sürekli bir artma halidir. Belli bir hesaplama neticesinde elde edilen bir rakam olmasından ziyade daha çok vatandaşın çarşıda pazarda fiyat artışlarını hissetmeye başlamasıyla kendini belli eder. Hayat pahalılığı denilen bu sıkıntı özellikle ücret geliri elde eden, dar gelirli diye tabir edilen kesimlerde alım gücünü aşındırarak zaten düşük olan refah seviyesini daha da düşürür.
Enflasyon uzun yıllar ekonomimizin temel problemlerinden biri olmuştur. 1983 ten itibaren baktığımızda 2000 yılların başına kadar çok yüksek oranlarda enflasyon söz konusuydu. Ortalama olarak %50´nin üstünde seyreden fiyat artışları yanında; 1994 te % 125, 1997 de % 100 lük bir enflasyon oranları ile dünya şampiyonluklarımızda mevcuttur. O dönemlerdeki tabirle enflasyon canavarı 2003 ten itibaren uyumaya başladı ve oranlar birkaç istisna yıl dışında tek haneli rakamlara geriledi. Fakat son açıklanan rakamlar çift haneli olmasının yanında gelecek dönemle ilgili bazı da tehlikeler içermektedir. Bu nedenle gerekli önlemler derhal alınmalı ve canavarı uyanmasına fırsat verilmemelidir.
Enflasyon iki nedenle ortaya çıkar. Birincisi talep edenlerin tüketicilerin davranışlarıyla ki buna talep enflasyonu denir. Nedeni talebin yüksekliğidir. Çarşı, pazar hareketlidir. Alışverişler artmış, piyasalar canlıdır. Talebin canlılığından kısa dönemde fiyatlar artar. TÜFE bunu gösterir. Yani, tüketicinin katlandığı fiyat artışını ki %11. 92´dir. Diğer neden üreticilerin yaşadıklarıdır. Üretmek için ihtiyaç duydukları girdi fiyatları artarsa, daha pahalıya temin ederlerse maliyetleri artar. TEFE de bunu gösterir. Yani üreticinin maliyet artışını ki % 15.47´dir. İki oranda 2004 ten bu yana görülen en yüksek artıştır. Tek haneli enflasyon hedefi şaşmıştır. Fakat asıl önemli olan husus üretici enflasyonunun tüketici enflasyonundan yüksek çıkmasıdır. Normal olarak maliyeti artan üretici bunu satış fiyatına yansıtır. Oysa geçen yıl %9.94 olan üreticinin maliyet artışları, tüketici fiyatlarına %8.53 oranında yansımıştı. Aradaki fark üreticilerin vazgeçtikleri karlarıdır. Daha düşük bir satış fiyatına razı olmuşlardır. Eğer talep canlı olsaydı bu durum ortaya çıkmazdı. Satamadıkları için fiyatlarını düşük tuttukları anlaşılmaktadır. 2017 de ise maliyetler % 15. 47 artarken; satış fiyatları % 11. 92 artmıştır. Aradaki fark daha da açılmış üreticinin fedakârlığı daha da artmıştır. Bu nereye kadar sürer? Çok sürmez çünkü özel sektörün itici gücü karlılıktır. Maliyet artışlarını ilk fırsatta ürettikleri malların fiyatlarını arttırarak vatandaşa yükleyeceklerdir. O zaman önümüzdeki dönemde tüketici enflasyonunun da artacağını söyleyebiliriz.
Domino taşları bir figür oluşturacak şekilde dizilir. Sadece ilk taş oynatılır, gerisi kendiliğinden gelir. Ekonomide işte buna benzer ?domino etkisi? denilen bir durum vardır. Genel olarak bir ekonomide üretim maliyetleri artarsa; malların satış fiyatları artar. Satış fiyatları artarsa; fiyat artışlarının alım gücünü daha da azaltması neticesinde talep daralması yaşanır. Talebin azalması bu defa üreticinin satışlarını düşüreceğinden üretimde daralmalara yol açar, üretim azalır. Bir önceki döneme göre daha az üretmek demek ekonomik küçülme demektir. Ekonomik küçülme işsizlik ; işsizlik 0 gelir demektir. Bu böyle sürüp gider?. Tez elden önlemler alınmalı? Canavar uyanıyor?