ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR (1897 ? 25.03.1976)

1897´de Edirne´de doğdu. 1918´de Edirne Muallim Mektebi´ni bitirdi. Azerbaycan, Dağıstan, Gürcistan´da öğretmenlik yaptı. 1919´da Rusya´ya gitti. 1924´te Moskova Üniversitesi´ni bitirdi. 1925´te Türkiye´ye döndükten sonra, siyasi faaliyeti nedeniyle İstiklal Mahkemesi´nde on yıl hapse mahkûm edildi. On sekiz ay sonra  genel aftan  yararlanarak çıktı. 1928- 1930´da Yüksek ve Teknik Öğretim Genel Müdürü, 1930-1936´da Ankara Belediyesi İktisat Müdürü, 1936-1938´de Ankara Ticaret Lisesi Müdürü, 1938-1947´de İktisat Vekâleti Sanayi Tetkik Heyeti Reisi, 1947- 1951´de Başbakanlık Yüksek Murakebe Heyeti üyesi olarak görev yaptı. Bu tarihten sonra araştırmalarına devam etmiş ve birçok değerli eserler vermiştir. Başlıca eserleri: Lenin ve Leninizm( 1924), Cihat İktisadiyatında Türkiye(1930), İnkılâb ve Kadro(1932), Suyu Arayan Adam(1959), Toprak Uyanırsa(1962), Tek Adam (1964- 1965), İkinci Adam(1966-1968),Menderes´in Dramı(1969), Enver Paşa?      -25 Mart 1976´da vefat eden hemşerimiz Şevket Süreyya Aydemir´i vefatının 42. Yıldönümünde bazı görüş ve düşüncelerini anımsatarak anmak istiyoruz.      -Atatürk için ?Tek Adam? isimli kitabımı yazdım. Bu kitap üç cilttir. Ve bu üç ciltlik eserin herhangi bir noktası da yanlışa çıkarılmamıştır.       -Atatürk beş vasfıyla Atatürk´tür: Birincisi: Atatürk,ileriyi gören adamdır. Çevresinde diğer unsurlar arasında asker ve sivil, en ileriyi gören odur. Ve bu en ileriden verdiği haberlerin hepsi doğru çıkmıştır. İkincisi: Atatürk, olayları en iyi değerlendiren adamdır. Herkes olayları değerlendirir,  Ama Atatürk´ün olayları değerlendiriş gücünde ve aynı zamanda olaylarla doğru çıkan, gelişmelerle doğru çıkan değerlendirmeler, diğerleri tarafından yapılabilmiş değildir. Üçüncüsü: Bence en mühim vasfıdır. O da Atatürk, yön tayin eden adamdır. En ileriyi gören, olayları en iyi değerlendiren ve yön tayin eden adama ?Lider? derler. Lider vasıfları bunlardır. Çünkü lider ancak yön tayin eder. Atatürk ve çevresine baktığımız zaman hepsi kahramandırlar, hepsi değerli insanlardır, hepsi alın terleriyle, kanlarıyla, varlıklarıyla bu ülkenin kurtulması ve kalkınması için çaba harcamışlardır, ama en ileriyi gören daima Atatürk olmuştur. Olayları en iyi değerlendiren gene Atatürk ve yön tayin eden, yani lider vasfına haiz olan gene Atatürk. Dördüncüsü: Atatürk, donmuş bir doktrin adamı değildir, ama aksiyon adamıdır. Yani hazır doktrinlere kendini kaptırmamıştır. Beşincisi: Atatürk, meşruluk taraftarıdır. Onun çağında böyle bir lider gelmemiştir. Yani Erzurum Kongresi´nden mi yetki alacak, hay hay! Sivas Kongresi mi? Küçük bir kongre olabilir. Ama yetkiyi oradan almıştır. Büyük Millet Meclisi kurulmuş ama yetkilerini oradan almıştır. Ve hiçbir zaman bu yetkilerin üzerine çıkmamıştır.  -Atatürk´ü bugün inkâr ediyoruz. Onun heykellerini kırıyoruz, onun resimlerini yırtıyoruz. Yani Atatürk´e ait her şeyi arka plana atıyoruz. Birçok resmi yetkililer Atatürk´ü  dinlemek bile istemiyorlar. E! Ama bu bir tarihi kaderdir. Çünkü kahramanlar çile çeker. Kahramanların heykelleri yıkılır. Atatürk bunları bilen adamdı ve bekleyen adamdı. ( Arı İnan, Tarihe Tanıklık Edenler, Cumhuriyet´in Kurucu Kuşağıyla Söyleşiler, Türkiye  İş Bankası, Kültür Yayınları, I.Baskı,Eylül 2011) -Atatürk´ün: ?Köylü efendimizdir, onun ayağına ve hizmetine gidelim, onun temiz huzurunda eğilelim? dediği Türk köyü, adeta hınçla boşaltılmaktadır. Topraklarından edilen Türk köylüsü, gittikçe kanserleşen anormal bir şekilde şişen, sıhhatsizleşen şehirlerin çevresinde, ne köylü, ne de şehirli olan deklase (değer kaybetmiş) kalabalıklar halinde, geleceğin sosyal buhranları için kadrolaştırılmaktadır. ( Cumhuriyet Gazetesi, 30.10.1970) -Bir ülke ki, 760.000 km. karelik toprağı üzerine, bugün kendini besleyemez. Buğday için, pirinç için, yağ için, şeker için yabancılara el açar. Örneğin bu yılda (1974) dışarıdan 2.200.000 ton buğday alıyoruz. Oysa 25 yıl sonra nüfusumuz, 65-70 milyon arasında olacaktır. Ama devletin Planlama Teşkilatı  köyleri daha da boşaltmak, köyde yaşayan nüfusu, genel nüfusun ancak yüzde 30´u oranına indirmek için planlar düzenler. İyi ama, bu 70 milyon insanı hangi çiftçiler, hangi tarım güçleri ile besleyecekler? Halbuki devrimimizin  gençlik çağında en heyecanlı sloganımız ? Buğday bağımsızlığı? idi. Bunu haykırıyor ve ?Türkler, ekmekleri için, kimseye el açmazlar? diyorduk.  ( Cumhuriyet 9.12.1974) ( Şevket Süreyya Aydemir, Lider ve Demogog, Remzi Kitabevi, Birinci Basım, Eylül 1997)       19.03.2018