SEMER KÖYÜ/Kızılcahamam
Memleketimizin her bir köşesi cennetten birer parçadır. Ya manzarasıyla, ya havası suyuyla, ya kültürüyle veya hepsini birden içeren muazzam varlıklarıyla vatanımız kudret eliyle dokunmuş paha biçilmez tablo gibidir.
Bülbülü altın kafese koymuşlar ?İlla ki vatanım? Demiş. Köyümüze olan bağlılığımızı, sevgimizi, heyecanımızı Şair Ahmet Kutsi Tecer, ?O köy Bizim Köyümüzdür.? Adlı şiiriyle bu duygularımızı en güzel şekilde anlatmaktadır.
?Orda bir köy var, uzakta O köy bizim köyümüzdür. Gezmesek de, tozmasak da O köy bizim köyümüzdür.?
Köyünden uzakta yaşayanlarda da o aşk, o özlem sımsıkı bağlarla bizi köyümüze bağlar. Ancak o güçlü manevi bağları fark etmek için mutlaka gidip görmeliyiz.
Damadım Ümit Ergen, ?Baba, bu defa seni mutlaka köye götüreceğim, bizim ora çok farklı; dağlık bölgeler, ormanlar, kana-kana içeceğin buz gibi sular, toprak evler? Görmeni istiyorum, gideceğiz, hem bu sene bayram ile Yağmur Duası etkinliği de beraber olacak, yaylaya çıkacağız!? Dedikten sonra artık kıramaz mazeret üretemezdik. Çünkü torunlarım da ?Hadi Dede!? demeye başlamışlardı. Nazlı nazlı olsa da ?Evet? Demek vacip olmuştu. İlk kez bir Anadolu köyünde kalacağımı düşündüm ve? Ramazan Bayramının ikinci günü özel binek otomuzla yola revan olduk. Adres: Kızılcahamam/Semer Köyü
İnternette araştırdım, köy hakkında 90´ dan fazla sonuç var. İstanbul´da, Ankara´da ?Semer Köyü Derneği? adıyla cemiyetlerini kurmuşlar. Yüzlerce aile kenetlenmişler gurbette ve her yıl hasretle köylerine gelerek ?Yağmur duası? yapıyorlar. Bu sene 7 Temmuz, yani Bayramın üçüncü gününde muazzam bir şenlik hazırlığına girişmişler.
İlan edilen gün gelince... Tüm aileler yayla yoluna koyuldular. Arabalar ip gibi çıktılar Goymat´a... Bir kalın gölgeli ağacın altına herkes gibi biz de yaygılarımızı serdik. Sohbetler bol; amcalar, dayılar, yeğenler, kuzenler, ablalar, anneler, dedeler... Nuhbey Acar 83 yaşında, Mustafa Acar 77 yaşında? Yüzlerce aile? Sülale, sülale, öbek öbek gelmişler. 40 yıllık hasret sone eriyormuş gibi her birinde neşe kaynıyor, sevinçler yüzlere dillere vuruyor. Ben de kendilerine göre olan adetlerini kayıt altına almaya çalışıyorum. Kopmaz, sarsılmaz kenetlenme var burada... Kiminle konuşsanız her birinin ağzında ?Benim köyüm, bizim köyümüz? lafı dolanıyor.
Bu insanların bu hallerini gördükten sonra Şairimizin:
?Orda bir ev var, uzakta O ev bizim evimizdir. Yatmasak da, kalkmasak da O ev bizim evimizdir.?
Dizilerini hatırlıyorsunuz ve şair sizi bir hakperestlik ufkuna götürüp yüceltiyor.
Köylüler, eski evlerinin yanına yeni evler yapmaktalar. Eskiyi de pek yıkmak istemiyor insanlar. Altta hayvanları yatıyormuş, üstte kendileri? ?-Neden?? Dedim. Sıcaklıkları üst kata çıkıyormuş. Ahşaptan iki katlı bu Anadolu evinde alt katta; ahır, ortalık dedikleri bir ardiye; süt, peynir işleri için bir odaları; yaba, orak, kosa, odun, sap samanlar için odaları var. Daha ve üst katta sedirlikli salonlar, yatak odaları, misafir odaları vs.
Bu ahşap evleri artık dökülmeye, yıkılmaya başlamış iseler de içinde hala çok sayıda oturan mevcut? Bunlardan biri de Kedici Mahmut Aga (90 yaşında) Kopamıyor insanlar? Burada, ?O ev bizim evimizdir? Duygusu tam anlamıyla yaşıyor, yaşatılıyor.
Semer Köyünde bilinçli olarak kahve yok? Bir ara varmış fakat insanların dayanışmasına, komşuluk ilişkilerine zararı oluyor diye ortak bir kararla kapatılmış. İnsanlar cami bahçesinde sohbetlerini yapıyor. Veya hangi sokağa girseniz orada 3-5 kişi ya bir ağaç kütüğüne oturmuş ve ya ayakta sohbet eder görürsünüz. Kadınları da aynı şekilde kapılarının önünde sohbetlerini yapmaktalar.
Konuşmalara dikkat ettim:
?Orda bir ses var, uzakta O ses bizim sesimizdir. Duymasak da, tınmasak da O ses bizim sesimizdir?
Köylüler öz şivelerini, ağızlarını konuşuyor. Kadın erkek, çoluk çocuk aynı gırtlak, aynı hançereyi kullanıyorlar. Demek ki şairimizin bu mısraları da çok yerinde tespitlerden biriymiş.
Semer Köyü bayramın üçüncü gününde (7 Temmuz) 4-5 Km. ötede ?Goymat? denilen bir mevkiye çıktılar. Bu şenliğin asıl adı: "Emekli" imiş... "Yarın emekli var", "Emekliye gidilecekmiş" vs. Çok yadırgadım, "Nedir, neden emekli deniyor?" Diye etrafımı zorladım. Kimse doyurucu bir cevap veremedi. Sadece ortaklaşa şunu diyorlar: "Ortada bir emek, bir zahmet varmış, belki de ondan emekli deniyor olabilirmiş" N´ apalım, gelenek gelenektir. Biz de bu yıl adı emekli olarak zikredilen bir "Emekli Yayla Şenliği" göreceğiz.
Goymat, ormanlık serin bir mıntıka... Her yer yemyeşil ve mera kır çeşmeleriyle bezeli, iki adet tuvalet bile yapılmış fakat yetersiz olduğu önlerinde oluşan uzun kuyruklardan belli... Geceden çadır kurup kalanlar varmış. Sabah erkenden gidip gölgelerde yer kapmaya çalışanlar da...Mesela, dünürüm Ramazan Bey hizmet için sabah 5´ de kalkıp gitti.
Yayladayız... Program başladı. Binlerce insan; oturuyor, geziyor, ip atlıyor, sancaklarda sallanıyor, gölgede uyumaya çalışıyor. Çaylar kaynıyor, semaver dumanları püfür püfür! Hafızlar Kur´ an okuyup ilahiler söylediler. İki hoca efendi ardına aldıkları (25-30 kişi) çocukları piknik alanında ?Allahım bize yağmur ver!? nakaratlarını içeren dualarla gezdirdiler. Sanırım amaç, çocukların masumiyetine inanarak duaların kabul olması amaçlanmış. Öğle namazından sonra binlerce kişi yağmur duası okudu. Yağmur yağdı mı derseniz onu da ifade edeyim: Dua devam etmekte iken gök gürlemesiyle birlikte yarım saat sonra tek tük damlalar düşmeye başladı, halk bir süre sonra dağılmıştı ve akşam saatlerine doğru oldukça güçlü yağmur yağmış.
Yağmur duasının hitamında bir gün önceden kesilen 3 adet dananın kavurmaları halka dağıtıldı. Buzalıkta aileler yan yana oturtuldu. Herkes yaygılarını serdi. Evden getirdikleri yiyeceklerle ellerinde tepsiler herkes koşar adımlarla sıraya geçmek için ağaçların altından boşaldılar. Görülmeye değer bir koşturmaca yaşandı.
Ailelere önce bulgur pilavı ardından kepçeler dolusu kavurmalar ikram edildi. Bir taraftan da megafonla gelecek yılın danaları için kelle, bağırsak ihalesi yapılıyordu. Bu açık arttırmadan 7-8 bin lira kadar para toplanmış.
Gecesinde havai fişeklerin atıldığını gördük. Bazen tek-tük silah sesleri duyuldu. Anlayacağınız herkes yayla şenliğine bir şekilde katkılar yapmaya çalıştı.
Semer Köyünde bu etkinliğe protokolden gelenler var mıydı diye düşündüm. Kızılcahamam Belediye Başkanı Muhittin Güney Bey gelmiş. Başka isim duymadım, ama çaba gösterilirse mutlaka gelirler.
?Orda bir dağ var, uzakta O dağ bizim dağımızdır. İnmesek de, çıkmasak da O dağ bizim dağımızdır. Orda bir yol var, uzakta O yol bizim yolumuzdur. Dönmesek de, varmasak da O yol bizim yolumuzdur.?
Köy Muhtarına, İstanbul ve Ankara dernek başkan ve yöneticilerine şahsım adına köylerine sahip çıktıkları için çok teşekkürler ederim.
Kanaatim şu: Sahiplenme böyle giderse bu köy adını çok daha fazla duyuracaktır. Tüm gayretlerin bu yönde olduğu görülüyor. Güzel bir anlayışın, köklü bir şuurun oluştuğunu memnuniyetle müşahede ettim.
Emeği geçen:
Köy Muhtarı: Ali Osman Geçer,
Kâtip ALBAYRAK ?İst. Dernek Bşk: 0532 256 4412?
Dünürüm Ramazan Ergen ?İst. Dernek 2. Başkanı?
Ve? Necati KAYA ?Ank. Dernek Bşk: 0533 600 6639?
Beylere sonsuz teşekkürler.
Not: Kavmin efendisi kavmine hizmet eden kişidir. (Hadis)