Kutadgu Bilig Üzerine (1) Milletlerin kendilerini idraki ve bu hâli millî şuura çevirmeleri asırlar alır. Biz, tarihin en eski başlangıç devirlerinden yola çıkan ?Allah´ın seçtiği kurtulmuş millet? olma vasfımıza ?törelenmiş? nice insanî güzellikler ekleye ekleye, asırların örsünde dövüle tavlana, 21. Asrın eşiğine kadem bastık. Dedelerimiz, Tanrı dağlarından milyonlarca evladını Kök Tengri´nin himayesinde çiçekler misali dağıtmaya hazırlanmadan evvel ?Üze Kök Tengri asra yağız yir yaratıldukta ikin ara kişi oğlı yaratılmış.? Onların üzerine de Tanrı´dan ?kut? almış hakanlar, önder olmuştur. Türk adını alan güçlü, güzel ve töreli ?sıralı/saygılı? millet, sonsuz maziden sonsuz istikbale doğru kendisi ve kişi oğlu / kızı için adalet, huzur ve saadet arama cevheriyle yüklü olarak kutlu yolunda ?din ü devlet mülk ü millet? dengeleri içinde yürümeye, yaşamaya devam edecektir. Asya´da tohumları atılan, filizlenen, güneye, kuzeye ve batıya doğru büyük coğrafyalara açılan Türk yürüyüşü, bin yıl önce İslam´la şereflendikten sonra köklerden dallara doğru her alanda muhteşem eserler vere vere tarihin kaydettiği en zengin medeniyet olarak insanlığın ümidi haline gelmeyi başarmış, Anadolu öncesi Hun-Köktürk, Karahanlı ve diğer kolları, Ön-Asya´da ve Diyar-ı Rum´dan Balkanlara doğru Selçuklu-Osmanlı-Cumhuriyet izdivaçlarının nur topu neticelerine ulaşmıştır. ?Ardına çil çil kubbeler serpen? âdil ve medeni Türk ordularının yanı başında ilim-irfan ehli de vardı. Oğuz Han´ın yanında Uluğ Türk, Bilge Kağan´ın yanında Bilge Tonyukuk, Bayındır Han´ın yanında Dede Korkut, Karahanlı Tavgaç Buğra Han Hasan´ın sağ başında da Has Hacib´i Yusuf vardı. Çünkü kara budunun başında ?nizam-ı âlem için? bulunan Hanlar Hanı, ?kut ve saadet? getirecek olan adaleti, ilim-irfan erbabıyla danışmadan icra etmezdi. Yoksa ?kut?u, kutsiyeti zarar görür, elinden giderdi.  ?Ertte ertte köp ertte?, Asya´nın uçsuz bucaksız bozkırlarının ortalarında Balasagun derler bir güzel Türk şehrinin Kuzordu namında bir bölgesinde, bin yıl önce genç ana babasının yüzünde güller açtıran bir bala dünyaya geldi, ona yüz güzelliğiyle mütenasip olsun diye Yusuf adını kodular, kulağına ezan okurken ?adı güzel Muhammed´e salavat getürdiler.?Çocuk, büyüdü, yürüdü yiğit oldu. Eli, kılıç ve kalem tuttu. Okudu, öğrendi, ana-babasının göz nuru, sonra da kurduğu yuvanın yakışığı oldu. Hocaların, âlimlerin, âriflerin önünde diz çöktü, el bağladı, yüzlerce kitap okudu, saçları ağardı. Gönlünde yatan aslan; adını ?bin artukı bin? yıllar yaşatacak bir ?kutlu kitap? yazmak, okuyanı iki cihanda mutlu edecek, elinden tutup doğru yollara götürecek bir kılavuz hazırlamaktı.Yarım asır boyunca öğrendiklerini yazmaya koyuldu. ?Ya Allah bismillah? la başladığı ?kutlu iş? 18 ay sonra 1069´un belki bir bahar nisanında yahut mayısında gün ağarırken şükür secdesiyle hitama ermişti. Noktayı koydu, dua etti. Hakanın huzuruna vardı, kemal-i nezaketle sağ eli kalbinin üzerinde, sunduğu kitabın kendine hediyesi olan ?Has Hacib? unvanıyla taltif edildi. Yusuf Has Hacib, 6645 beyitlik bu abidevî eserini kaleme alırken, bazan ? tetebbua şevk düşüp? sabahlara kadar kandil ışığında çalıştığını unutur, neden sonra seher vaktinin geldiğini fark ederdi. Kitabın bölümleri şekillenmiştir : Allah´a şükür, Peygamber´ övgü, dört kıymetli insana, Hulefa-yı Raşidin ? Ebubekir- Ömer- Osman- Ali´ye ve onların üstün vasıflarına dair bilgiden sonra ilk Türk mesnevisi olan Kutadgu Bilig´in asıl bahislerine girer. Aslında her biri Yusuf´un kendi içinde, benliğinde yaşayan sohbet erleriyle insana, hayata, cemiyete, devlete, maddi ve manevi huzura, saadete dair hikmetlerle dolu bilgece nasihatler faslı akar gider. Şairin ?Tâ ki Leyla bitirir nutkunu, Mecnun söyler?? dediği tarzda son ucu, Mevla´ya doğru giden bir dünyevî- uhrevî sohbetler, ibretler âlemi peyda olur. Sohbetlerin şeref misafiri Hanlar Hanı Küntoğdı´dır, o Tanrı´dan ?kut?lu, milletin ve devletin töresini, adaletini dosdoğru/ köni törü  ile tatbik etmekle vazifeli bir istisnaî varlık olduğunun şuurundadır. Ama onun yardımcıya, danışmana, görüş alışverişinde bulunacağı bilgili ve dirayetli arkadaşlara ihtiyacı olmalıdır. İşte ışığını güneşten alacak ay, böylece doğar. Aytoldı veya ?dolunay´ hakanın sağ koludur. O ?devletlû´ dur artık. Devletin düzeni ona teslim edilir. Ülkeye saadet onunla gelecektir. Vezir, derin fikirli, imanlı, vefalı, emin ve hassas bir kimsedir. Şahsiyetiyle ülkeyi yönetecek, onun devr-i iktidarında ?kurt ve kuzu birlikte? yaşayabilecektir. Aksi halde; onu denetleyen hükümdar, oturduğu üç ayaklı tahtında bir elinde ?kılıç?, otoriteyi sağlarken bir yanında duran ?acı ot? zulme ceza verecek, diğer yanındaki ?şeker? takdir ve mükâfatı temsilen gerekeni icra edecektir. Dengeler bozulmamalı, emanet ehline verilmeli, halk zengin olmalı, ordu kuvvetli ve daima hazır bulunmalı, dosta güven düşmana korku salmalıdır. Devletin yapısını ilahi adalet korumaktadır. Hükümdar yanlış yapmamalı, su kirlenmemelidir. Halk bozulursa bey düzeltir. Bey bozulamaz, hata yapamaz. Dönek ve yanıltıcı dünyada akarsu gibi değişken / kaypak tabiatlı devlete / ikbale güvenilmemeli, iyilikten ve doğruluktan şaşılmamalıdır. Gün geçer, devran döner. Aytoldı hastalanır, Han´a oğlunu emanet ve tavsiye eder. Artık Hakan´ın baş müşaviri ?akıl? ve mantık sembolü Ögdülmiş´tir. O da iyi yetiştirilmiştir. İlim irfan ehlidir, bilgilidir. Bir nasihatname olduğu kadar devlet ve cemiyet yönetimine dair prensipler de vâz eden Kutadgu Bilig, medeniyetimizin bin yılına mührünü vuran ?kurucu temel metin, asrını aşan mufassal metin? (Ayal:2016) mahiyetini de haizdir ve bu yönüyle aynı zamanda bir siyaset- namedir. Öncesi ve sonrasıyla selefleri ve halefleriyle barışıktır. Bir yandan Farabî´den izler taşırken diğer yandan Nizamülmülk´ ün Siyasetname´sine, Âşık Paşa´nın Garipname´sine Kâtip Çelebi´ye ve Cevdet Paşa´ya kadar uzanan, tabii olan tesirler icra etmiştir. Eserin üçüncü sohbet eri ?Ögdülmiş / Övülmüş´ün ilim ve aklın rehberliğinde hizmetleri sürer ve devleti Hakan´la âhenk içinde yönetirken bir manevi boşluğu tamamlama ihtiyacıyla eserin kilit şahsiyetlerinden Odgurmuş´la uyanmaları gerekmiştir. O, ilk vezirin diğer oğlu veya yakın akrabasıdır ve cemiyetten uzak, dağda bir derviş hayatı tercihiyle, uzlete sığınmıştır. Fakat devletin ve yönetimlerin onun irfanına, gönlünün ışığına, ferasetine ihtiyacı vardır. Ögdülmiş´in tavassutuyla Hakan´ın ona yazdığı davet mektupları kabul görmez. Nihayet üçüncü mektuba mukabele ederek kısa süreliğine sohbete icabet eder. Eserin ârif kişisi olarak ömrün akıbeti ?ölümü hatırdan çıkarmama, faniliğin hakikatini unutmama? öğütleriyle ?her iki dünya için? temennilerini söyler ve döner. Adı, ?uyanmış? anlamına gelen Odgurmuş´un şahsında yazar, belki kendini kastetmekte kısmen de olsa onun gibi olduğunu düşündürmektedir. Odgurmuş; kanaatkâr, ârif ve eşyanın sırrına vakıf bir kâmil adamdır. Ona göre; Tanrı, saadet ve kut verdiklerinden halka hizmet ve Hakk´a şükür de bekler. ?Dünya ve ahiret isteyen, gönlünü ve dilini doğru tutmalı. Tanrı´ya sığınmalı, dinin emirlerine itaat etmelidir.? (2158) Nihayet ârifler otağındaki dağdan yardımcısı Kumaru, hastalık ve ölüm haberini getirir. Hakan ve vezir O´ndan mahrum kalır ama nasihatleri, kulaklarda küpedir. Yusuf onlar için konuşur. Bilirler ki; Bey hastalanırsa ilacı akıl ve bilgidir. Akıl nereye dokunsa orayı düzeltir. Akıl sahibi, gölünün ve vicdanının da sesini dinlemelidir. Zalim bey kalamaz, töreyle bey kalınır. Beylikle doğulur, öğrenilir. Kanun, nizam, töre beyden gelir. Kutadgu Bilig´de Türk medeniyetinin asırlara seslenen manevi saadet düsturları vardır. K.Bilig; Türk kültür ve edebiyatının, düşünce dünyasının mümtaz bir köşesinde günümüze ve yarına mesajlar, dersler vermeye devam etmektedir. Türkçe´nin 1000 yıl öncesinin tarihî metni olarak 3000 kelimesinin %85´i Türkçe asıllıdır. Milli bir dil şuuruyla, İslam´ı, diğer Türk topluluklarında da yayabilmek maksadıyla bir Türkçü-Türkçeci tavır alındığı söylenebilir. Eserde yer alan dil unsurları, cümle yapıları, ifade kalıpları ayrı ayrı tez ve makale konusu yapılacak ölçüde zengin ve hâlâ bakirdir. Sadece ?gönül? kelimesinin bile 490 defa geçmesi (Argunşah: 2016) diğer kavramların ne kadar yoruma hazır ve nazır beklediğinin işaretidir. Rahmetli Arat Hoca´nın üç nüshayı karşılaştırarak ortaya koyduğu metin ve Türkiye Türkçesine aktarma çalışmasından sonra sonra talebesince hazırlanan Kutadgu Bilig İndeksi, yapılması gereken incelemelerle bin yıllık millî klasiğimizi daha güncel hedefe taşıyacaktır. Üzerinde 1500´ü aşkın kitap ve makale yazıldığını öğrendiğimiz Kutadgu Bilig´e dair üçte birlik Türkiye Türkçeli çalışmalar, yeterli sayılmamalıdır. 88 bölüm, 12.598 mısra 6645 beyit ile Türk edebî klasiklerinin şahikasında duran Kutadgu Bilig, yazılışının bininci yılına doğru daha geniş ve zengin çalışmalara kapı açacak kuvvettedir. Yazarı ve eseri, dizi filmlere ve tiyatro sahnelerine girerek, senaryo ve yarışmaların mevzuu olmalıdır. Rahmetli  Has Hacib Yusuf´un üzerine toprak döşeneli 950 yılı geçmiş ama elinin ve dilinin nişanı olan kitabı, Kâşgar´dan İstanbul´a, Kastamonu´ya kadar hâlâ bütün Türklerin elinde ve dilinde yaşamaya devam ediyor. (Ercilasun: 2001) Kutadgu Bilig´deki genel ahlakî kavramlar, nasihatler hâlinde günümüze ve yarınımıza açıktır. Ona göre; Dünya, ahiretin tarlasıdır, ne ekersen onu biçersin. Bilgi, saadet ve mutluluğun kaynağıdır. Doğruluk ve adaletten ayrılmamalıdır. Erdemli, vefalı, anlayışlı, iyiliksever olunmalıdır. Sevgi, sadakat, cömertlik, yiğitlik; yüksek insani değerlerdir. Merhametli, şefkatli, sabırlı ve hayâ sahibi insanlar doğru yoldadır. Yalan, acelecilik, cehalet, kibir, cimrilik, açgözlülük, sakınılması gereken menfi hâllerdir. İyilik, girdiği yeri yeşertir. Devlet bozuldukça düzeltilir. Ama millet bozulursa, kolay tamir edilemez. Klasik büyük eserler; hâle ve istikbale hitap eder, demiştik. Kutadgu Bilig´in Türk tefekkür tarihindeki yerini ortaya koyan çalışmalara yenilerinin katılacağını düşünmekteyiz. Felsefeci, ilahiyatçı, edebiyatçı, lisaniyatçı, hukukçu ve diğer sosyal bilimciler; Batı´ya ve Şark´ın bazı eserlerine takılan dikkatlerini öz bahçemizde yeşeren bu titiz düşünce ve sanat eserine de çevirmeli ?yeni bir lisan tekellüm etmek? için onun sayfalarına atf-ı nazar etmedirler. Görecekler ki; Kutadgu Bilig´de, devlet ve millet hayatımıza dair bizi yeniden diriltecek ufkumuzu açacak nefhalar vardır. 16.asrın Ahlâk-ı Alaî müellifi Kınalızade Ali ve 17.yüzyılın Koçi Bey´i, Has Hacib ile  aynı ideal ve endişelerin mensupları, gönüldaşları olarak gördüğümüz gibi geçen asrın başında Kırım´da yükselen ?Dilde-Fikirde-İşte Birlik? in bayrağı Gaspıralı İsmail´i de Kutadgu Bilig müellifinin ülküdaşı olarak hatırlıyoruz.