Ruhban konusunu yazarken kaynak olarak Müellif Salime Leyla Gürkan´ ın ?Ruhban? başlıklı makalesinden yararlandım. Fevkalede doyurucu ve açıklayıcıydı. Bu konuya girme sebebim şu: Son günlerde din görevlilerinin gerek kıyafetlerinden, gerek unvanlarından yola çıkarak bazı yorumlar yapılıyor, diyanet ile din görevlilerini ruhban sınıfı ile benzeştiriyorlardı. Aslında din görevlileri ile ruhbanlar farklı olduğunu yazıp çizmeye gerek bile ama okuyucularımız için elde yine bir şey olmasında yarar var. Makaleden aldığım kısa alıntıları ruhban konusuna açıklık getirmek için sosyal hesabımdan birkaç gün arayla paylaştım. Kopukluğu ortadan kaldırmak için de 7 adet paylaşımı tekrar bir yazı altında toplayarak sizlere arz etmeye çalıştım
İSLAM´ DA RUHBAN SINIFI YOKTUR (1)
?Arapça râhib kelimesinin çoğulu olan ruhbân, rahbe ve rahbâniyye (ruhbâniyye) kökünden gelir. Rahbe nedir? Rahbe ?korkup çekinme, derin dinî endişelerden dolayı ıstırap çekme? demektir. Rahbaniyye nedir? Rahbâniyye ? yoğun bir dini kaygı ve korku ile kendini ibadete verme? anlamındadır. Rahip nedir? Râhib, Allah´tan korkan ve uzlet halinde ibadet eden kişiyi ifade eder.
Bu tabirler Hristiyanlık terminolojisine aittir.
İSLAM´ DA RUHBAN SINIFI YOK (2)
"Ruhban ve rahbâniyye kelimeleri Kur´an´da Hristiyan geleneğine atıfla dört yerde geçer. (Mâide 82; Tevbe 31, 34; Hadîd 27). Mâide sûresinde kıssîsîn ile birlikte zikredilen ruhbana tefsirlerde ?ibadetle meşgul olan, tevazu sahibi ve yumuşak huylu Hristiyan grubu? mânası verilmektedir. " İslam öncesi Hristiyanların, Yahudilerin, Mecusilerin, sabilerin kendilerine mahsus dini hayatları vardı. Bu ayetler Hristiyanların inanç dünyası hakkında bilgi veriyor.
İslam´ da Ruhban Sınıfı Yok (3)
"Maide 82-86 ayetlerinde yer alan, ?Yahudilerden ziyade Hristiyanların sevgi bakımından Müslümanlara daha yakın olduğu? şeklindeki ifadenin gerekçesi, onların içinde Keşiş (kıssîsîn) ve ruhban sınıfının bulunması gösterilmiştir. Ayrıca bunlar, ´Allah kelamını işittiklerinde ağlayan, yumuşak kalpli ve imanlı kişiler´ olarak tanımlanmıştır."
Maide 82-86 ayetler ile Kur´an inmeye başladığı zaman Yahudi ve Hristiyanların hangi hal üzere oldukları bildirilmektedir. Bu Ruhban ve Keşişlerin bir kısmı Peygamberimize biat edip Müslüman olacak, bir kısmı etmeyerek kendi hallerine devam edeceklerdir.
İSLAM´ DA RUHBAN SINIFI YOK.(4)
"Hz. Muhammed´in peygamberliğini inkâr eden Yahudilere karşılık Allah´ın birliği konusunda da İslâm´a aykırı inanca sahip olan Hristiyanlara Allah´ın nisbî bir üstünlük atfetmesinin sebebi onların dünyevî iktidar, zevk ve arzulardan kendilerini uzak tutup ibadete yönelmeleridir. Hristiyan rahipleri, bütün kötülüklerin başı sayılan dünya hırsına kapılmayarak ahirete meylettiklerinden haset, düşmanlık ve insanlara eziyet eğilimi onlardan silinmiş, kendilerinde Hakk´a yönelme ve bağlanma iradesi oluşmuştur.
Nitekim konuyla ilgili diğer bir âyette Hz. Îsâ´ya uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirildiği ifade edilmiştir (Hadîd / 27). Bununla birlikte Kur´an´da ruhbanlık uygulamasının Allah tarafından farz kılınmadığı, Hristiyanların bunu Allah´ ın rızâsını kazanmak için kendilerinin ortaya çıkardığı ve ona uymayı taahhüt ettikleri belirtilmiştir. (Hadîd / 27)
Yavaş yavaş, Hristiyanlık inancının hak olmaktan çıktığı noktaya geliyoruz. Şu satırlara tekrar dönelim: "Bununla birlikte Kur´an´da ruhbanlık uygulamasının Allah tarafından farz kılınmadığı, Hristiyanların bunu Allah´ ın rızâsını kazanmak için kendilerinin ortaya çıkardığı ve ona uymayı taahhüt ettikleri belirtilmiştir."
İşte bu satırlardan anlıyoruz ki, İslam´ da ruhbanlık sınıfı yoktur ve olmadığını Hadid / 27 ayeti bildiriyor.
İSLAM´ DA RUHBAN SINIFI YOK (5)
"Tefsirlerde yer alan açıklamalara göre ruhbanlık, bir grup Hristiyan´ ın dinde ortaya çıkan fitneden uzaklaşıp dağlara çekilerek ibadet etme ve nefis tezkiyesinde bulunmanın yanı sıra mağaralarda ve kuytu köşelerde yalnız yaşama, kadınlardan uzak durma gibi meşakkatli bir hayat tarzına katlanmasını ifade etmektedir. Rivayete göre Hz. Îsâ ile Hz. Muhammed´in Peygamberlikleri arasındaki fetret döneminde Hristiyanlara zalim krallar hükmetmiş, bunlar Tevrat´ı ve İncil´i değiştirmiştir.
Bunun üzerine bazı Hristiyanlar zalim yöneticilere karşı mücadele etmiş, dinlerinde fitne ortaya çıkmasından korkunca dağlara çekilip uzlet hayatı yaşamaya başlamıştır" (Zemahşerî, VI, 52; Fahreddin er-Râzî, XXIX, 245; ayrıca bk. MANASTIR).
*Krallarından zarar göreceğine inanan Ashabul-ül keyf veya 7 Uyuyanlar mağaraya sığınmışlardı. Köpekleri kıtmir´ de onlara bekçilik yapıyordu. Sarp dağ yamaçlarında yapılmış manastırlar da samimi Hristiyanların ibadet için dünyadan uzaklaştıkları mekânlar arasındadır. Trabzon´ daki Sümela Manastırı bunlardan biridir. Hz. İsa ile Hz. Muhammed arası döneme fetret denilmektedir. İncil´ in aslına ibadet ederek gelenler Hz. Muhammed´ e tabi olmuş, Tabi olmayanlar ise kurtuluşu kaybetmişlerdir.
İSLAM´ DA RUHBANLIK YOK (6)
"Kur´an´da bu grup içerisinden iman edenlere mükâfatlarının verildiği, fakat bunların çoğunun fâsık olup yoldan çıktığı belirtilmektedir (el-Hadîd 57/27). Müfessirlere göre iman edenlerden maksat, fitneden kendilerini uzak tutup Allah rızasını kazanmak amacıyla ihdas ettikleri ruhbanlığı hakkıyla yerine getirenlerdir. Fâsık olarak nitelendirilenler ise ruhbanlık konusunda Allah´a verdikleri söze riayet etmeyenler, yani kendi başlattıkları ruhbanlığa hakkıyla uymayanlardır.
Buradaki ?hakkıyla uymama? ifadesi İslâm noktasından hareketle ya da ruhbanlık müessesesinin uygulanma biçimiyle açıklanmıştır. Buna göre söz konusu âyet ruhbanlığa teslîs inancını karıştırmaları veya Hz. Peygamber´in risâletine ulaştıkları halde ona iman etmemeleri ya da sonraki nesillerin ruhbanlıktan sapmaları, ruhbanlığı Allah rızâsı için değil dünya hayatı için yapmaları şeklinde yorumlanmıştır. "Fahreddin er-Râzî, XXIX, 246). *Sosyal medyada bazı arkadaşlar Allah iyi olanları da dinlerine bakmaksızın cennete koyacak diye yazıyor ve buna dair ayetleri delil gösteriyor. İşte o tür ayetler tefsirine bakmadan meal olarak verilemez.
İSLAM´ DA RUHBAN SINIFI YOK (7)
"Mâide 82 - kıssîsîn (Keşiş) ve ruhbandan dolayı Hristiyanlar övülmüşken sonraki âyetlerde (5/87-88) Müslümanlar, Allah´ ın helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri kendilerine haram kılmamaları ve bu şekilde haddi aşmamaları hususunda uyarılmıştır. Bu konuda tefsirlerde zikredilen bir hadise göre Hz. Peygamber bazı Müslümanların ruhban hayatı yaşamaya başlaması üzerine şöyle buyurmuştur: ?Hem oruç tutun hem yiyin, hem ibadet edin hem uyuyun. Ben hem oruç tutuyorum hem iftar ediyorum, hem ibadet ediyorum hem uyuyorum; ben et yiyorum ve kadınlarla evleniyorum; benim sünnetimden uzaklaşan benden değildir? (Buhârî, ?Nikâ??, 1; Müslim, ?Nikâ??, 5; Zemahşerî, II, 283; Fahreddin er-Râzî, XII, 70). *Keşiş ve ruhbanlar gibi uzlete çekilip İslam´ı yaşamaya çalışan Müslümanlar varsa bu ayetler onlara da bir uyarıdır çünkü uzlete çekilen keşiş ve ruhbanlar kendilerine helal olanlardan uzaklaşmışlardı; yemiyorlar, evlilik yapmıyorlar, devamlı oruç, devamlı ibadet ile meşgul olarak pasif bir hayatı benimsemişlerdi. İşte Hz. Muhammed (as) kendi hayatından örnekler vererek bunun doğru olmadığını Müslümanlara bildiriyor. Bugün dahi bazı Müslümanlar hem kendisine hem çevresine o münzevi hayatı layık görmeye çalışıyorlar. Tabi ki Müslümanın hayatı sosyal hayat ile birlikte yürüyecektir.