1970 yılında Türk Medeni Kanunu Ve Borçlar Kanununu Türkçeleştirmiş, bunlar Türk Dil Kurumunca yayınlanmıştır.

                                                                                                                                        Eski yargıç ve öğretmenlerden Çorumlu Velidedeoğlu Hüseyin Hüsnü Bey´le Safranbolulu Camcıcemaloğlu Havva Halide Hanım´ın oğlu Hıfzı Veldet Velidedoğlu  24.8.1904´te İstanbul´da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Çorum ve Yozgat´ta, liseyi Ankara, Konya ve Trabzon´da okumuş, 1922´de Trabzon lisesi´ni, 1928´de Ankara Hukuk Fakültesi´ni bitirmiş, 1929 başında doktora yapmak üzere Avrupa´ya gönderilmiş, 1933 Haziran ayında İsviçre Neuchâtel  Hukuk Fakültesi´nde ?hukuk doktoru? unvanını kazanmıştır. 31.5.1934´te Avrupa´dan döndükten sonra İstanbul üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni  Hukuk Doçentliğine atanmış, 1942´de profesörlüğe , 1948´de Ordinaryüslüğe yükseltilmiştir. 1946 ? 1948, 1952-1953´de  İstanbul Hukuk Fakültesi´nde iki kez dekanlık yapmıştır. 24.8.1974´te Profesörlük´ten emekli olmuştur.          27 Mayıs 1960 günü Milli Birlik Komitesince İstanbul Üniversitesi´nde kurulan Anayasa Bilim Komisyonu´na, 1960 yılı sonunda kurulan Kurucu Meclise üye seçilmiş, yeni Anayasa´nın kaleme alınmasına katılmıştır. 1961 yılında Anayasanın kabulünden sonra Kurucu Meclis üyeliğinden ayrılıp, emekli olana kadar üniversitedeki görevine devam etmiştir. 1970 yılında Türk Medeni Kanunu Ve Borçlar Kanununu Türkçeleştirmiş, bunlar Türk Dil Kurumunca yayınlanmıştır. 1942 yılından itibaren Cumhuriyet Gazetesi´nin sürekli yazarı olmuştur.       26 yıl önce ,24 Şubat 1992´de vefat eden Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu´nu bazı görüş ve düşüncelerini anımsatarak anmak istiyoruz.       -Büyük Ata´nın sonsuzluğa karıştığı tarihte, nüfuzumuz  şimdikinin yarısından biraz aşkın; fabrikalarımız, yollarımız, okullarımız, üniversitelerimiz, şimdikinden çok eksikti. Gazetelerimizin sürüm tutarı şimdikiyle karşılaştırılınca oyuncak denecek kadar azdı. Fakat bütün bu saydıklarımızın hepsinden önemli olan  tek bir şey şimdikinden on kat ,yüz kat güçlü idi; ulusal ruh ve ulusal bilinç?( S.M.Takvimi 24.2.2018)       -Goethe Tanrı´ya şu dilekte bulunur: ? Değiştiremeyeceğimiz şeyleri (örneğin sevdiklerimizim ölümü) olduğu gibi kabullenmemiz için  bize güç ver; değiştirebileceğimiz şeyleri(örneğin bugünkü adaletsiz sosyal düzeni) değiştirmemiz için yüreklilik ver; bu ikisini birbirinden ayırt edebilmemiz için de akıl ver.? Akılcılığa öncelik veren bu gerçekçi dilekte , bugünkü devrimcilik savaşında hiçbir zaman gözden uzak tutulmaması gereken bilimselliğin  özü  yatar.       -Birbirimizi sevme yolunda yürürsek, bilimselliği ve aklı, yöntem ve önder olarak kullanırsak mutluluğa ulaşma yolunda halk olarak aşamayacağımız  engel, başaramayacağımız savaşım yoktur. Mutlu olan, ancak seven insandır.       - Telaş tehlikeye, tevekkül (Allaha sığınmak) ve telaşsızlık ise kurtuluşa götürür insanı.       -Eski filozoflara göre, hikmet(bilgelik), cesaret( yüreklilik),itidal(ılımlılık), basiret ve ihtiyat(sağgörü ve sakınganlık) temel erdemlerdir. Yeni düşünürler bu temel erdemlere samimiyet( içtenlik) ve şefkat( iyilik yumuşaklık ve yardımseverlik) adalet ( tüzegenlik) ögelerini de eklemişlerdir.  Şu halde erdem, ?sürekli olarak iyi yürekli ve doğru olma alışkanlığı?dır.       -Bizler tek tek değil, yurdumuzla ,halkımızla ve insanlıkla birlikte varız, onlarla birlikte mutlu veya mutsuz oluruz. Bu toplumsal bilince varamayıp kendilerinin fildişi kulelerinde  mutlu olacaklarını sananlar, eğer hain değillerse, korkunç bir aldanış içinde bulunan aymazlardır.       -Bizim ülkede en kolay başarılan iş, apartman ve çocuk  yapmak. Varlılıklar birincisinden, yoksullar ikincisinden daha çok imal ediyor.       -Bir tarihçi olsaydım, Ankara bozgununda Yıldırım Beyazıt´la, Viyana bozgununda Kara Mustafa Paşa´ya ihanet edenlerden başlayarak, Ulusal Kurtuluş Savaşı´nda Türklüğe ve Atatürk´e ihanet edenlerin tarihini yazmaya çalışır, örneğin ?Türk Hainlerinin Tarihi? başlıklı kitap meydana getirirdim Ne denli yararlı bir araştırma olurdu bu. İşte genç tarihçilerimizi bekleyen el değmemiş ve işlenmemiş bir konu.       - Hayal kurmasını bilmeyen insan büyük işler başaramaz.       -Her işi hükümet merkezinden bekleme miskinliğinden kurtulmalıyız artık. ( Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, İnsancı Yolcular, Çağdaş Yayınları, İstanbul, Nisan 1976)                                                                                                                                                                            14.2.2018