ÖMÜR DEDİĞİN
Büyük Abim 60, Küçük Abim 66 yaşında öldü.
Ana – baba rahmetli olmuşlardı.
6 kişilik ailemden Ablam ve Ben kaldık.
Ömür dediğin su gibi akıp gidiyor.
Dün çocuktuk, evlendik… Çocuklarımız oldu…
Onlar da yuvalarını kurdular, torunlarımız oldu.
Bazen dünya için iki kapılı han diyorlar.
Bir kapı giriş, öteki çıkış!
Oysa insanlar bir yerlere sığmak için öldürüyorlar.
Canlı-canlı kafa kesiyorlar.
Milyonlarca sapık, gaddar, namussuz, şerefsiz dünyayı sarmış.
Sosyal medyada çirkef mi çirkef, beyin zonklatan videolar dolaşıyor.
Katliam... Hırsızlık... Zulüm... Adaletsizlik... Hepsi zirvede!
Hayvanlar meğerse merhamette, insanları hızla sollayıp geçmiş!
Sevgi, ölümün panzehiri…
Ama nerede o güzel haslet?
Bencillik, başını alıp gitmiş!
Kadınların dünyası varsa yoksa cinsellik!
Utanmadan, hayâ etmeden kıtaları geziyor pervasızca...
Ölüm var, hatırlayana! Ama nerede feraset!
Sevmek adres değiştirdi, soranı bile kalmadı.
Adalet mi? Şimdi onu lime lime ediyorlar!
İslam sevgi üzerine, adalet üzerine gönderilmişti!
N’oluyoruz?
Osmanlıyım diyen kendinden başkasını gâvur sanıyor.
Zalimlikte şeytana çalım atar duruma geldik.
Aklımız fikrimiz hilebazlıkta…
Namuslu, dürüst, saf insanlarımız da var, milyonlarca!
Ama azınlık!
Tüm bunları neden yazdığıma gelince...
Ender Çelikkol’dan ilham aldım.
Anladım ki gerideyiz; insanlık öğreniyorum dostumdan!
Ölüm var! Şair Ender bekâr kişidir; evlenmemişti.
Şimdi hasta, yalnız ve garip!
Günlerdir, moralini iyi tutmanın peşindeyiz!
Yazımın içine neden Şairimizi aldım?
O haldeyken bile hastaneye bir torba dolusu kitapla geldi.
Bana, "Benim Türk Yurdu Dergimi getirdin mi Hasan Kardeşim? diye sordu.
Evet dedim, çıkardı bedeli olan 10TL’yi takdim etti.
Alsak bir türlü, almasak bir türlü... Hassas adam!
Çaya gelince, parasını ben verirsem içeriz dedi.
Güzel insan!
Hala okuyor, sohbet ediyor, çevresine gülümseten kandil oluyor.
Oda arkadaşları taburcu olup ondan ayrılırken çok üzüldüler.
Yeni gelenler de bu defa Şarin taburcu olmasından ye"se kapıldılar.
Gelen duygulu, giden duygulu... Neden?
Durum buysa demek Şairde var bir asalet!
Kuşkumuz yok tabi... Aynen öyledir Ender Abi!
45 yıldır bize vatan, bayrak, millet şiirleri okudu.
Şimdiyse yardıma muhtaç sanıyordum...
Meğer bizler ona muhtaç imişiz!
Doktorları, ziyaretçileri gelip gitmede mekik oldular.
Hepsine kitabını hediye etti ayrılmadan evvel.
İnşallah şifa bulacaktır; dualar ediyoruz herkes gibi...
Onun 105 kıtalık "Şifa-name" adlı şiiri var.
Ezbere biliyordu; mükemmel kıt’alar!
Bir imkan bulursak yazmak isterim.
Fakat şimdi Gurbet isimli şiirini paylaşacağım sizinle:
GURBET
Yurdumda gurbetteyim,
Doğuşumdan çileyim,
Cahil bırakma Rabbim,
Ben kendimi bileyim.
Sen Rab’sın öğretensin,
Doğru yol gösterensin,
Şaşırtma ya Zülcelâl,
Ruhum aşkla yücelsin.
Rahman ismin merhamet,
Ruhum dedi: Yardım et,
Kime yardım ettiysem,
Görüyorum ihanet.
Ne şöhrette, ne şandayım,
Emanet bir handayım,
O muhteşem bayrakla,
Verdiğin imandayım.
Yiyip yiyip koşamam,
Ben haddimi aşamam,
Eğer haddi aşarsam,
Ruhum ölür yaşamam.
Tek kusurum gözlerim,
Onlara bakma derim,
Dinlemeyip bakarım,
Tokadı hemen yerim.
Başım kavrulur durur,
Şeytanlar nefse vurur.
Gümanlar korur beni,
Ruhum her gün kavrulur.
Güman: İstek, heves, inanç, kanaat, neşe