Birgülce

Bazen değişik şeylere kafa yoruyorum, düşünüyorum ,taşınıyorum ,ölçüyorum biçiyorum, uzatıyorum ,kısaltıyorum ama tahmin edeceğiniz gibi işin içinden çıkamıyorum... Gerek ülkemiz de gerekse dünya da yazılı çizili sanatsal ve görsel yayınlar var.Kitaplar var üzerinde çalışılmış makaleler var.Daha neler neler var ve üstelik bir konu hakkında milyonlarca yoğunlaşmış ve izah edilmiş ya da hala izah edilmeye çalışılan meseleler var... Herkes kendi bakış açısından ve yorumunuda katarak diğer kaynaklardan da faydalanarak bir tarz geliştirmiş üzerine yoğunlaşarak belli usluplarla bir konuya ya da konulara açıklık getirmeye ve insanlığa faydalı olmaya gayret gösteriyorlar... Buraya kadar normal ne var bunda anlaşılmayacak bir şey yok ki diye düşündünüz değil mi? İşte bütün meselede burada başlıyor.... Anladığımızı sandığımız ama aslında zerre kadar anlamadığımız o kadar çok şey var ki... Üstelik anlamadığımız ya da işimize gelmeyen konu her ne ise, onun hakkında da yazılıp çizilmeyen kaynak yok ama durum yine anlaşılma noktasın da sıfıra sıfır elde var sıfır... Yani anlaMIŞ gibi yapıyoruz,okuMUŞ gibi yapıyoruz çoğu zaman gülüp geçiyoruz... Çelişkili durumlar uzayıp gidiyor... Konuların başın da işlenen mevzular "insanlık, saygı,sevgi,vefa,hoşgörü ya da nankörlük"üzerine olmasına karşın, "mış -muş"gibi yapılan davranış biçimleri hep bu değerler üzerine ne hikmetse... Yani en çok yazılan çizilen anlatılanlar bu değerler üzerine ama malesef yine en çok anlaşılmayan değerler de bunlar malesef... Onun içindir ki insanlık adına,geleceğin inşası adına bir arpa boyu yol alamıyor insanlık... Ne güzel söylemiş Yunus Emre İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir Sen kendini bilmezsin Bu nice okumaktır.... Tüm Dünya insanlığına verdiği mesaj açık ve net hiç bir ayrım yapmadan. İnsan kendini bilmedikten sonra,okuduğunu anlamadıktan sonra,söylenileni idrak edemedikten sonra,adın insan olsa ne farkeder başka bir sıfat olsa ne farkeder... İşte öyle... (Birgülce)