Adamın birisi mahallede bulunan arsasına umumhane yapmaya karar vermiş.

Adamın birisi mahallede bulunan arsasına umumhane yapmaya karar vermiş. Tabii cami cemaati ve imamı bunu duyunca koşa koşa gitmişler komşularının yanına : - Yapma komşu, etme komşu. Mahallenin ortasında, bu kadar ailenin arasında umumhane mi olurmuş? Vallahi çoluk çocuğumuz yoldan çıkar, kadınlarımız gençlerimiz evden çıkamaz hale gelir. Rezil oluruz, demişler. Demişler ama tabii umumhane yapmaya niyetlenen adamın camiyle, cemaatle, namazla ilgisi olmadığı için söylenenlere kulak asmamış. - Devlet izin veriyor kardeşim. Size ne? Siz de çoluk çocuğunuza sahip çıkın,demiş. İmam ve cemaate söyleyecek bir söz bırakmamış.İmam ve cemaat dönmüşler camilerine başları önlerinde. Düşünmüşler, taşınmışlar, ne yapalım, ne edelim de bu fitnenin, bu ayıbın önüne geçelim, diye.. Araştırmışlar, soruşturmuşlar, doyurucu bir sonuca varamamışlar. Bakmışlar olacak gibi değil, ortak bir karara varmışlar: Her namazdan sonra tesbih çekilmiyor mu? Tesbihatı müteakip, cemaat imamın önderliğinde ve hep bir ağızdan: "Yarabbi, ya bu adamı ıslah et vazgeçsin bu işten, ya da onun belasını ver. Bu rezaleti yapamasın, umumhaneyi açamasın." şeklinde dua etmeye karar vermişler. Velhasıl cemaat her namaz sonrası dua ederken , adam da inşaatını yükseltirken günler su gibi akıp geçmiş. Gün gelmiş umumhanenin inşaatı bitmiş. Her şey hazır ve tamam. Ertesi günü ilgili erkan gelecek ve kurdele kesilip umumhane hizmete (!) açılacak. Gel gelelim o gün gece yarısı bir yağmur, bir fırtına, bir şimşek derken umumhanenin üzerine yıldırım düşmüş ve bina büyük hasar görmüş açılış gerçekleşmemiş. Durum böyle olunca umumhane sahibi, cami imamı ve cemaatini mahkemeye vermiş. Mahkeme kurulmuş, celse açılmış. Davacı sandalyesinde umumhane açacak adam, sanık sandalyesinde ise imam ve cemaat. Hakim sormuş davalıya: - Anlat bakalım, nedir derdin, niçin şikayetçisin bunlardan? - Hakim Bey, ben kanunlara dayanarak izin aldım ve umumhane inşaatına başladım. Bunlar daha temel başlamadan benim aleyhimde dua edip, her namaz sonrasında umumhanenin aleyhinde beddua edip yalvardıkları kulağıma geldi. Sonuç olarak iş yerimi açmama bir gün kala o gece bir fırtına bir tufan koptu, binama yıldırım düştü ve umumhanem yıkıldı. Bunlar dua ve beddua ettikleri için binam harap oldu, imam ve cemaatten şikayetçiyim demiş. Hakim, imam ve cemaate dönmüş: - Siz ne diyorsunuz? Duydunuz adamı! Beddua etmişsiniz adamcağızın umumhanesi yerle bir olmuş!.. İmam ve cemaat elleri önlerinde gözleri yerlerde süklüm püklüm ve ama bıyık altından da gülerek: - Hiç öyle şey mi olur hakim bey? Dua ile bina mı yıkılır mıymış? Bizim gibi aciz kulların duasıyla yıldırım mı düşermiş? Bunlar dua ile olacak şeyler mi? Hakim, önce savcıya dönmüş ve sonra ellerini havaya kaldırarak söylenmiş: - Ey Allah'ım ben şimdi ne yapayım? Bir tarafta duanın gücüne iman eden umumhane sahibi diğer tarafta ise duanın gücüne inanmayan imam ve cemaat! Güzel değil mi? Aynen günümüzde olduğu gibi...Kimileri menfaati uğruna dini kullanır kimileri de çıkarları söz konusu olunca inancına sırtını döner.