İbrahim Birelma, Mali Müşavir
1207 'de, bugünkü Afganistan sınırları içinde olan Belh şehrinde doğdu. Asıl adı Muhammed Celalettin'dir. Mevlana ve Rumi isimleri kendisine sonradan verilen isimlerdir. "Efendimiz" anlamına gelen Mevlana ismi ona daha genç yaştayken Konya'ya ders okutmaya başladığı günlerde verildi. "Rumi" ise Anadolu demektir. Babası "Bilginler Sultanı" unvanı ile tanınan Bahaeddin Veled, annesi Mümine Hatun'du. Yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kaldılar. Nişabur, Bağdat, Şam'dan sonra 1222'de Karaman'a geldiler. 1225'de Gevher Hatun'la evlendi. Sultan Veled ve Alaeddin Çelebi adlı çocukları oldu. Gevher Hatun'u kaybettikten sonra ikinci evliliğinden iki oğlu, bir kızı dünyaya geldi. Selçuklu Devleti'nin başındaki Alaeddin Keykubad Bahaeddin Veled'i davet ederek, başkent Konya'ya yerleşmesini sağladı. 1244'de Şems-i Tebrizi ile tanıştı, aralarında büyük bir dostluk doğdu. 1273'te vefat etti. (Sevinç & Salim Koçak, Mevlana Nasıl Büyük İnsan Oldu? Boyalı Kuş Çocuk, 2017)
1244 yılında Şems ile tanışan Mevlana, o güne kadar elinden düşürmediği tüm kitapları bir köşeye atmış; Şems'in rehberliğinde manevi doğumunu gerçekleştirmiştir.
Mevlana, Şems ile tanışmadan önceki hayatı ile Şems ile birlikteyken yaşadığı hayatında kendisindeki değişiklikleri şöyle değerlendirir: "Ben, Şems'ten hissetmeyi öğrendim. Onu tanımadan evvel, sokaktaki fakirler zemheri soğuklarında titrerken ben ya ocak başındaydım ya da samur kürk içinde. Yani üşüdüğüm zaman ısınıyordum. Şimdi artık ısınamıyorum. Kapının önünde açlar dolaşırken, ben soframın başındaydım. Şimdi ise bütün açlar doymadıkça doymaz oldum. Çünkü Şems bana derdi ki "yeryüzünde bir tek mümin üşüyorsa ısınma hakkına sahip değilsin.", eskiden açken bir çorba ile doyardım ancak şimdi dışarıda aç insanların olduğunu bildiğim için doyamıyorum!. Şems bana "hissettirmeyen bilginin sadece bir yük olduğunu" öğretti.
Mevlana'nın o ana kadar her şey sandığı ve defalarca okumasına rağmen elinden düşürmediği kitaplarını toplayıp suya atan Şems, Mevlana'nın buna çok üzüldüğünü görünce Mevlana'ya şöyle öğüt verir: "Ne zamana kadar onun bunun kitaplarını okuyup onları tekrar edeceksin? Sen ne zaman kendi kitabından bahsedeceksin?"
Vefatının 747. Yıldönümünde, Mevlana'yı bazı sözlerini anımsatarak anmak istiyoruz:
Ey can; sende misafir olan kimdir, haberin var mı? Sen, kendini tanımadığından dolayı, neşelenemedin, huzura kavuşamadın. Eğer kendini tanısaydın, sende kimin misafir olduğunu bilseydin huzursuzluktan ve memnuniyetsizlikten kurtulurdun.
Sen sende oldukça ve kendine taptıkça, senden sana yol vermezler sen dünya ve ahiret nimetlerini istemekten kendini kurtarabilirsen o zaman tam bir insan diye seni parmakla gösterirler.
Yoksul kişi cömertliğin aynasıdır. Sakın aynaya karşı gönül kırıcı söz söyleyerek aynayı buğulandırma.
Alemin bal şerbetinden bana ne, işte benim önümde ayran tasım.
Demir'in ateşle tecrübe edildiği gibi, kulda bela ve musibetlerle tecrübe edilir. Kulun derecesi, kullara olan sabrı oranında belli olur.
Ben dostlarımı ne aklım ile ne kalbim ile severim. Olur ya akıl unutur, kalp durur. Ben dostlarımı ruhum ile severim. Ruh, ne unutur ne de durur.
Altın ne oluyor can ne oluyor, bir sevgiliye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra!
İnsana aradığı şeye bakarak değer biçilir.
Neyi arıyorsan o'sun.
Şu üç şey için dudağını kıpırdatma: gittiğin yol, paran ve inancın.
Eşeğe binip hava atan, ata binince aklını kaybeder.
Babaların günahını, anaların faziletini çocuklarında görmek mümkündür.
İçinde altın (bilgi) olmayan kesenin (beden) ne kıymeti var.
Sen anılması gereken güzel bir söz ol. Çünkü insan kendisi için söylenen güzel sözlerden ibarettir.
Kadın, adeta yaratılmış değil sanki yaratıcıdır.
Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye başladı mı bende bu dünyanın gamı var, dünyadan ayrıldığıma tasalandığımı sanma. Cenazemi görünce ayrılık deme bu benim kavuşma zamanımdır.
Her gün bir yerden göçmek ne iyi / Her gün bir yere konmak ne güzel / Bulanmadan donmadan akmak ne hoş. / Düne ait ne kadar söz var ise / dünle beraber gitti cancağızım / Bugün yeni söz söylemek lazım. (Ali Canip Olgunlu, Anadolu'nun Düşünce Mimarları, 1.Baskı: Nisan 2009 kitabından derlenmiştir.)