´´Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin, dönersem, kahpeyim, millet yolunda bir azimmetten.´´

 MEMLEKET BATIYOR DEYİP AVRUPA´YA KAÇMAK         Toplumda, daima bir kesim mevcut, vebaya teslim kesim, ´´Artık yaşanmaz bu memlekette!´´ deyip, Avrupa´ya kaçma yolları arayan kesim! Binlerce yıllık Türk kültürünü, medeniyetini, sanatını, töresini hakir gören fakat büyük Türk çınarının yanında bir fidan kalan Avrupa´yı dev gören, aşağılık kompleksli insanlar kesimi. Nereden geldiğini unutan, kimliğinden utanan bir kesim. Bu kesimin de tek bir emeli var; ne pahasına olursa olsun, Avrupa´ya kaçmak!          Kimlere kalmış, ne vefasızların eline düşmüş, destanların çocuğu Türk memleketi... Günde bir hurma ile yaşayanların, silahsız, düşmanla çarpışanların, korkusuz ölüme atılanların mirası Türk Cumhuriyeti. Nasırlı elli, harap bedenli asil insanlardan, soysuzlaşmakta sınır tanımayan haysiyete değer vermeyen acınası insanlara evrilen bedbaht zaman... Damarlarında volkan gibi fokurdayan asil Türk kanının kuvvet ve kudretini hissetmeyip, Avrupa hayallerine tutkun insancıklar.         Ne oldu o cesur ordular, şanlı zaferler, ulvi mefkureler. Nerede geçmişin asaleti? Ey korkak torun! Dağlarında, bedenlerine ulaşılmadan çürümüş şehit cesetleri duran memleketini nasıl terk ediyorsun? Daldır elini Çanakkale boğazına, belki dedenin kemiğidir eline gelecek; bir karış toprağı can sayıp, kendi canını mal sayan deden, vatan uğrunda yamalı pantolonu, yırtık çarığı, eski tüfeği ile vatanı müdafaa eden, Mustafa Kemal, ´´Ben size taaruzu değil, ölmeyi emrediyorum.´´ dediğinde, ölen deden... Sen unutsan kahraman dedeni, bu memleketin dağları, taşları, denizleri unutmaz. Babalarımızın ektiği ve  büyüttüğü o muazzam tarihten, bugüne, bir harebeden başka ne kaldı? Nereye gidiyorsun, nereye?         Aman yarabbi, o asil ecdadın torunları bu et ve kemik yığınları mıydı? Türklük nedir? İzzeti nefis nedir? Millet aşkı nedir? Vazife nedir? Bunları bilmeyen, yalnızca yaşam ihtirasına kapılmış hodgâm et ve kemik yığınları mıydı? Bir zamanlar gölgemiz altında yaşayanlar, eski efendilerine efendilik edecekler, öyle mi? Atilla´nın önünde diz çöken, Timur´un adını duyunca titreyen Avrupa, eski efendisine efendilik mi edecek?         Türk gençliğinin önünde meşakkatli, dikenli bir yol var; diken yaralarının bile huzur verdiği yol. Feragat isteyen, özveri isteyen, azim isteyen, ömür isteyen bir yol. Bu yol hiçbir şey vaadetmiyor, yalnızca hürriyet...         "Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin, dönersem kahpeyim, millet yolunda bir azimetten.´´