UNUTMA! SEN DEVLET, DEVLET SENSİN

  Doğuştan itibaren büyüdükçe ve ölünceye kadar çizgilerimiz vardır. Kızlarımız için kaydırak çizgileri en tatlı heyecandır. Orada zıp zıp oynarken dikkat edeceğin tek şey; sınıra basmamaktır. Arkadaşlıklar orada kurulur. Erkek çocukların kale çizgileri vardır; koşturursunuz, gol atarsınız, bağırırsınız, iddialaşırsınız. Galibiyet mağlubiyet hesap kitap işleri bu çizgilerle oluşur. Belli bir yaşa gelince karakteristik çizgiler belirmeye başlar. Yalan söylemek/söylememek, küfür etmek/etmemek, çalmak/ çalmamak, dürüstlük/karaktersizlik, güvenilir olmak/olmamak gibi huylarınız artık çizgilerinizdir. Daha bir büyüdüğünüzde özel çizgileriniz genel çizgileriniz olur. Düşünce, inanç, fikir, memleket meselesi hepsi keskinlik kazanmaya başlar. İnancınıza hakareti kabul etmez diklenirsiniz, memlekete saldırıyı görür pozisyon alırsınız; siyasetiniz artık çizgilerinize renk vermektedir. Ülkeler de böyle değil midir sevgili okurlarım? Onların da milli çizgileri veya kırmızıçizgileri vardır. Sınıra bilmem kaç metre yaklaşanı vurur asker, yetkisi vardır. Türkiye, en zor anında iken ve daha cumhuriyetini kurmadan evvel mesela Meclisi Mebusan`da Misak-ı Milli sınırlarını belirleyen kararlar alıp uygulamaya sokmuştu. Kerkük, Musul, Batum, Batı Trakya, Hatay sınırlarımız içindeydi; buna "Yakın Milli Ülkü" denilmiştir. Kırmızıçizgilerle devirler arasında muazzam bir paralellik vardır. Herkesin hırsızlık yapmaya başladığı bir ortamda sağlam durmak zordur. Namusun, iffetin ayaklar altında çiğnendiği bir ortamda kızlarımız iffetlerini zor korurlar.  Bir okulda herkes sigara içiyorsa içmeyeni bulmanız zorlaşır, herkes mini etekli geziyorsa normal kapalı bir bayanı orada muhafaza edemezsiniz. Devletler için Kırmızıçizgiler, milli ülkünün cemresi, alt yapısı, tabanı gibidir.  İdealizmin alt yapısını karakterler, mizaçlar, huylar, tavırlar belirler. Bunlar bozuksa, bozulmuşsa orada idealizm tohumlarını ekemezsiniz. Milletlerin pusulası milli ülküleridir. Sayesinde nereye gideceğinizi bilirsiniz. Karşı tarafın adımlarından niyetlerini çözer, büyük bir dikkatle izlersiniz. Aslında milli ülküler; devletlerin, milletlerin bekası için, hayatının devamı için en büyük şarttır. PKK yapılanmasının, Şark meselesi` nin parçası olduğunu biliyor muyuz?  BOP projesinin Siyonizm'in bir parçası olduğunu bilemezseniz götürüp sizi bir büyük bataklığın içine sokarlar ve böyle bir gayya kuyusuna nasıl düştüğünüzün sebebini anlayamazsın. Her millet kendi milli ülküsünün arabasına binmek zorundadır. Arabanın şoförü de, ustası da, yakıtı da sen olacaksın ki güven emniyet içinde yol alabilesin. Başkasının arabasına binenlerin yolu çıkmaz yoldur ve akıbeti mutlaka uçuruma yuvarlanmaktır. Böyle bir devlet bağımsız olamayacağı gibi milleti de esarete düşer. Kendi arabamız demek bizatihi kendimiz demektir. Kendi yağıyla kavrulmak deyimi bu anlama gelir. Yakın bir tarihte bir büyük hata yaptık. Yani, Kırmızıçizgilerimizden vazgeçtiğimizi duyurduk. "Vazgeçtim" dediğinin içinde neler vardı? Kerkük, Musul, Kıbrıs vs. Şimdi sen 100 yıllık çizginden geri dönüyorsan o noktalar üzerinde tekrar bir milli siyaset oluşturma hakkını da zayi etmiş olmaktasın. Türkmenlerin yalnız bırakılmalarının altında sanırım bu saik yatıyor. Durum bu iken; hem Osmanlıcılık hem geri adım bir çelişki oluşturmuyor mu? Kırmızıçizgileriniz yoksa neşeniz, şakanız, öfkeniz ya layt olacak ya hiç olmayacaktır. Çocuk çağlarda okulun muzır çocukları tepenize bastığında neler yaşandığını az çok tahayyül edebiliyorsunuz. Çizgiler çok mühimdir. Kırmızıçizgisini kaybedenin başına ha parmakla dokunulmuş, ha çuval geçirilmiş. Karakter sahibiyseniz o değerlere mutlaka sahip olacaksın, aksi halde yok hükmündesin. Unutma;  Sen devlet, devlet Sen gibidir.