EBCED HESABIYLA 66 NEDİR?
Cumanız mübarek olsun değerli okurlarım.
Bugünkü konum milletin, soyun, ırkın, kabilenin dinimizde yeri var mı yok mu sualine cevap aramak şeklinde olacaktır. Mevzuuma şöyle girmek istiyorum: Türkçemizde İşi altmışaltıya bağlamak diye bir deyim var. Bilmem ne olduğunu merak edeniniz oldu mu? Benim de aklımda yoktu doğrusu, ta ki Mehmet Sanalan Hoca'yı dinleyene kadar.
Az tanıtmak isterim; Hocamız 2004-2008 arası Tekirdağ'da görev yapmış. Yaşı seksenlere yakın, nur yüzlü sevimli bir Hoca, mescitte ona saygı gösterildiğini gördüm; hemen herkes ya müsafaha yapıyor, ya ellerinden öpmeye çalışıyor. Sordum, cemaattenmiş! Tabi onun önemi ilim irfan sahibi olmasında... Şansa bakın ki, Hoca Efendi ile Kuzuluk' da dönem arkadaşı olmuşuz
Gelelim 66 meselesine!
Hocamız kürsüde namaz süreleriyle alakalı bir vaaz veriyordu; Ebced hesabıyla Allah Lafzı Celali 66 rakamına denk gelir. (A=1, L=30, L=30, A=1, H=5; toplam:66) Bu nedir biliyor musunuz? Eskiler anlaştıkları hayırlı işler için 66'ya bağladık veya işi 66'ya bağladınız mı? Derlerdi. Bunun anlamı; Allah'ı vekil ettik veya Allah'a havale ettik; demektir. Kaynağı aslında budur Dedikten hemen sonra şunu söyledi: Namaz sureleri Hücurat suresiyle son bulur
Namaz surelerinin sonuncusudur der demez bir ipucu yakalamış gibi oldum. Hocaya çıkışta sordum: "Hücurat, namaz surelerine dâhil mi? Evet dahildir ve sonuncusudur; ondan sonra da Kur' an' dan sureler okuyabilirsiniz tabi! Şeklinde cevapladı. Buradan gelmek istediğim noktayı arz etmeye çalışayım:
Hücurat, Kur' an-ı Kerimin 49 numaralı süresidir. 49 rakamı, 4+9=13 eder. Surenin 13. Ayeti ise MİLLET, KAVİM mefhumuna açık vurgu yapan çok menşur bir ayettir. Meali şöyle diyor:
Ey insanlar! Muhakkak ki Biz, sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi (soyunuzu, babalarınızı) tanıyasınız. Muhakkak ki Allah`ın indinde en çok kerim olanınız (ikram olunanınız, en şerefli olanınız), (ırk ya da soy olarak değil) en çok takva sahibi olanınızdır. Muhakkak ki Allah, en iyi bilen ve haberdar olandır.
Bu ayet sosyoloji ilmiyle bire bir ötüşmektedir; Ziya Gökalp olsun, Atsız ya da Erol Güngör Hoca olsun Millet, Irk, Soy, Kavim tariflerini hep bu yönde yapmışlardır. Milliyetçiliğin destek bulduğu ayet budur. Kaynağa pozitif eğilirsek milliyetçiliğin kaynağının mukaddes, ilahi olduğunu da görmüş oluruz. Türk Milliyetçiliğini bu çerçeveye oturtmak mümkün!
Yüce Allah, "Kâinatta hiçbir şey yoktur ki hamd ile Allah`ı tesbih etmesin, Onu anmasın, Ona dua etmesin. Fakat siz onların bu tespihlerini, zikirlerini, dualarını fark etmiyorsunuz." (İsra, 17/44) Buyurmaktadır.
Peki cansız varlıklar, insandan gayri tüm canlı varlıklar anlamayacağımız dilde Allah'ı tesbih ediyorsa biz insan nesli olarak yine anlaşılmaz biçimde mi Allah zikredeceğiz? Hayır yok öyle bir şey! Biz anlaşılır, açık, kalben, dillen, akıl ilen, nefsimizle, bedenimizle yani her şeyimizle Yaratıcıyı anmakla, zikretmekle, şükretmekle, hamd etmekle mükellefiz. Büyük Mutasavvıf Ahmet Yesevi Hoca sorulan bir soruya Elhamdülillah Türk'üm Şeklinde cevap vermiş. Hocam biz sana dinini sorduk, sen ise soyunu ileri sürdün, nedir hikmeti? Demelerine karşılık da, Dinim tercihimdir, Türklüğüm kaderimdir Diyor.
Hoca Yesevizade böyle demiş midir, dememiş midir? Yazdığı Hikmetleri Türkçe yazmışsa, Anadolu'yu, Balkanları, Kafkasları gönderdiği binlerce talebesiyle İslamlaştırmış ve de Türkleştirmişse Hoca Yesevi o sözü muhakkak söylemiştir. Anadolu' nun Türkleşmesi ve İslamlaşması konusunu işleyen yüzlerce makale ve çok sayıda kitaplarımız mevcuttur. Oradan da biliyoruz ki, Yesevi Hoca hem İslamı, hem Türklüğü birlikte yaşamış, öğretmiş ve uygulamıştır.
İslamlaştırmayı anlıyorum ancak Türkleştirmeyi anlamıyorum diyebilirsiniz.
Değerli okurlarım; herhangi bir kişi Türk Irkından olmasa bile kendini zamanla; dilini, töresini, örfünü, adaletini severek, beğenerek, gönül vererek her zaman Türk Milletinin bir mensubu sayabilir, ruhen Türkleşebilir, Türk milliyetçisi olabilir. Bu işler gönül işidir. Yesevi' nin müritlerinin (Alperenler) aynı zamanda Gönül erenleri olarak da anıldığının farkındayız değil mi?
Sanırım bu Cuma yazımızla konuyu 66'ya bağladık.
Bol kazançlarınız, hayırlı cumalarınız olsun.