Kahve kokulu Bayramlar

 Nihayet, şükür kavuşturana. Gözümüz aydı hanımlar. Ramazan girdiğinden beri hasretle beklediğimiz bayram temizliği haftasına girdik sonunda. Diğer evleri bilmem ama bizim evde annemle dedemde öyle bir telaş var ki sanırsın evi pislik götürüyor. Ben anlamıyorum ki bir ev daha ne kadar temizlenebilir. Evde 4 tane patili dostumuz olduğu için her gün otomatiğe bağlanmış gibi rutin olarak temizlik yapılan bir ev ne kadar kirlenebilir. Bende yardım etmeyi çok isterim tabiki de tüh... akşama kadar işyerindeyim, ben gelene kadar bitmiş oluyor.  Çok! üzülüyorum... :P  Yaprak sarması konusunda o kadar şanslı değilim. Çünkü genelde gece yaparız sarmayı. Her bayram öncesi olduğu gibi annem dolmalık içi gündüzden hazırlar ve yine her bayram olduğu gibi ´´içi az yapmak´´ istemiştir ama elinin ayarını tutturamamıştır. Ve ´´sarabildiğin kadar sar, canın sıkılınca bırakırsın´´ kandırmacası arasında kendimi masada sarmaların başında bulurum. Ne zaman artık canım sıkıldı demeye yeltensem annemin dik bakışlarını görünce kelimeler ağzımdan çıkmaz, geri kaçar ve sonunda o ayarı kaçmış iç ve yapraklar biter TENCERELERE özenle dizilir dolapta yerlerini alırlar ve ben derin bir oh çekerim. Şimdi o tencerelerin bayrama kadar dokunulmazlıkları vardır. Yerini bile değiştiremezsin. YASAK... Tatlılarda aynı işlemden geçer. Tadına bakmak için bayram beklenir. Bayram sabahları ben artık mutlu ve huzurlu olarak uyanıyorum. Eskisi gibi hüzün ve burukluk yok. Çünkü vatanımdayım. Doğduğum ülkede ki bayramları düşünüyorum. Bu seneki gibi hafta arasına rastlamışsa eğer bizim için bayram değildir o. Herkes normal bir gün gibi kalkar işine gider; içinde derinden gelen o kıpırtıları duymamaya çalışır. (Eskiden okula da giderdik. Neyse ki Avusturya hükümeti insafa geldi de Müslüman öğrencileri dini bayramlarında izinli saydı. Tabi daha sonra gayri Müslimlerin bir bayramında da biz okula giderken onlar evde otururlardı. Böylece denge sağlanırdı). Türklerin çok olduğu bir şehirde yaşıyorsan şanslı sayılırsın. Kendi aralarında yine de bayramımızı yaşamaya çalışırlar. Ne kadar yaşanabilirse işte. Örneğin ben dedemden hiç bayram harçlığı almadım. Çünkü çocukluğumda Türkiye´de hiç bayram yaşamadım. Bayram için özel kıyafet almayada çıkmadım çünkü oradaki okullarda serbest kıyafet olduğundan herkesin dolabında bir kaç giyilmemiş yeni kıyafetleri her zaman vardır. Onlardan birini giyiverirsin. Yine de bayram havasını yaşamaya çalışırsın. Gayri Müslim komşularımıza da tatlılarımızdan ikram ederdik. Onlarda artık bilirlerdi Müslümanların önemli günlerini. Bizim sokağımızda bütün çocukların Opa, Oma (büyükbaba, büyükanne) dedikleri yaşlı bir çift vardı. Bayramda sokağa çıkar bütün çocuklara para verirdi. Biz araştırdık sizin dininizde bayramlarda çocuklara para verirlermiş demişlerdi. Hala yaşıyorlar mı bilmiyorum. Ama onları da burada sevgiyle anıyorum. Ben bayramlarda tatile gidenleri de anlamıyorum. Bayram sevdiklerinle, ailenle güzel. Ben şimdiye kadar eksikliğini hissettiğim her şeyi yapıyorum. Harçlık almak için yaşım geçti ama diğer güzellikleri için hala vakit var. Dolabımda yine yeni giysiler var ama sırf o havayı yaşamak için çıkıp özenle seçerek tekrar alıyorum. Her zaman bayrama alır gibi alıyorum da neyse. Bayram günlerinde evimiz dolup taşıyor. Evde büyük olmasıda çok güzel. Dedem olduğu için bütün akrabalar, komşular herkes ziyarete geliyor. O konuşma sesleri, kahkaha sesleri, çayları karıştıran kaşık sesleri kulağıma müzik gibi geliyor. Evet Avusturya´dayken bayramda bir ev dolusu misafire koştura koştura servis yapmazdım. Çaydanlık daha dibine inmeden yedeğini demlemezdim, ortalığı mis gibi kahve kokusu sarmazdı. Bulaşık makinası aynı gün içinde 2-3 kez dolup boşalmazdı. Bir yandan misafir karşılayıp bir yandan gidenleri uğurlamazdım. Kısacası bu kadar yorulmazdım ama MUTLU  da olmazdım. Şimdi Ramazan bayramı olsun, Kurban bayramı olsun dibine kadar yaşıyorum ve çok MUTLUYUM. HERKESE MUTLU BAYRAMLAR... ElifCe