BİR TÜRKİYE HAYALİ

        2018 yılına girdiğimiz şu günlerde okuduğumuz Selçuk R. Şirin´in yazdığı ? Bir Türkiye Hayali? kitabından altını çizdiğimiz satırları paylaşmak istiyoruz.        -Muradım bizim çocuklara faydalı olmak, onların hayallerini ortaya çıkartmaya aracı olmaktır.        -Fil gibiyizdir biz köylüler! Unutmayız geldiğimiz yerleri, çünkü biliriz ki unutursak yaban ellerde kayboluruz. Bunu yaban ellerde kaybettiklerimizden biliriz. O yüzden nerede yaşarsam yaşayayım hayallerimin coğrafyası Türkiye...       -Bir toplumu ayakta tutan temel faktör nedir? Derseniz, hiç tereddütsüz ? Toplumsal güvendir? derim. Komşunun komşudan şüphe ettiği yerden bir millet çıkmıyor! Duble yol kadar, toplumsal güven inşa etmemiz gerekiyor! Huzur için, ekmek için birbirimize güvenmekten ve bu güvenceyi yasalarla garanti altına almaktan başka çaremiz yok.       -Ahlak bireysel değil, toplumsal bir kavramdır. Freud´a sormuşlar, ?Medeniyetin en mühim buluşu nedir?? diye. O da ?Ahlaktır? demiş ve eklemiş: ? Ahlak olmasaydı herkesin tepesine bir bekçi dikmek zorunda kalırdık.?       -Bir öğretmen için en büyük mutluluk, yetiştirdiği öğrencilerin kendi ayakları üzerinde durduğunu görmek, kendi geldiği yerden ötesine gideceğini bilmektir.        -Empatinin, ötekine karşılıksız yardımın biyolojik bir temeli var. Biz bu temel üzerine başkalarının acısını görünmez kılan dinsel, ırksal, siyasal duvarlar örersek, ancak huzurumuzu kaçırmayı başarırız. Çünkü başkalarının acısını paylaşamayan, sevinci ve huzuru da çoğaltamaz.       -İnsanın özünde var olan bireysel çıkar eğilimini toplumsal çıkar lehine dönüştürmek, medeni bir hayat kurmanın özü.       -Türkiye´de her üç genç anne adayından ikisinin lise terk olduğu bir ortamda yetişen çocukların ülkeye yüklediği bir bedel var çünkü. Çocuk gelişimine dair tüm veriler bize eğitimli annenin çocuklara yapacağımız en büyük yatırım olduğunu gösteriyor. Sağlıklı ve başarılı çocuk yetiştirmenin yolu da genç kadınlara daha iyi eğitim vermek.       -Ülke olarak başımıza gelecek en büyük felaket ülkenin önündeki sorunlara sıra dışı çözümler üretecek bireylerin yetişmemesidir. Gerçek fukaralık, koşulların zor olması değil, zor olan koşullara rağmen yaratıcı çözümler arayan bireylerin olmamasıdır. O nedenle ülkemize yapacağımız en büyük yatırım itirazı bol, tahayyülü sınırsız, koşulları hiçe sayan ve evet, kaybetmekten korkmayan nesiller yetiştirmektir.       -Çağımız, hakikatin sansür edilerek değil, yalan haberler arasında kaybedilerek toplumdan saklandığı bir çağ. Demokrasi doğru bir şekilde bilgilendirilmiş seçmenlerle mümkündür.   Önümüzdeki dönemlerde demokrasiye yapılacak en büyük katkı seçmene doğru ile yalanı ayırt etme olanağı veren araçların geliştirilmesi olacaktır.        -Ölmeden önce itiraf edilen en büyük pişmanlıklar neydi? Keşke hayallerimden vazgeçmeseydim,  aşırı yoğun çalışmasaydım, duygularımı daha çok paylaşsaydım, dostlarımla bağımı korusaydım ve mutlu olmayı seçseydim. Başkalarına ipotekli bir hayat sizin değildir. Kendi hayatınızı seçin!       -Bir köyde ? Okul yok? demek o köyde ?Öğretmen yok? demektir. ?Öğretmen yok? demekse ? Köy ile kent arasında tercüman yok? demek. Bizimkisi artık öğretmensiz bir köy. Köyde yaşayan ve kentle işi olanlar için artık danışacakları bir tercüman yok. Bir köy için gerçek yoksulluk budur! ( Selçuk R. Şirin, Bir Türkiye Hayali, 1.Baskı, Şubat 2017, Doğan Kitap)                                                                                                                                         12.06.2018