İstiklâl Marşı’nın, T.B.M.M.’de kabul edilişinin (12.3.1921) 100. Yıldönümünde, 2021 yılının T.B.M.M.’de bütün partilerin ittifakıyla “İstiklâl Marşı Yılı” ilan edilmiştir. (Cumhuriyet 5.1.2021, Milli Gazete 29.12.2020)

2021, T.B.M.M. tarafından "İstiklal Marşı Yılı" ilan edildiği için marşın şairi Mehmet Akif'e olan ilgi de arttı (Samet Karagöz, Milliyet 14.2.2021). 20.12.1873'de doğup, yine 27 Aralık 1936'da hayata gözlerini yuman büyük şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un Rumelili olan babası Fatih Medresesi'nde hocalık yapmış olan Mehmet Tahir Efendi, annesi Emine Şerife Hanım Buhara'dan gelip Tokat'a yerleşmiş bir ailenin kızıdır. İlk din ve Arapça bilgilerini babasından alan Mehmet Akif Ersoy, yükseköğrenimini Halkalı Baytar Mektebi'nde yaptı, burayı birincilikle bitirdi (1894). II. Meşrutiyet ilan edildikten sonra sıratı Müstakim ve Sebil'ür - Reşat adlı din dergilerinde şiirler, din ve edebiyat üzerine makaleler yazdı. Anadolu'ya geçerek Bolu'dan Ankara'ya kadar camilerde halka vaazlar verdi, Milli Mücadeleyi destekledi. Birinci Millet Meclisi'nde Burdur Milletvekili oldu (1920). Şapka Kanunu çıkınca Mısır'a gitti. Kahire'de Türk edebiyatı okuttu. 1935'de başlayan siroz hastalığı nedeniyle yurda döndü (Haziran 1936). Yaşamını bu hastalıktan yitirdi. (27.12.1936). (Hikmet Altınkaynak, Türk Edebiyatında Yazarlar ve Şairler, Hürriyet Kitap, 2018) İstiklal Marşı, Anadolu'nun en buhranlı günlerinde yazıldı. Yunan ordu 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal ederek Anadolu içlerine doğru ilerlemeye başlamıştı. Bu vahim durum üzerine İrsad Encümeni üyeleri halkı mücadele konusunda aydınlatmak göreviyle Anadolu'yu ve cepheleri dolaşmaya başladılar. Halkla ve bilhassa cephede askerlerle yapılan görüşmelerde bir milli marşa ihtiyaç duyulduğu ortaya çıktı. Konu Meclis'in bir oturumunda gündeme getirildi. Yapılan görüşmeler neticesinde Maarif Vekaletinin bu işi üstlenmesine karar verildi. Vekalet bu gaye ile bir yarışma düzenleyerek memleketin bütün şairlerini bir marş güftesi yazmaya davet etti. Bu ilan üzerine memleketin dört bir yanından şiirler gelmeye başladı. Belirlenen süre sonunda bakanlığa 724 eser geldi. Fakat hiç biri aranan özellikleri tam olarak taşımamaktaydı. Hemen herkes böyle bir şiirin Milli Mücadele'nin başından beri içinde olan Mehmet Akif tarafından yazılabileceğini bilmekteydi. Fakat Akif, para ödülü sebebiyle bu yarışmaya katılmamıştı. Bu konuda kendisini sıkıştıranlara ise verdiği cevap tam ona göreydi: "Milletimin Kurtuluş müjdesini verecek, imanını terennüm (Anlatma, İfade etme) edecek bir eseri parayla yazacak karakterde bir adam değilim. "Sonunda, Akifi rahatsız eden bu durum ortadan kaldırıldı. Maarif Vekili Hamdullah Suphi, Akif'e bir mektup göndererek yarışmaya katılmasını ve para meselesinin ortadan kaldırılacağını bildirdi. Akif'in yakın arkadaşı Hasan Basri Çantay da bu konuda O'nu ikna ederek şiiri yazacağına dair söz aldı. İstiklal Marşı, Çanakkale Destanı'nın devamıdır. İstiklal Marşı'nın nasıl bir duygu hali içinde yazıldığını anlatmak için Mehmet Akif'in hasta yatağında söyledikleri şöyledir: "İstiklal Marşı. O, ne samimi, ne heyecanlı günlerdi: O şiir milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Bin bir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halas dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır. O şiir, bir daha yazılamaz. Onu kimse yazamaz. Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım." (Mustafa Özçelik, Mehmet Akif Ersoy, 1.Baskı, Aralık 2020, Muhit Kitap).