İMDADIMA AHMET AKÇAY YETİŞTİ

 Ayrışmakta olan,  gezegenler gibi birbirinden hızla uzaklaşan toplum için bir tanımlama yapmak istiyordum. Neydik, nasılız, gidişat nereye? Tüm bu gelişmeler endişelerimizin de kaynağı aslında... Evvelki zamanda tarifler kolaydı; gittiği kahveye göre, okuduğu kitaba göre, konuştuğu üsluba göre bir şeyler demek mümkündü insanlar için; solcu, sağcı, Marksist, Liberal, Ateist, Milliyetçi, Türkçü vs. Kafamda terör esiyor, beynimin kodları birbirine girdi; topluma, insanlara bakıyorum; özel hallerine, önem verdiklerine, yanında saf tuttuklarına... Haklarında yapacağım bir tanımlama yok!  5 vakit namaz kılan adam hırsızlıkla ilgili İslami değerlerini hadım etmiş, milliyetçiyim diyen adam cumhuriyeti temelden yıkmaya karar vermiş; değerler birbirine girmiş. İşte böyle gökyüzünü kara dumanların kapladığı bir anda imdadıma Ahmet Akçay yetişti, o da benim gibi naçar duruma düşmüş olmalı ki Üstat Cemil Meriç´ den şu sözü aktarıvermiş sosyal medyaya:  ?Bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur, bu memlekette namuslu ve namussuzlar vardır. Siz namuslulardan olun. Görecekseniz çok kalabalık olacaksınız" Cemil Meriç´ in ruhuna rahmet olsun, hassas ruhlu Ahmet Akçay kardeşime de bin teşekkür! Öyle güzel akil paylaşımda bulunmuş ki, yardımıyla müşkülümü şimdilik çözmüş oldum. Gerçekten de dostlarım; Din-i Mübin İslam´ ın biz Müslümanlara; ?Emri-i Bil Maruf yapınız? ( İyiliği emretmek), ?Nehy-i Anil Münker Ediniz.? (Kötülüklerden uzaklaştırmak) Gibi altın öğütleri var. Bu çerçevede alınan görev ile Cemil Meriç´ in tavsiyesi ettiği ?dürüst insan´ arasında nasıl bir fark olduğunu her birinize sormak istiyorum... İnsan nesli olarak bizler, en başta kendimizi özne yaparak ömrümüz boyunca sadece o iki cümle arasında düşünüp amel etseydik, zannımca; ne mahkemeye, ne karakola, ne kavgaya, ne rejime, ne sisteme, ne de herhangi bir otorite arayışına ihtiyaç hasıl olurdu. "Herkes Gider Mersin´ e, Biz Gideriz Tersine" Atasözü ne demek istemektedir? Kazakistan, 35 yıl sonra parlamenter sisteme döndüğünü ilan ettiği bir dönemde biz milletin o 94 yıllık kalbigahından vazgeçiyorsak gittiğimiz yolun enine boyuna sorgulanması iktiza eder. TBMM´ de cem olmuş milli irade gücünü asli kaynağından çekip alarak tek bir şahıs yetkisine boca ediyorsak,  kurumsallıktan bireyselliğe geçişin artı-eksi hesabını yine çok dikkatlice yapmamız gerekir. Bİr Meclisin fonksiyonlarını en aşağı indirmekle beden fonksiyonlarımızın eş aşağı inmesi arasında hayat emareleri bakımından bir fark göremiyorum. Milli gövdeyi besleyen ayakta tutan en önemli bir damar faaliyetini kendi elimizle durduruyoruz. Müslüman´ ı meyhanede, sarhoşu camide görür gibiyim. Yasadışı iş yapanlar ?sayın? olarak anılıyor, terörist başı ?aracı kurum? gibi kabul ediliyor; hainler vatansever, vatanseverler hain damgasını rahatlıkla yiyebiliyorsa nasıl bir denizde yüzmeye çalıştığımızı derinden derine idrak etmek mecburiyetindeyiz. Her şey karıştı, ürün vermede toprak bile şaşırdı. Her kafa göbeğine kadar bataklığa saplanmış durumda... TV programlarının birçoğu belden aşağıdır. Özgürlük coşkusu altında namus bayrağını gönderden indirmek bir  görev midir?  Buna izin vermekle zaten biz bacılarımızın başörtüsünü çoktan çıkarmış olmaktayız. İmanda 6 şart olmadığını, İslam´da 5 şartın uydurma olduğunu söyleyenlere "Hoca" diyoruz. Yüzyıllardır buna inanarak ibadet eden bizler ve cedlerimiz, ?Uydurma İslam? üzere amel etmişiz meğerse(!) Bakar mısınız velveleye... Hadis yok, namaz yok, imanın şartı yok, kandiller uydurma; türbeler, mezarlıklar şirk meydanı vs, vs. Nereye gidiyor bu toplum? Neden bu kadar tezvirata müsaade ediliyor devletçe? GDO belasına uğramayan ne milli kimliğimiz kaldı, ne dini kimliğimiz! Hatırlayın bir iki yıl evvelini; Türk Irkı diye bir ırk yoktur diyenler türemişti her bir cihetten. Adı Türkiye olan bir ülkede Türk kelimesini yasalardan çıkaralım diyenleri meclise biz aldık, alkışladık. Dahasını yazmayalım zira lastik uzun, çekelersek dünyayı çevreleriz buradan... Ahmet Akçay dostum olmamız gereken salim, sükunetli esas yeri paylaşmış bizlere... Cemil Meriç rahmetlisi bunu yıllar evvel görmüş (ama idi) ve yol olarak takip etmemizi istemiş: ?Bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur, bu memlekette namuslu ve namussuzlar vardır. Siz namuslulardan olun. Görecekseniz çok kalabalık olacaksınız" Bizim ihtiyacımız partizanlık mı, Cemil Meriç´ in tarifi mi; hangisi? Halktan yana, milletten yana olmak zorundayız. Bütüncül halkın adı -Evet- Millettir. Ama adsız değiliz, onun adı TÜRK´ tür. Ya etrafında pervane olacağız bu ateşin, ya da ateşine dalıp kendimizi yakacağız.