HASAN ÂLİ YÜCEL (17.12.1897 ? 26.2.1961)

        17 Aralık 1897´de İstanbul´da doğan Hasan Âli Yücel, Laleli Yolgeçen Mektebi, Topkapı´daki Taş Mektep, Mekteb-i  Osmani´den sonra Vefa İdadisi´ne gider. 1918´de önce Hukuk Fakültesi´ne  yazılır. Buradan ayrılır, Edebiyat Fakültesi´nin Felsefe şubesine geçer. 1921´de Fakülteyi bitirir. İzmir Erkek Muallim Mektebi´ne öğretmen olarak tayin edilir. 1924´te İstanbul´a döner, Kuleli Askeri Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi´nde öğretmenlik yapar. 1927´de öğretmenlik hayatını sona erdirir.            03 Şubat 1923´te tanıştığı Mustafa Kemal´le ülkeyi denetleme gezisine çıkar. 1932 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü´nün Müdürlüğü´ne, 1933´te  Orta Tedrisat Umum Müdürlüğüne ve nihayet 28 Aralık 1938´de Maarif Vekilliği´ne atanır. Yücel, 7 yıl 7 ay süren Milli Eğitim Bakanlığı görevinden 5 Ağustos 1946´da istifa eder. Bakanlık yaptığı dönemde Köy Enstitüleri, Dilin Türkçeleştirilmesi, Ders Kitaplarının Standartlaştırılması, Ankara Devlet Konservatuarı, Üniversiteler Kanununun düzenlenmesi onun doğrudan yaptığı başarılı işlerden bazılarıdır. Sonra etkinlik alanını, yayın hayatı, gazetecilik ve köşe yazarlığı olarak sürdürür.  1960´lı yıllarda İş Bankası Kültür yayınlarından çeşitli kitap dizileri çıkarır. UNESCO´daki çalışmalarına devam eder. ( 100.Doğum Yıldönümünde Hasan Âli Yücel, Yayına Hazırlayan: Songül Boybeyi, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı, 1998 Ankara)           26 Şubat 1961´de vefat eden Hasan  Âli Yücel´i bazı görüş ve düşüncelerini anımsatarak anmak istiyoruz.       -Hitap ettiğim ?Bizim insanımız?dır. Doğru bildiklerimi ona açmaya mecburum. İnsan için en büyük nimet, görmektir. Bilhassa olanı olduğu gibi görmek? Bundan üstün zevk arayanlar ise ancak onu, gördüklerini göstermekte bulabilirler. Bundan sonraki sahifeleri dolduran fikirler, bu yolda hayat vermiş büyük insanlarındır. Benim emeğim, sadece onları bir araya getirmek, toplamak ve söyletmek olmuştur. Bunda kullandığım usul, sevgidir. Sevgi, sevenlerin birbirlerine bakışlarında değil, aynı şeye ve yere bakmalarındadır. İdeal budur ve inanıyorum ki, sevilmeyen anlaşılmaz. (Hasan Âli Yücel, İyi Vatandaş, İyi İnsan, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul 2004)       -Hak bellediğin yolda yalnız gideceksin!.. Üzülmemeli, çünkü hak yolunda yalnız kalındığı görülmemiştir.       -Yüzde yüz doğru olduğunu iddia etmeyecek, kendisininkinden başka düşünüşlerde de hakikat olması ihtimalini hesaplayacak olanların kuracakları rejime Demokrasi derler. ( A.M.C. Şengör, Hasan Âli Yücel ve Türk Aydınlanması, Tübitak Yayınları ,3.basım,Ekim 2005)        -Atatürk, iki şeye düşmandı. Dışarıdan Türk vatanına dikilen kötü bakışlı gözler, içeriden Türk milletini gerilerde tutmak isteyen mutaassıp ruh? Bunların dışında herkesle ve her şeyle dosttu ve dost olabilirdi. Bu itibarla onu seven gençlik, daima ve onun gibi bu iki kötü kuvvete düşman oldukları nisbette Atatürk´ün dostluğunu kazanacaklardır. Bu çift yönlü duyguya ermeden Atatürk´ü ne sevmek, ne anlamak mümkündür.       -En büyük öğreticiler ömürlerinin sonuna kadar öğrenci kalabilenlerdir. ( Hasan Âli Yücel, Kültür Üzerine Düşünceler, T.İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 1974)       -Bir milletin uyuması ne demek? Üstünde oturduğu toprakları, denizleri, dağları kullanmamak, istifade etmemek, denizinde balığı varken yememek, toprağı mümbit (verimli) iken ondan istifade etmeyip aç kalmak. Biz hayatımızın bir devrinde işte böyle uyuyanlar gibiydik.       -Bugün ve her zaman Türk aydınına düşen başlıca görev, düşündüğünü düşündüğü gibi söyleyip yazmaktır. Bu kadarına cesareti yoksa susmak! İtikadımca , başımıza gelen belaların kaynağı, aydınların düşündüklerinden gayrısını söyleyip yazmalarıdır.       -İnsan yaşamak ve yaşatmak için var olmuştur. Eserleri de öyle olmalı.       -İnsanoğlu böyledir, ona ne verirsen kendisinden onu alabilirsin. Verdiğin bir kalp ise alacağın, bir kalbin alabileceği kadar sevgidir. Onun yaşama kudretini arttıracak bir şey vermişsen ondan daha özlü yaşaman için kudret alabilirsin. Onu zarara uğratmışsan ondan faydalanacağını umma.       - Kendini adam etmeye çalışmayanlar, başkalarının adamı olmaya mahkûmdurlar.       - ?Hayır? demesini bilmeyenin, ? Evet?ine kulak asmamalı. ( Hasan Âli Yücel, T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ed. Kemal Kocabaş, Ankara 2011)                                                                                                     20.02.2018