DİN HAKKINDA GEREKLİ OLAN BİLGİLER
Dinin tarifi genel olarak; Allah tarafından peygamberler aracılığı ile insanlara iletilen ilahi kanunlar bütünü, şeklinde yapılır; ancak, buna yakın daha farklı tanımlamalar yapmak da mümkündür.
Dinin bir ilahı olur; İslam dininin ilahı, Allah´ tır.
Dinin bir peygamberi olur; İslam dininin Peygamberi, Hz. Muhammed (as) dır.
Dinin bir kitabı olur; İslam dininin kitabı, Kur´ an-ı kerim´dir.
Dinin ibadethaneleri olur; İslam dininin ibadethaneleri; Kâbe, cami, mescit, namazgâh olarak adlandırılır.
Peygamberlere inanan az veya çok sayıda arkadaş grubu olur; İslam dininde, Peygamber terbiyesinden geçmiş arkadaş grubuna sahabe denir.
TOPLULUKLARIN HANGİ DİNDE OLDUĞU NASIL ANLAŞILIR?
Bir kimse yabancı bir beldeye gitse orada yaşayan halkın hangi dinden olduğunu hiçbir kimseye sormaya gerek duymadan sadece iki görsellikten anlayabilir: İbadethaneler ve kabristanlar... Camiler en büyük göstergedir, yazılı mezar taşları da topluluğun dini hakkında yeterli mesajları verir.
DİNDE BOŞLUK OLUR MU?
Din hak diniyse iğne deliği kadar bile olsa boşluk olmaz. Boşluk varsa ona hak din denmez.. İslam´ da cevabını bulmayan tek bir soru yoktur. İslam âlimleri akla gelecek her soruya din kaynaklarından yararlanarak cevap vermişlerdir.
İSLAM DİNİNİN KAYNAKLARI!
İslam dininin kaynağı 4´ tür. Kaynak gerekli mi diye aklımıza gelebilir. Kaynak gösterilmeden verilecek cevapların ilahi yönü olmaz, tek başına insan aklı da yeterli değildir. İslam´ da 4 kaynak nelerdir denildiğinde buna cevap olarak; Kur´ an, sünnet, icma-ı ümmet ve kıyası fukuha deriz. Bir başka cevap da sorulara cevap verme tekniği, usulü, formülü de denebilir. Bir sorunun cevabı önce kitap´ da aranır, bulunmazsa peygamberimizin sözlü, fiili ve onaylı sünnetine bakılır. Orada da bulunamazsa sahabe görüşüne başvurulur, yine delil bulunamazsa akıl yoluyla kıyaslamaya gidilir.
Yani İslam dininde kitap, peygamber, sahabe ve akıl ortaklığı söz künusudur.
SAHABEYE DİL UZATMAK DOĞRU MUDUR?
Çok yanlış, o kadar ki sahabeler Peygamber Efendimizin arkadaşlarıdır. Onun arkadaşlarına laf etmek zımnen Peygamber Efendimize hakarettir. Herhangi bir sahabe hakkında olumsuz görüş bildirmek, diğerlerini de eleştirmek için kapı aralamaktır. Şia ve hariciler sahabeye dümdüz giderler. Oysa dinimiz böyle bir keyfiliğe asla izin vermez.
Ne diyor Sultan Alparslan, "Biz bid´ at bilmeyen temiz Türkleriz!" Hem milliyetimizi, hem dinimizi doğru kimlikler üzerinde bulmak ve yaşatmak gibi bir maksadımız olmalıdır.