DEVLET MALINI SAVURANLARA
Türk Milletinin destan yazdığı Çanakkale´de, siperlerin ardındaki en önemli ihtiyaçlardan biri de ağrı kesici morfindi. Doktorlar cepheden taşınan onca yaralıya ağrı kesice bulmakta zorlanıyordu fakat her yaralı askerin ağrı kesiciye ihtiyacı vardı. Ellerindeki ağrı kesicilerin tüm yaralı askerlere yetmeyeceği kanaatine vardıklarında, yalnızca ameliyat edilirse yaşama ihtimali çok yüksek olan yaralılara ilaç verme kararı aldılar. Çadırın önüne bir masa konuldu, doktor ameliyat sonrasında yaşayacağını öngördüğü hastalara morfin yapıyordu. Doktor, duygusal karar vermemek için yaralıların yüzlerine bakmamakta, iyileşme şansı yüksek olan yaralılara ağrı kesici yapmaktaydı. Yine doktorun önüne bir asker getirildi, yaralıların ağır yaralarına bakan doktor, bir askerin iyileşemeyeceğini öngördü ve ona ağrı kesici yapmadı. O sırada askerden inilti halinde bir ses duyuldu: ´´Baba!´´ Herkesin gözü doktora çevrilir. Yaralar içinde kıvranan asker, doktorun öz oğludur. Doktor buna rağmen ağrı kesiciyi oğluna yapmaz. Birkaç saat sonra da oğlu şehit olur. Doktor, oğlunun cansız bedenine sarılır ve şöyle der, ´´Affet oğul, o senin hakkın değildi.´´
Mayasında fedakarlık bulunan bu topraklar, hakkı olmadığı için bir ağrı kesiciyi oğlundan esirgeyen o ulvi insanlar tarafından vatan yapılmıştır.
** **
Gelelim bugüne;
Akrabalarını zengin edenler, dostlarını hakkaniyetsizce yüksek makamlara getirenler, çocuklarına ´´Gemicik´´ alanlar, ihale hediye edenler, milyon liralık saat takanlar, dernek-vakıf oyunları ile devlet kasasını soyanlar...
Bu millet, nasıl ki 100 yıl önce, 1000 yıl önce yapılan fedakarlıkları unutmamışsa, bugün devlet kasasını vakkumlayanları da tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenleri de unutmayacaktır.