Prof.Dr. M. Mehdi ERGÜZEL -
Eserlerini daima okumaktan zevk aldığım sayılı fikir adamlarından birisi olan Yahya Kemal, arkadaşı Ziya Gökalp´le sohbet için buluşmalarını anlatırken söze şöyle başlar : ? Dün akşam meçhul filozofla yine Çınaraltı´nda bir araya geldik?
Ben de onlardan ilham alarak , kendi hayali fikir arkadaşımla zaman zaman görüşüyor, Erenköy-Kozyatağı´nın, Sahrayıcedid´in sakin köşelerinde, ulu ağaçların gölgelediği mekanlarda kendisinin hikmetli sözlerine kulak veriyorum.
Geçenlerde bir iftar sonrası serinliğinde yine o yerlerden birinde, çaylarımızı yudumlarken hayata dair hasbıhale daldık, vaktin nasıl akıp gittiğini fark etmedik. Aziz arkadaşım gözlerini kısarak bana diyordu ki :
Mazinin şaşmaz muallimi, öfke ve gaflet erbabının acı hikayelerini asırlardır, anlatır durur azizim?
Hayat sahilleri, kayalıklarla doludur. Tecrübesiz cüretkarlar, kendilerine bir hal olmayacağını sanır ve aldanırlar. Hırçın dalgalar onları sulara çektiğinde yardım gelmesini boşuna beklerler. Hatta oradan geçip gidenler, ?Ne işi vardı oralarda ?? diyerek bir de üstelik ders verirler. Sizin haliniz umurlarında bile olmaz.
Öfke ve gerginlik içinde yola çıkanlar için ?Keskin sirke küpüne zarar verir .? diyen dedelerimiz, bu sözlerin gerçeğini ve gereğini yaşamışlar da demişler. Peygamberimizin ?Öfkenizin ateşini sabrınızın sularıyla söndürünüz..?
hadisinden ilham almışlar.
Makbul adam, çevresindekilerin iltifatına aldanmaz. Aksine eleştiri ve tavsiyeleri ciddiye alır ki ?Herkes düşünceme katılırsa, yanılmış olmaktan korkarım.? diyen soğuk ve soluk yüzlü İngiliz´i haklı bulur.
Tilkinin iltifatına, yalanına kanarak, ağzındaki peyniri kaptıran aptal karganın zavallılığına düşmektense yarına hazırlanan arının ve karıncanın tavrını beğenir.
Özeleştiri, otokritik veya kendini hesaba çekme, bazen de empati diye entelleşen tavır alışlar, zordur ve mutlaka lüzumludur. Kendini hesaba çekmeyeni hayat savurur durur. Son pişmanlık da fayda etmez. Kaleler düşmüş, atı alan Üsküdar´ı aşmış olur.
Bugün yüze gülenlerin, el oğuşturanların yarın size yabancılaştıklarını ve hayat dersi verdiklerini hayretle görürsünüz.
Denilmiştir ki ; ?Ölmeden önce ölünüz..? Sizin kendinize ait sandıklarınızı, şimdiden yok sayınız ki, bir gün sağlık gibi elden uçup gittiğinde yanıp yakılmayasınız.
Mal, mülk, çoluk çocuk, makam, servet..hepsinin birer imtihan, hatta düşman olduğu mealinde ayetler vardır, bilirsiniz. Yeniden okuyup düşünmek lazımdır.
Kendi ufkunu yegane hakikat sanmanın, sayısız mahzurları vardır. Felek zamanla acı dersler vererek öğretir, iş işten geçmiş, imkan ve nimet kuşları uçmuş, kibrine mağlup olanlar da ?el elde baş başta kalmış? olurlar.
Marifet; belanın üzerine gitmek değil, beladan korunmaktır. Çünkü sağlığın korunması, tedaviden önce gelir. Eskimeyen eskilerin ?Belki de şer görünende hayır vardır.?diye sabretmesi, kendini uyanık tutması boşuna değildir.
Vakit ilerledi, hava iyice karardı, evlerimize dönelim, silkinip kendimize gelelim.
? İnsaf, dinin yarısıdır.? diyelim. Adil olalım, faydası önce bizedir. Kimsenin ekmeğine kastetmeyelim. Aksi halde o kastımız, bumarang gibi döner bizi vurur.
Bugün ak dediğimize yarın kara demeyelim. Bugün iyi dediğimize yarın kötü diyecek kadar zikzaklı ve istikrarsız, vefasız olmayalım. İyilikleri unutacak kadar nankörlük etmeyelim.
Bizim dışımızda cereyan eden stratejik oyunların bizden kaynaklandığını sanacak kadar safdil olmayalım. Sabırla susmanın kararlılık olduğunu bilelim. Çünkü bazen ?Sükut, ikrardan gelir? Susmak, konuşmaktan daha etkili olabilir?
Tevazu gömleğini giyelim. İyilikten, hoşgörüden kimseye zarar gelmez. Bu yaklaşım, ilkelerden taviz vermek anlamına da gelmez.
Ağır söz, aslında sahibini yaralar ve günahtır. Dilimizi kirletmeyelim. Hallerini beğenmediklerimiz için de ?Allah ıslah etsin..? diyelim, araya mesafeler koyalım.
Önce kendimizi düzeltelim. İnkılaba kendimizden başlayalım ve hep öyle kalalım. Olup bitende hayır vardır diyelim ama teyakkuzu / uyanık ve tetikte olmayı da elden bırakmayalım.
?Hasbinallahü ve ni´mel vekil ve ni´mel nasir?? diyelim, çalışalım çalışalım ve hep
O´na sığınalım.
?Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler??
Bir hafta sonra tekrar sohbet için görüşmek üzere kendisine veda ettim. Serin bahar akşamında mütebessim düşüncelere dalarak evime döndüm?