Z-511611 / Z 569191 Bölüm 2: Mauthausen ? Ölüm Merdivenleri
Çocuk parkında cıvıl cıvıl koşup oynayan çocuklar, Cafe ve Restoranlarda oturan mutlu saatler geçiren yetişkinler, sağlıklı bir yaşam için yürüyüş yapan gençler. Çektikleri tanıtım videolarıyla böyle kandırıyorlardı insanları. Bilmiyorlardı ki hepsinin bir tuzak olduğunu.
SS geldiğinde onlarla gitmemek gibi bir seçenekleri de yoktu. Mecbursun gitmeye. Çocuklar tanıtımlara kandıkları için kendi istekleriyle güle oynaya gitmek istiyorlardı.
Tren garında topluyorlardı tüm esirleri. Vagonları nefes alınmayacak kadar çok doldurduktan sonra onlar için bilinmeyene doğru? Rotası belli tren ise Mauthausen´e doğru yolculuk başlıyordu.
Uzun süren tren yolculuğundan sonra son durağa geldiklerinde vagonlardan önce kadınları ve çocukları indiriyorlardı. SS askerlerinin yönetiminde kamplarına doğru gidiyorlardı. Numaralandırılmadan önce muayene ediliyorlardı. Üzerlerinde taktıkları değerli eşyaların hepsine el konuluyordu. Uzun saçlı kadınlar onlar için bir hazineydi. Çünkü o kadınların senelerce uzattıkları, özenle baktıkları saçları onları için değerli bir halı olacaktı.
Giriş kapısını gözünüzde canlandırın. Karşınıza önce esirlerin yattıkları alan yani küçük küçük lojmanlar çıkıyor. Her tarafta çalışan yorgunluktan ve açlıktan bir deri bir kemik kalmış çizgili pijamalı esirler, başlarında tüfekle bekleyen gardiyanlar. Bir tarafta 20 kişilik esir grubuyla kendilerince eğlenen SS askerleri. En sevdikleri oyunu oynuyorlardı esirlerle. Özgür bırakmış gibi yapıp esirler kaçmaya başlayınca kurşunlamak. Yolun en sonunda ise bacası simsiyah tüten yanık et kokusuyla etrafa korku salan baraka. Gaz odalarına götürülmeye çalışılan esirlerin gitmemek için attıkları çığlıklar. Senin de sonunun böyle olacağını bile bile ölümünü beklemek ve sıranın sana ne zaman geleceğini bilememek. Nasıl bir duygudur sizce?
Esirleri beş kişilik sıralar halinde birbirlerine zincirleyip götürüyorlardı taş ocaklarına. Her birinin sırtına en az 50 kilo taş yükleyip kamp yolundaki merdivenlerden çıkartıyorlardı. Merdiven deyince aklınıza öyle bizim günlük inip çıktığımız basit sıradan merdivenler gelmesin. Adının ?´Ölüm Merdivenleri´´ olmasının bir nedeni var. Basamakların her biri 50cm yükseklikteydi. Taş ocaklarını ve Mauthausen kamp alanını birleştiriyordu. Kısa bir mesafe değildi. Çeşitli işkencelerden geçmiş, aç, susuz, yorgun kölelerin taşları sırtında taşırken tökezleme, duraklama, dinlenme gibi şansları yoktu. O anda kurşuna diziliyorlardı. Bu merdivenlerde binlerce esir can verdi.
Günümüzde Mauthausen´e gezmeye gittiğinizde merdivenleri o şekilde göremeyeceksiniz. Çünkü bizler rahat gezebilelim diye tadilattan geçti ve merdivenlerin basamak yükseklikleri alçaltıldı. Öğrenciyken tarih dersinde götürmüşlerdi bizi. Gezimizde rehber eşlik etmişti. Ölüm merdivenlerini yürüdük sınıfça. O merdivenleri yürümek gerçekten zor ve yorucu. Esirlerin o anki durumunu düşünmek gerçekten zor. Ya yürüyeceksin ya da öleceksin.
Esirlerin kaldıkları lojmanlara girdik. 3 katlı ranzalar. Gerçekten dar ve kısa. Ortopedik sünger, kaz tüyü yastık bunlar gerçekten bir hayal. Dar bir tahta ranzada 3 kişi yatıyorlarmış. Kafa ayak kafa misali. Üzerlerinde incecik bir battaniye. Yaz kış sadece onunla. Günde bir kere verilen küflü ekmek ve bir tas çorba için yanlarında açlıktan ölen esirleri gizliyorlarmış. Onların yerine 1 küflü ekmek daha fazla alabilmek için. Durumu fark ettiklerinde ise gizleyenlerde kurşuna diziliyordu.
Gaz odasıyla gezimize devam ettik. Oda görünürde sıradan duş başlıklarıyla döşenmiş. Odalarında kullandıkları Zyklon B gazı hava ile temas ettiğinde metal yüzeylerde yeşil pas bıraktığından borular ve başlıklar paslı.
Oradan çıkıp Krematorium odasına devam ediyorsunuz. İçeri girdiğinizde karşılaştığınız manzara yanyana sıralanmış siyah ekmek fırınlarını andıran Krematoriumlar. Aralarından sadece bir tanesinin kapağı açık. İçindeki sedyesi yarıya kadar dışarı çıkartılmış ve insandan geriye kalan külleri toplamak için fırıncı küreği kapağın arkasına yaslanmış duruyor. Orası hala yanık kokuyor mu? Diye soracak olursanız. Evet; milyonlarca insanı katlettikleri, yaktıkları Krematorium hala yanık kokuyor.
Mauthausen Kampının kendine ait mezarlığı var. Mezarlık 4 futbol sahası büyüklüğünde ve esirlerin külleri ile dolu. O kadar çok insanları katlettiler ki mezarlıkta bile gömmeye yer kalmadı külleri. Esirleri yakmayı bıraktılar mı sizce yer kalmadı diye. Hayır. Yakmaya devam ettiler. Kamp Tuna nehrine yakın. Külleri toplayıp Tuna nehrine döktüler. Böylelikle ölüler için yer sorunuda ortadan kalkmış oldu.
Devam edecek?