Prof.Dr. M.Mehdi ERGÜZEL
YENİ TÜRKÇE DÖNEMİ (15.-20. asırlar arası Türkiye Türkçesi ve Şiveler Dönemi ) :
İstanbul'un fethini takip eden yıllara kadar olan dönem, Türkiye Türkçesinin Selçuklulardan Anadolu Beyliklerini de içine alan kuruluş ve oluşum zamanlarıdır. Batı Oğuzcası, Malazgirt'i takip eden bu dört asır içinde yeni vatanında temellerini sağlamlaştırmış, telif ve tercüme eserlerle ana dilin hakim olduğu milli üslubunu kurmuş ve geliştirmiştir. İstanbul'un fethi ve Anadolu Birliğinin kuruluşunu sağlayan Fatih döneminden sonra "Türkiye Türkçesinin Osmanlı Asırları" başlar, yirminci yüzyılın başlarına , 1911'lere kadar sürer. Bu 15. asrın ortaları ile 20. asrın başları arasındaki dört buçuk asır, bize göre dilimizin Yeni Türkçe çağıdır. Türkiye Türkçesi dışındaki Doğu ve Kuzey Türkçeleri de bu asırlarda yeni edebi şiveler halinde gelişmelerini sürdürmüş, eserler vermişlerdir. Osmanlı Türkçesinin kuruluş döneminden sonraki zamanlar olan 16-19. asırlar arası, Klasik Osmanlı Türkçesi dönemidir. 19. asırdan itibaren Milli Edebiyat Hareketi (Yeni Lisan Hareketi) ne kadar olan, Islahat, Tanzimat, Servet-i Fünun, Fecr-i Ati yıllarını da içine alan dönem de Yeni Osmanlı Türkçesi adıyla da belirtilen Son Osmanlı Türkçesi zamanıdır. Bu dört asır, Türkiye Türkçesinin Arapça ve Farsçanın derin tesirleri altında kalmakla birlikte bu iki dille boy ölçüşerek istiklalini koruduğu ve muhteşem eserler verdiği zamanlardır. Osmanlı Devleti bir cihan devleti olurken askerlikte, siyasette, hukukta, musiki ve mimaride ihtişamlı asırlar yaşanır ve büyük eserler verilirken edebiyatta, ilim ve fikir hayatında da Türkçenin zirve şahsiyetleri olan Fuzuli, Baki, Nef'i, Nedim, Şeyh Galip, Sinan Paşa, Evliya Çelebi, Katip Çelebi. lerle değerli eserlere imza atıldığı medeniyetimizin de altın çağlarıdır. Yerli ve yabancı bilim adamlarının yorumları da bu yöndedir. Çünkü büyük ve ömürlü medeniyetlerin dili ve edebiyatları da "imparatorluk üslubuyla" gelişir ve eserler verir.
20. YÜZYIL SONRASI GÜNÜMÜZ TÜRK DÜNYASINDA, YAKIN TÜRKÇE DÖNEMİ:
1911'de Genç Kalemler Dergisi ile başlayan ve Ömer Seyfettin'in "Yeni Lisan" yazısıyla hedeflerini ortaya koyan Milli Edebiyat Hareketinin, Türkçenin tarihinde önemli bir dönüm noktası olduğu bilinmektedir. Bize göre bu dönem, son asrın Türk dili ve edebiyatı tarihi bakımından "Yakın Türkçe Dönemi" diye adlandırılacak değer ve önemdedir. Aradan geçen yüz yıla yaklaşan zaman içinde Türkçe, hem Türkiye'de hem Türkiye dışındaki Türk Dünyası topraklarında yeni bir canlılık kazanmış, değişen ve gelişen dünya şartları içinde varlığını koruyarak yeni yazar ve şairlerle zengin bir dünya dili olduğunu göstermiştir. Bilhassa son çeyrek asırda Türkçenin dünyada konuşulan ve yazılan beş büyük dilden birisi olduğunun anlaşılması, gelecekte daha etkili, tanınır ve bilinir evrensel bir dil olacağının habercisi sayılmalıdır. İnternet yoluyla iletişimin anlık hale geldiği günümüzde Türkçenin zenginlik ve imkanlarının verimli değerlendirilmesi gerekmektedir. Dile dayalı metinlerin sonsuz sayıda bilgi sitelerine yüklenebildiği ve herkese açılabildiği günümüzün ve geleceğin iletişiminde Türkçe matematik kurallara uygun yapısıyla önce bütün Türklere sonra dünyaya açılabilir; ilimde, sanatta, kültürde, ekonomide ve siyasette evrensel mesajların "iletişim dili" olduğu kadar "gönül dili" de olabilir. Bu öngörü ve değerlendirmeden sonra, 1911 sonrasında Türkçenin, Türkiye ve Türkiye dışındaki durumunu, bir asır içinde ortaya konulan tanınmış eserleri ve bunların sahiplerini tanımak, aynı zamanda son asır Türkçesini anlamak bakımından da önemlidir.
Türkçenin, Türkiye'deki yakın dönemi, milli bir dil anlayışı ile başlamış sayılabilir. Ömer Seyfettin'in "Yeni Lisan" yazısıyla, onun fikir ve ideal arkadaşı Ziya Gökalp'in "Dilde Türkçülük" makalesiyle zamanın aydınlarına anlattıkları, bilinmeyen meseleler değildi. Tanzimat Edebiyatı yıllarından itibaren Şinasi'den Namık Kemal'e, Şemsettin Sami'den Ahmet Vefik Paşa'ya kadar bazı tanınmış yazar ve şairler, Türkçenin artık kendi kurallarına göre gramerinin ve sözlüğünün oluşması, eğitimde Türkçeye dayalı milli bir üslup gelişmesi gerektiği hususunda fikir yakınlığı içinde yazılar kaleme almışlardı. Okumuş yazmışlar camiası bu fikirlere alışık ve yatkındı. Genç Kalemler Dergisiyle daha önem kazanan ve kabul gören "dilde millileşme" anlayışı, eser halinde asıl meyvalarını tarihi şartların getirdiği Balkan Harbi, Çanakkale Muharebeleri ve Milli Mücadele yıllarında verecek ve milli devletimizin kuruluşundan sonra Cumhuriyet yıllarında Türkçe asıl ve asil yoluna girmiş olacaktır.
Anadoludaki Türkçe, Orta Asyadan getirdiklerini ve ortak İslam Medeniyeti ile kazandıklarını bin yıl boyunca işlemiş ve kendi milli harmanında savurarak benimsemiş Türkleştirmiştir. Yakın kültürlerden kelime almış, onlara kelimeler vermiştir. Bu alış veriş, kültür tarihinin bütün gelişen milletlerinde kaçınılmaz olan zenginleşme ve dışa açılma yollarından biridir. İçine kapanıp kalmayan her kültür ve medeniyet bu macerayı yaşar. Esas olan, başka dil ve kültürlerin içinde kaybolmamak, yabancılaşmamak, kendisi kalabilmektir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Farsça ve Arapçanın imkanlarından faydalanılırken Türkçenin ikinci plana düştüğü talihsiz gelişmeler de yaşanmıştır. Buna rağmen her dönemde Türkçe cümle yapısı korunmuş, yabancı kelimeler ve yabancı tamlamalar konusunda yaşanan sıkıntılar kolay çözülememiştir. Ancak Tanzimat yılları ve bilhassa Milli Edebiyat hareketinin inandırıcı yazıları ile yazı dilimiz halkın diline, konuşma Türkçesine yaklaşabilmiştir. Zaten milletimiz milli dilini hiçbir devirde Karacaoğlan ve Yunus Emre çizgisinden uzaklaştırmamıştır. "Binlerce yıllık bir geçmişi olan Türkçe", yirminci asrın başlarında Anadolu ve Balkanlar Türkiyesinden başka Kafkaslarda, Kırım'da Orta Asya'da, Orta Doğu'da Kuzey ve Doğu şivelerinin devamı halinde konuşulmakta ve yazılmakta idi. Bunların bir kısmı 1920 ile 1990 arasın da 70 yıl kadar siyasi sebeplerle farklı alfabeler kullanmak zorunda kaldılar, Türkiye Türkçesi ile bağları çok sınırlı oldu. Kültür alış verişleri neredeyse yapılamadı. 1990' dan sonra hızla değişen dünya şartları ve uydu haberleşmesiyle sınırların aşılabilmesi ,Türkçenin de ufkunu açmış, aynı dilin akrabaları olanlar, Kırımlı yazar İsmail Gaspıralı'nın "Dilde-Fikirde-İşte Birlik" hayalinin gerçekleştiğini görmüşlerdir. Günümüzde, başta Türkiye Türkleri olmak üzere Kuzeydoğu Asya'daki Yakut Türklerinden başlayarak Çin'in batısındaki Yeni Uygur Türklerine; Altay, Hakas, Tuva Türklerine; Kazak, Kırgız ve Özbek Türklerine ; Hazar ve Kafkaslar'daki Kuzey ve Güney Azerbaycan Türklerine, Türkmenistan, Kerkük ve Suriye Türkmenlerine; Karakalpak, Karaçay, Balkar, Kumuk, Nogay, Kırım Türklerine; Tatar, Başkurt ve Çuvaş Türklerine ; İran ortalarında eski lehçelerimizden birini konuşan Halaçlar'dan Eski Batı lehçemizin günümüzdeki torunları Çuvaşlar'a; Kıbrıs'tan Batı Trakya, Bulgaristan, Kosova, Romanya'daki Türklere, Moldovya'daki Gagavuz Türklerinden ve Makedonya'daki Türklere; ...ve nihayet son elli altmış yıl içinde Avrupa, Amerika ve Avustralya'ya giden oraya yerleşen Türklere kadar yeryüzünde 250-300 milyona yakın Türk Türkçeyi yaşatmakta, konuşmakta, yazmakta, Türkçe eser vermekte, onunla ağlayıp onunla gülmektedir. Dünya Türkleri, son yıllarda birbirlerinin sözünü, sesini, nağmesini dinlemekte; yazısını okumaktadır. Bu yeni Türkler; turistik, ticari ve kültürel gidiş gelişlerle birbirini yakından tanımakta, televizyonlarda seyretmekte, yakınlıklarla sevinmekte, bu arada hepsinin hal ve gönül dili de zenginleşmektedir. Günümüz Türkçesine başlangıç kabul ettiğimiz Milli Edebiyat Hareketinden zamanımıza doğru dilimiz, bazı geçici bocalamalar dışında kendi akışı içinde gelişimini sürdürmüş, yüz yıl içinde değerli eserler ortaya konulmuştur. Türkiye Türkçesinden başlayarak bu önemli yazar ve şairlerden bazılarını, eserleriyle hatırlayalım.
Yakın Türkçe Döneminde İlk 50 Yıl ( 1911- 1960 ) ın Bazı Önemli İsimleri ve Eserleri :
Ömer Seyfettin'in milli, tarihi , töreye ve aileya göndermeler yapan hikayeleri, yazıları Ziya Gökalp'in Türkçülüğün Esasları, Türk Töresi,..gibi kitapları, makaleleri, Yeni Hayat, Altın Işık, Kızıl Elma gibi şiir kitapları, Malta Mektupları.Yahya Kemal'in Kendi Gök Kubbemiz, Aziz İstanbul gibi kitaplarda sonradan toplanan şiirleri, makaleleri ve sohbetleri .Mehmet Akif' in Safahat' ında toplanan şiirleri ve dergilerdeki yazıları. Ahmet Haşim, Abdülhak Hamit, Halit Ziya, Cenap Şehabettin , Hüseyin Cahit gibi önceki dil anlayışlarını milli çizgiye çekenlerin son devirdeki eserleri. Refik Halit Karay'ın Memleket Hikayeleri ve Nilgün gibi romanları. Reşat Nuri'nin Çalıkuşu romanı ve diğer bütün eserlerı. Halide Edib'in Sinekli Bakkal romanı ve diğer bütün eserleri. Yakup Kadri' nin Kiralık Konak romanı ve diğer bütün eserleri. Falih Rıfkı 'nın Ankara ve diğer bütün kitapları. Peyami Safa' nın Yalnızız romanı ve bütün kitapları. A.Hamdi Tanpınar' ın Huzur romanı, şiirleri ve bütün nesir kitapları. Beş Hececiler (F.Nafiz Çamlıbel, Y. Ziya Ortaç, O. Seyfi Orhon, A.Kutsi Tecer, Behiç Koryürek)' in şiir kitapları. Necip Fazıl' ın ve Attila İlhan'ın şiir kitapları, hikayeleri ve diğer nesir eserleri. Nazım Hikmet'in, O.Veli Kanık'ın ve F.Hüsnü Dağlarca'nın şiir kitapları. Sait Faik Abasıyanık' ın hikaye kitapları. M. Fuat Köprülü' nün makaleleri. Hüseyin Nihal Atsız'ın romanları, şiirleri ve nesirleri. A. Nihat Asya' nın şiirleri ve nesirleri . O. Şaik Gökyay'ın şiirleri ve yazıları, N. Sami Banarlı'nın Edebiyat Tarihi, Samiha Ayverdi'nin romanları ve fikir eserleri, sayılabilir.
Yakın Türkçe Döneminde İkinci 50 Yıl (1960-2010) ın Bazı Önemli İsimleri ve Eserleri:
1960-2010 arası elli yıl, ayrı bir inceleme konusu olarak bizden bir iki önceki nesille bizim neslin hikayesidir. Bu dönemde öne çıkan isimler ve eserler arasında; Cemil Meriç, Mehmet Kaplan, Ahmet Kabaklı, Behçet Necatigil, Beşir Ayvazoğlu, A. Göktürk Tunceroğlu gibi yazarları belirtmek, edebi tenkit ve incelemeleri, akademisyenlerin çok sayıda ve rahat ulaşılabilir bildiri ve makaleleri hatırlatmak gerekir. Tarık Buğra, Kemal Tahir, Yaşar Kemal ve Orhan Kemal, M. Necati Sepetçioğlu, Emine Işınsu, Sevinç Çokum, İskender Pala ve Nazan Bekiroğlu'nun roman ve hikayeleri, Edip Cansever, Behçet Necatigil, Sezai Karakoç, Bahattin Karakoç, Abdürrahim Karakoç, N. Yıldırım Gençosmanoğlu, B.Sıtkı Erdoğan, Y. Bülent Bakiler ve Dilaver Cebeci'nin şiirleri, M. Ruhi Şirin'in ve neslinin çocuk edebiyatımızı zenginleştiren eserleri, son yarım asrın ilk akla gelen edebi zenginlikleri halinde ufkumuza açılmıştır. Geçen yüz yılın ve son 50-60 yılın eserleri üzerinde üniversitelerimizin ilgili bölümlerinde tezler ve incelemeler yapılmakta, makaleler, bildiriler kaleme alınmaktadır. Bir edebi dönemin değerlendirilmesi için son eserlerinin verilmiş olması beklenir, yazmaya devam edenlerin ayrı incelemelere tabi tutulduğu ve ideolojik gerginliğin azaldığı günümüzde yeni yorumlar, edebiyat, kültür ve sanat dergilerinde yayımlanmaya devam etmektedir. Ayrıca Türkiye dışındaki Türk Dünyasının her yerinde yüzlerce kalem erbabı binlerce şiir, hikaye, roman ve edebi eseri elektronik imkanları da kullanarak yaymakta, güzel Türkçenin renklerine hizmetler sunmaktadır.