Prof.Dr. M. Mehdi ERGÜZEL, Görgü ve muâşeret, "birlikte yaşamanın, iyi geçinmenin âdâbı"nı anlatır.

Bazı kaynaklardan derlediğimiz bilgiler ışığında denilebilir ki adab; usuller, yollar ve değişik zamanların genel ahlak kaideleridir. Toplum içinde tutulacak yol ve izdir, sıra ve saygıdır, nezaket ve terbiyedir, ar ve hayadır, ırz ve namustur, edep ve erkandır. Ahlaki tertip, düzen ve doğruluktur. Fazilet, şeref ve haysiyettir. Cemiyeti asırlar içinde ortak değerler manzumesinde birleştiren, ayakta tutan manevi sütunlar, milli desteklerdir. İyiye, doğruya ve güzele yönelten esaslar, fenalıktan uzak durmayı öğütleyen örf ve adetlerdir. Fert olarak kendimize, yaşadığımız yakın ve uzak çevreye karşı takındığımız ruhi, zihni, bedeni hallerimiz, tavırlarımız ve huylarımızdır. Görgülü olmak, Allah korkusu onun rızasını kazanma şuuru ile günahtan kaçınmadır. Felaket getirici belalardan uzak durmadır. İnsana ve eşyaya Allah'ın emaneti gözüyle bakma, kanaat etme, takva yolunda gitmedir. Sözün özü; görgülü olmak, utanmayı bilmek, yapılması ve yapılmaması gerekeni yerine ve zamanına göre ayarlamak, dilini tutmak, haddini aşmamak, kendini bilmek, başkalarını saymak ve tanımak sanatıdır. Adab-ı muaşeret insanla birlikte vardır. Halk edebiyatımız yüzyıllar içinde bizim insanımızın aynası olmuştur. Biz bu aynada fert ve millet olarak kendimizi görürüz, ölçeriz. Bu görüntüye ne kadar benzeyip benzemediğimizi, uyup uymadığımızı anlarız. Halk şiirimizde söyleyen dil bizimdir. Şairin deyişiyle "Türk'ü söyler türküler" ve "Türk'ü anlamak için türkü dinlemek gerek" ATALARDAN ALDIM ÖĞÜT Anlamak, bilmenin yarısıdır. Öyleyse, dinlediğimiz türkülerde, okuduğumuz mani, koşma, semai, ilahi, nefes, destan, güzelleme, koçaklamalarda Türk'ü anlatan neler var dinleyelim. Önce sazın telinde va aşıkların dilinde dünya görüşü, hayat dersi olabilecek düşünceleri mısralar arasından süzelim. Analizden senteze, parçadan bütüne, özelden genele doğru bir yol takip edelim: * Aşığız biz, yalan yakışmaz bize. * Kapı bir komşuya hile yapılır mı? * Ele, bele, dile ihanet olmaz. * Sıdk u sadakatten ayrılmak olmaz. * Okurlar fermanın kıyarlar cane. * Mert dayanır, namert kaçar. * Sağ olanlar bir gün kavuşur, / Küs olanlar bir gün barışır. * Çok keramet var insanda. * Kadir Mevlam beni muhannete muhtaç eyleme. * Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün. * Muhannetin kapısı dardır. * İnsaf din yarısıdır. * Muhannet sofrasından karnın doyuran, / İki elle zehir yer. * Ödünç alıp eline geçeni yeme. * Gel ha gönül havalanma, / Engin ol gönül, engin ol. * Ne devlete bel bağla, ne evlada güven, gez. * Düşman hançeri değil dostun sözü öldürür. * Sırlar aşikar olunca dostlar düşman olur. * Meyil verme edepsize, arsıza; akıbet ırzına hile getirir. * Arının kahrın çekmeyen ne bilir balın kıymetin. * Meclisten söz atan, gerçeğe yalan katan, sonra beyliğe yeten, ne bilir ilin kıymetin. * Erlik midir eri yormak, ırak yoldan haber sormak. * Değme, yetim gevline (kavline). * Edep, erkan, yol bizdedir. * Ben ağayım, ben paşayım diyenler, Gapıları kitlemişler gel hele. * Er gibi meydanda dönenlerdeniz, / Bir ahbap yolunda ölenlerdeniz. * Aşinasın ağlatan gülmez. * Cefa eden murat almaz. * Olur olmaz işe karışılmaz. * Herkes ettiğini bulur. * Ünlü bey kürk giydirir, at bağışlar. * Kul, hatasız olmaz. * Korku, hıyanettedir. * Varlığa, sevinilmez yokluğa yerinilmez. * Yaradılanı, Yaradan'dan ötürü hoş görmelidir. * Ah yerde kalmaz. * El'den ar etmelidir. * Ahd'ı unutmamalıdır, sözden dönmemelidir. * Yiğidin eyisi sözündedir. * Münafık sözüne inanmamalıdır. * Eyi, kötü birden bire seçilmez. * Eyi günde yaran çok olur. * Kötü dil, beladır. * Mağrur gezmek beylik değildir. * Çok varıp gelme sevdiğin yere. * Haramdan, zinadan kork. * Güzel oldum diye yukarı bakma. * Kamil olan sözünden belli olur. * Kötüler, sevdiğin dile düşürür. * Kötüler, köprü olsa üstünden geçmem. * Geçme namert köprüsünden ko aparsın (götürsün) su seni. * Cömertlikten kesilmesin eliniz. * Dert, Allah'tan gelir. * Giyim ile merdan olmaz. * Güvercinliktir bu alem, konan göçer. * Namertle değir cömertle işim. * Yiğit sırrı verilmez. * Tuz, ekmek yediğin yere hıyanetlik olmaz. * Dertsiz safa sürülmez. * Çok varıp gelirsen olmaz her yere, / Ya muhabbet kalkar ya bir hal olur. Veciz, düşündürücü, hayranlık uyandırıcı ve zaman zaman da hayret verici güzellikteki bu ve benzeri mısralarla halk şiirimiz dopdoludur. Denilebilir ki saz şairleri, içinde ömür sürdükleri milleti çok iyi tanımışlar, iyi anlatmışlar, bu bakımdan halkın sevgilisi olmuşlar, asırlarca dillerde, gönüllerde yaşamışlar. Yukarıda sıralanan mısralardan anlıyoruz ki halkımız yalan, hile, ihanet, yokluk, arsızlık, münafıklık, haram, zina, hıyanet... değil; doğruluk, dürüstlük, sadakat, varlık, ar (utanma, hicap), mertlik, helalden yanadır. Küs değil, barışık, muhannet değil cömert, zalim değil insaflı ve merhametli, gafil ve şaşkın değil uyanık ve kamil (olgun), kibirli ve yukarı bakan değil, engin ve hoşgörülü, düşman ve yadlar gibi dile düşürücü değil, yaran, dost ve sırdaş, yiğit ve er karakterli bey olan tercih edilmekte, kötü dilden kaçınılmakta, namus yüceltilmekte, zina affedilmez kabahat sayılmaktadır. Bu görüşler, Türk halkının hayata bakış tarzının örnekleri arasındadır. Çocuklarımız bu düşünceleri alarak yetişirler, edeplenir, görgülü olurlar. Halk şiirimizde örnek insanlar da çeşitli vesilelerle anlatılır. Er kişi, yiğit, ünlü adam kimdir, nasıldır? Kız, gelin, hanım, hatun nasıl olmalıdır? Ne türlü davranmalıdır? Yüzlerce şiir arasında bu analizi, aşağıda mısraları derleyerek yaptık: * Giyim ile merdan olmaz vur kantara tart yiğidi. * Er var içinde od yanar, er var ona su nar olur. * Bir yiğidin sevdiğine bakarlar. / Edep midir, erkan mıdır yol mudur? * İyi ile konuş olasın iyi. * Sözün bilmez bazı nadan (anlayışsız) elinden, / Erkan ağlar, usul ağlar yol ağlar. * Kötü adam insanın var ömrünü yok eder. * Adam var ki yiyip içmeyi bilir. * Yiğit olan gücü yettiğin yıkmaz, / Aklı olan yoldan kenara çıkmaz. * İyi olmaz yiğidin densizi satı, / Gayet düzgün ister silahı atı. * Ben yiğidi bilirim gurt gibi bakar, / Hasmını görünce ayağa kalkar. * Çok gezmeyince adam olamaz. * İğidin başına üç devlet konar, / Biri akıl, biri mertlik, biri şan. * Yiğit olan kimse saklar sırrını, / Kötü kalbindekini dile getirir. * Zehirdir kötünün ekmeği yenmez, / Merd olan erkeğin ışığı sönmez. * Yiğidin eyisini "ne"den bileyim, / Yüzü güleç kendi yaman olmalı, / Kasavet serine çöktüğü zaman, / Gönlünün gamını alan olmalı. * Merdoğlu merdim ben sözümden dönmem, / Çıktı sözüm yar yolunda bil beni. * Ala gözlüm senin neslini bilmem, / Öyle her kötüye meylimi vermem. * Kız dururken gelin sevmek hayvanlık. * Yiğidin başına bir iş gelince. / Anı yad illere açıcı olma. * Mürüvvetsiz bey, dağdan kötüdür. * Yiğidin ikrarı güzelin sözü, / Taze yağı bala katmış gib'olur. * Kusurumu gördüm kendi özümden. * Adamsan meydanda otur. * Bir yiğit bir kız için deryayı geçip gelir. * Sabah olur çarığını giyemez, / Ana beni niye verdin çocuğa. * Adam vardır cismi semiz, / Abdest alır olmaz temiz. * Bir yiğit sevdiğini almazsa ömrü sökülür gider. * Ağzı açık namertlere yiğit sırrı verilmez. * Güzel sevmeyinen yiğit asılmaz. * Evliler evine gider. Yiğit er, adam kelimeleriyle ifade edilen erkeklerde bilhassa şu vasıflar aranıyor: Mertlik, davranış düzgünlüğü, iyi arkadaş seçebilme, sözünü bilme, usulüne göre hareket, akıllıca tavır, cesaret, iyi binicilik, silah kullanır olmak, güler yüz, eve bağlılık, sözünün eri olmak, sır tutmak, hüner, kalp temizliği... Böyle bir erin, evinin ışığı sönmez. Yiğit gönlünün gamını alacak, sevilecek güzeller, hem iyi hem de uyarıcı sözlerle şöylece anlatılıyor: * Uzundur dilin kızım, kötüdür felin (falın, geleceğin) kızım. * Gayetle nazlıdır kendisi hatun, ahdine bütün. * Ağır mallarını ele mi sattın. * Yoksa namusuna hile mi kattın? * Has bahçeni yad ellere bozdurdun. * Bana lazım değilsin... * Kendi de güzel olursa eğer, / Yeğin karı dünya malını değer. * Yüzüne bakanın rasgelmez işi, üç ayda bir tarar sirkeli başı, / Derdi çekilir mi kötü karının. * Bismillah der elini işe vurur, / Erinin yanında bir ayna olur. * Koçyiğide nasib olsun alası, / Emsali bulunmaz yeğin karının. * Kayın babamdan hicap ettim. * Gelin başı bağlamadım, top zülüfü yağlamadım, / Obamdan utandım ağlamadım. * Nişanlı kızların gözü yoldadır. * Sen altınsın "yad"a bozdurma. * Koç yiğide düşen gelin al çiçekle korulanır. * Güzellerin dört adeti: şive, cilve, eda, naz. * Edepli, erkanlı, yollu bir gelin. * Kendini yadlardan sakla, / Söz gele deyü. * Gelin al çiçekli koru, / Kız bahçede güle benzer. * Şu Feke'nin hanımları,/ Kara bilmez alınları. * Kötüye meyil verme, / Ağır yerin kızı ol. * Bilmediğine gönül verilmez. * Yar üstüne yar tutulmaz. * Kadir Mevlam bana bir güzel ver, gönlüm eğleyim. * Gayet güzel olsun densiz olmasın. * Gayet nazlıdır kendisi hatun, / Korkarım göz değer gelin. * Varmasın kötüye otursun ölsün. * Geyinmiş, kuşanmış, güzel olmuşsun, / Güzellik kıymatın bilmeli gelin. Yukarıda okuduğumuz mısralar kadın için bize iyi veya kötü durumda olmanın ipuçlarını veriyor. İyi kadın; hanımdır, hatundur, yeğindir, dilini tutar, namusunu korur, maddede ve manada temizdir, inançlıdır, çalışkandır, utanmayı bilir, kusurunu bilir, güzelliğinin kıymetini bilir. Nişanlı da evli de olsa kötü niyetlerden korunur. Eda ve naz etse de edep ve erkandan ayrılmaz, ağırdır, alnı aktır. Giyinmeyi kuşanmayı bilir, densiz davranışlar yapmaz. Böylesi kadınlar makbuldür. Aksi durumda olanlar kınanır, yadırganır. AHLAKÎ, DİNÎ DEĞERLENDİRMELER, NASİHATLER, DUALAR-BEDDUALAR İnançlarına bağlı bir milletin sazında sözünde de kutsal değerler hayatla iç içedir. Manilerde, türkülerde ve bilhassa ilahi ve nefeslerde tasavvuf düşüncesiyle halkın yaşama tarzı, inançları beraber bulunur. İslam'a uygun ölçülerde Allah, peygamber, helal, haram, kader, şükür, dua, abdest, namaz, selam, tevbe, ahiret, hayır, şer, iman, intizar, kıble, günah, sevap, cennet, din, oruç, adak, kurban, sadaka, müftü, yemin, merhamet, Kur'an, ezan, eren, evliya, keramet, Kitab, nazar... gibi kelimeler şiirlerle dağılmış durumdadır. Bu gibi örneklerden seçtiklerimizi okuyarak neticeler çıkaralım: * Yaradan, ağlayanı güldürsün. * Çeşmelerden abdest alınmaz oldu, / Camilerde namaz kılınmaz oldu (Budin'de). * Selamı gelirse başım üstüne. * Çok nimetin yedim helalleşelim. * Hayırlı işe fitne salanlar. * Misafir kısmeti ile gelir. * Erenler gönlü ganidir. * Yarim arif değil ki! * Git babamın elini öp. * Göğsünde iman varsa gel. * Çeşmenin akışı kıbleye. * Haramdan korkarım. * Sevindirdin beni, inşallah cennet görürsün. * Dilimden Allah'ı komam. * Kalbinde hile varsa yerin Cehennem olsun. * Güzel sevmek günah değil. * Sevdiğim hasta olmuş, bir muskacık yaz ver bana. * Beş vaktini kazaya koymayıp kılan öğünsün. * Dört kitap hakkı için. * Yare kavuşturmayan; dinsiz. * Cahilin ettiğini Mevla bilir kınamaz. * Yar sevenin orucu kabul. * Sadaka; canım kurban. * Hasretleri kavuştur, yeşil donlu (elbiseli) peygamber. * Müftüye danıştım, sen benim olacaksın. * Annem ineği sağmadan, babam camiden gelmeden. * Getir Kitab el basam. * Mezarımın taşı, kıbleye karşı. * Seveni terk etmek, küsmek, / Haram oldu yemek içmek. * Dağların bekçisi Evliya. * Çok keramet var insanda. * Dedelere mum adağı... * İncil okumadan papazlanan. * Selam versen, selamını alırım, El bağlarım, divanına dururum. * Hiç yazılan yazı karalanır mı (kader). * Yitirip namusu arda kalmayın. * Akşam kavil verip yatsıda dönen, / Yalancıdan iman gider, din gider. * Yalnız git, yoldaş olma yüzsüze, Selam verme erkansıza, yolsuza. * Ömrüm uzun eyle ey Bari Hüda, / Hamd u sena, şükür etmek isterim. * Allah'ım sen kavuştur, akılcığım şaşmadan. Anlıyoruz ki, Türk insanı asırlardır inançlıdır. Yaşayışı din ile bütünleşmiştir. İslam'ın değerleri gelenek ve görgü ile kaynaşmıştır. Dilden Allah sözü eksilmez, haramdan korkulur. Helalleşme, selamlaşma, sadaka, namaz kaçınılmaz vazifeler sayılır, saygı gösterilir. Darda kalınınca dini çareler aranır, yeminler Kitabullah üzerinedir. İyi insan aynı zamanda iyi Müslümandır. Dinin ahlaki kurallarına uyulmalı, iman daim yüreklerde kalmalıdır ki edep ve erkan kaybolmasın...