Tekirdağ Hacivat"la-Karagöz sahnesi değildir.

Tekirdağ’ın deprem bölgesinde olduğunu artık cümle âlem biliyor; böyle olmasına rağmen tedbirlerimiz var mıdır kuşkuluyuz, hem de çok kuşkulu… Uzağa gitmeyelim;  geçen seneydi ve okullarımız özel bir şirket tarafından depreme dayanıklılık testine tabi tutulacağı haberlerini okumuştuk lakin sonu kamuoyunca hala belirsiz? Bize göre o raporlar sumen altı bekletiliyor. Testler sonucunda 300 okuldan 40 kadarının oturulamaz durumda olduğu anlaşılınca Valiliğin gözleri fal taşı gibi açıldı ve çok büyük bütçe içerdiğinden dolayı iki ayağı bir pabuca giriverdi. Düşünsenize! 40 okul önce yıkılacak ve sonra yeniden yapılacak; olacak gibi mi? Eğitim ve öğretim allak bullak olacak belli ve ayrıca muazzam bir bütçe gerekiyor; mümkün mü? Olmayınca Valiliğimiz yeni bir çözüm getirdi konuya:  Resmi kuruma yeniden test yaptırmak! Şimdi durum nedir? Galiba olay beklemeye alındı ama binlerce öğrencimiz de risk altında… Geçenlerde biliyorsunuz (4.7) şiddetinde bir depremi yaşadık Tekirdağ’da... Sabah namazı sırasında (saat: 06.13 idi) yataklarımızdan fırladık. Sanki ray üzerindeki evlerimiz birden kayıvermişti.  Şiddetli hissettik sarsıntıyı,  merkez üssü M. Ereğlisi açıkları imiş. Son yıllarda hemen her gün depremle yatıp kalkıyoruz. Marmara’da akşama sabaha deprem olacak muhabbetleri bir anlamda şuuraltımızda ciddi tahribat oluştururken bir diğer noktada da alınacak tedbirleri gündeme getirmekteyiz. Esasen bu tür yıkımsız ani sarsıntıların bir faydası da var: “Ben varım, gerçeğim ve elinizi çabuk tutun!”  Diyor Yüce Allah! Ve... 81 İlden daha fazla, daha hızlı, daha kapsamlı olarak acele etmek zorundayız Biz. Acele etmeliyiz; maazallah! Yarın şiddetli bir sarsıntıyla yıkıma uğrasak, “oturulamaz!” raporlu okullarımızdan bazıları çökse, ölümler meydana gelse, birbirimizi suçlamaktan, suçlu aramaktan başka elimizden ne gelecektir? Aslında hakikat acı da olsa raporlar açıklanmalı, betonarme yapamıyorsak prefabrik malzemeyle geçici olarak okullarımızı kurmalıydık. Nam, şan, gösteriş arkada kalsın ama  halk devletine güven beslesin. Bu vahameti Ben pek aklıma getirmiyordum ancak vatandaşın biri telefon ederek muhtemel bir deprem karşısında yukarıda belirttim hususlarda endişelerini bildirince ve tevafuka bakın ki o gece de bilinen sarsıntıyı yaşayınca Benden ilgi bekleyip " SOS" dileyen doğru sese hak verdim. Uzatmayayım; deprem insanlığın kaderi, amenna ancak tedbirleri almak da insanoğlunun elinde... Belediye Başkanı Âdem Dalgıç son sarsıntıyı kast ederek orta ölçekli depremlere alışık olduğumuzu dile getirmişti. Bir yere kadar cesaret verici ifade olarak ele alsak bile -Allah korusun-Sakarya tipi bir deprem karşısında mazeretlerimizi sokacak bir deligi bugün için bulamayız.  Temenni ve dilekler yerine bilimsel raporlara itibar etsek, tedbirleri acilen alsak, can ve mal zararı görüp derin acıları yaşamasak daha doğru olmaz mı? Özetleyelim; Valiliğimiz, masasında duran test raporlarını bekletmeden, belediye başkanımız da şuur altlarımızı rehavete sokacak sözlere tevessül etmeden, çok acil olarak şu depremin üzerine eğilelim. Hacivat’la-Karagöz oyunu sona ersin... Vaktimiz, boşa kürek çekme zamanı değildir.